EYLÜL Bakışlarım yumuşadığında dudaklarım hafifçe kıvrıldı. “Artık sivil statüsünde değilim, Yüzbaşı Timur Karan… Baran’ın da bir sivil olmadığını öğrenmişsinizdir umarım.” diye mırıldandım. Timur’un kaşları hafifçe çatıldı, bir gölge gibi yüzünün üzerinden geçti. “Onunla ilgili henüz bir bilgi gelmedi ajanstan.” dedi, sesi keskin ama ölçülüydü. “Senin dosyan gibi, onunki de gecikiyor.” Omuzlarımı silktim. “Baran’ı görmek istiyorum Timur. Nerede o? Merak ediyorum.” Bu cümle dudaklarımdan çıkarken, Timur’un yüz hatları bir anda ciddileşti; çenesindeki kaslar gerildi, nefesi göğsünde ağırlaştı. Sert bir şekilde boğazını temizledi, sonra sedyeden dikkatle doğrulup ayağa kalktı. “Benim gitmem gerekiyor.” dedi, o tanıdık, otoriter tonda. “İşlerim var. Ama merak etme, gözüm hep burada olac

