EYLÜL Işık hâlâ aynı yerdeydi. Aynı tonda. Aynı açıdaydı. Ama ben ona aynı şekilde bakmıyordum artık. Gözlerim açık olmasına rağmen sanki netlik, gözbebeklerimin arkasında bir yerde bulanıklaşmaya başlamıştı. Bakıyordum ama gördüğüm şey, az önce gördüğümle birebir örtüşmüyordu. Duvarın köşesindeki çatlak, biraz önce bu kadar uzun değildi. Şimdi sanki aşağı doğru uzamış, gölgelerle birleşmiş gibiydi. Gözlerimi kırptım. Çatlak hâlâ oradaydı ama eski hâline dönmüştü. Demek ki henüz tam değildi. Henüz beynim bana yalan söylemeye başlamamıştı. Sadece gerçeği eğip büküyordu. Ayakta durmaya devam ediyordum. Dizlerim kilitlenmişti. Baldırlarım yanıyor, ayak tabanlarım sanki zemine yapışmış gibi hissizleşiyordu. Bu his tanıdıktı. Uzun nöbetlerden. Uykusuz geçen saha günlerinden. Ama burada

