Alışveriş

1272 Words
Buyukhanim Var bu işte bir şey. Yıllar sonra tam da bu gün gelmesi tesadüf olamaz. " Ne demek çantası falan yoktu?" Mutfak personelini karşıma dikmiş soruyordum. Kimseden doğru düzgün bir cevap çıktığı da yok ya neyse " Vallahi yok hanımım, ben canta falan gormedim" Diğerleri de mırıldandı kendi aralarında " Biz de görmedik " diye. Bir insan neden cantasiz gelsin? var diyorum ben bir şey kimse inanmıyor. Sofraya döndüğümde masada gördüm baba kizi. Seyit Bey deseniz halinden memnun Nerede ise kıza eli ile ikramda bulunacak. " Senin cantan nerede? İstanbuldan buraya cantasiz mi geldin?" Masaya oturup dikkatle süzdüm. Panik mi yapti o? Burcu Yok ki, bir canımı alıp kacmistim ben. " şey..." " Ney?" Bu kadının benimle derdi ne ki, kıstı gözlerini bakıyordu. Öyle sert ki sesi, Seyit beyin öksürerek verdiği uyarılara bile aldırmadı. Ben ne diyeceğimi bilemezken bacağımın üstünde babamın elini hissettim. " Söylesene kizim, aktarma sırasında valizi kaybolmuş. Orada ne tuttular diyordun, tutanak mi? yanlış uçağa yüklemişler" Beni mi korudu o? Burcu haklıymış. Babam beni korur demişti. Korurmus. Bacağımı destek verircesine sıkarken titreyen sesimle " Evet öyle oldu " Sonunda üstümdeki delici bakışını çekmişti. " Talihsizlik iste" diye mırıldandı buyukbey yüzüme güven veren bir tebessüm atarak. Kahvaltı biter bitmez buyukhanimin sorularından kendimi babamla kaldığımız odaya attığımda pesimsira açıldı kapı Yavaş adımlarla geldi. Her hareketinde ciğeri sokulurcesine öksürüyordu Koluna girip koltuğa oturttugumda cebinden banka kartını çıkarttı. " Emekli maaşım yattı, hiç çekmedim. Sana biriktirdim. Al hadi git kendine güzel kıyafetler al, gez toz" Yanına oturup kartı elime aldığımda ben şimdi baba parası mı yiyeceğim diye düşünürken nemlemdi gözlerim " Baba benim çantam.. şey oldu. Ben aniden gelmeye.." " Hiiist" susturdu. Ellerimi kavrayıp " şu kapının ardindakilere söylüyoruz yalanlarımizi ama bu kapının içinde hep doğru olacak kizim. Konuşmaya hazır değilsen konuşma, yeter ki yalan da konuşma babana" O benim babam, benim. Burcu bana giderken bir aile bıraktı. Babamın yüzünü öne egdirme yeter dedi. Simdi anliyordum son nefesinde bile neden bu kadar düşündüğünü. Boynuna sarıldım. Sımsıkı. Gülerken yine baslamisti oksurmeye. " Hadi hazırlan cik, çıkışta seni bir araba bekliyor. Alışverişe götürecek. Gez toz. Özlemişsindir buralari. Nehir kenarında güzel bir kahve iç benim yerime de" Göz yaşımı elimin tersi ile silerken tonton yanağına bir öpücük kondurdum. " İstediğin bir şey var mı gelirken alayım?" Gözüme bakıyordu, tekrar sordum " İstediğin bir şey var mı? gelirken alayım babacigim" Allahim ne güzel bir kelime bu? " Mutlu git mutlu gel" Mutlu? mutluyum, sahi Yanağımdan akan yaşlar ilk defa kederle acı ile utançla akmiyordu. Mutluluktan akıyordu. İnsan çok mutlu olunca da ağlarmış ya da hep ağlayınca bünye alışmış, mutlu olsam da ağlıyor. İçimi kaplayan çocuksu bir heycanla çıktım konaktan. Sanki seke seke indim merdivenlerden. Elimdeki karta baktım, baba parası mı harcayacagim sahiden de ben? Dışarı çıktığımda pahalı bir jeep ve sürücü koltuğunda güneş gözlüklü siyah gömlekli birisi oturuyordu. Sağa sola baktım ama başka araba yok. E babam dışarıda bekliyor araç dedi? Ben şaşkın şaşkın etrafa bakinirken aniden çalan korna ile olduğum yerde sicradim iç çekerek Kornaya basan jeepteki adama döndüğümde öfke ile soluyarak araba kapısının yanında aldım soluğu " Manyak mısın be bomboş yolda dururken neden kornaya basıyorsun?" Bir eli direksiyonda, diğeri ile gözlüğünü hafif indirerek beni suzdu " Hi manyağım, duran arabada çocuk gibi kornaya basmadan duramıyorum, kizim alık mısın binsene seni bekliyorum" Bu o! " Sen... Sen o tesisteki adamsın" Yüzünde yarım ve kendini beğenmiş bir gülümseme oluştu. Bana bakarken eli vitese gidip önüne dönüp uzakları süzerek " Üstünde bu kadar etki biraktim demek" " Istemez, ben kendim giderim " Yürümeye başladım nereye ne tarafa gideceğimi bile bilmeden. Nerede bir deli var kalkar beni bulur zaten. Her adimimda yanımda seyreden aracın cami açılıp arabanın içinden konuşmaya başladı " tabi tabi gidersin, bok gidersin! Cok merak ediyorum buradan nasıl merkeze gitmeyi dusunuyorsun?" Durdum, sağa sola baktım. Her yer alabildiğine boşluk... " Durağa gideceğim... dolmusla" Ve yine kahkaha atmaya başladı " Tüh vapuru yeni kacirdin, bari metro seferine yetis" Bu ukala bana buradan vasita geçmediğini mi anlatmaya çalışıyor " Yolcu arabası nereden geçiyor?" Umutsuzca sordum arabanın içinde benimle alay edip duran zibidiye " Yolcu arabası... Ah be güzelim, olsa dükkan senin. " Nasil ya? " Saka mi bu? buraya insanlar nasıl geliyor peki?" Eli ile direksiyonuna vurdu. "Bak şu gözünün alabildiği tüm alan bizim, burada son durak biziz, Belli ki unutmussun" Of Leyla... ama Burcu böyle bir şeyden hiç bahsetmedi ki, at uğramaz it dalmaz diye... Önümde duran aracin kapağı açıldı " Neyse ki ben çok iyi bir adamım da az önceki terbiyesizliğini affedip seni alışverişe goturecegim" Sanki istedik. Of , bu sinir şeyden de hiç bahsetmemisti. İstemeye istemeye de olsa bindim arabaya. Ne tuhaf, sanki beni kaçıracak, geç kavuştuğum masal diyarimdan koparacak gibi korkuyordum. Arabaya bindiğimde bana doğru uzanan eli ile korku ile çekilerek sinerken bir köşeye yüzüme kaşlarını catip dikkatle bakarak " Torpidoya uzanacaktim" diye açıkladı. Torpido gözünden şu çıkartıp uzattı. " İç bir yudum rengin atti" Tek bir hareket beni o güne götürmüştü. Tufan'in beni kandırıp götürdüğü ve hayatımı mahvettigi o güne. Derin derin soluyarak aldım suyu Sakin ol Leyla, geçti gitti. Sen artık Burcusun. Ağzıma suyu dikmiş içerken " Eee düğünümüz nerede olsun ?" dediğinde genzime kaçan su ile oksurmeye başladım " Helal helal, nefes alsın yeter dedik kız son solukta" diye söylenerek peçete uzatti " Ne düğünü be ?" Gözüme bakıyordu salak der gibi " Sen karar ver, kir olur, bahçe olur ,havuz olur... " " Manyak mısın kim evleniyor seninle?" Gülerek surmeye devam etti arabayı " Sana daha söylemediler mi? Biz Evleniyoruz. Ne şanslı kızsın, iç Anadolu ve balkanların en gözde bekarıni kaptin, tebrik ederim" Elini uzatmış sikmami bekliyordu, bense vurarak ittim elini " Ben kimse ile evlenmiyorum, özellikle seninle hiç!" Evlenemem, ne evliliği ya! Ben babamın dizinin dibinde yaslanacagim. Değil elime erkek eli , erkek gözü bile değsin istemiyordum artık üstüme " Neden, aklı dengede sorun mu var? " arabayı durdurup gözlüğünü çıkarttı, koyu kahve gözlerini dikmiş bende sanki bir kusur arıyordu. " Ateşin mi var, havale falan mi geçirdin zamanında?" Ne saçmalıyor bu? Arabanın aynasında kendine baktı saçını düzeltip gözünü kısarak " Buldum, astigmat var sende. Burnun ucunu görmüyorsun sen?" Yeniden çalıştırdı arabayı " Bildiğim çok iyi doktorlar var merak etme kurtaracağım seni yavrum" Yavrum mu? " Manyak mısın be adam, istemiyorum kimse ile evlenmek ben, diyelim ki bir gün bir mucize oldu ve istedim o da kesinlikle senin gibi birisi olmaz emin ol" Sinirle titreyerek camdan dışarı baktığımda adeta buyulemmistim. Gökyüzünde bir sürü balon vardı... Rengarenk tüm gökyüzünü kaplamış! " Çok hoşuna gittiyse yarın gelip bineriz müstakbel karim" Sesindeki hissedilir ima sinir bozucuydu. " Evlenmeyecegim seninle diyorum nesini anlamıyorsun?" Ellerimi koynumda birleştirmiş ondan ters istikamete bakacağım diye başımı yana çevirmekten tutulmuş halimle kükredim Araba tekrar anı bir fren yaptı. O an göz göze geldik, öne doğru savrulurken elini önüme koyup tuttu beni. O kadar derin kahve ki gözleri... " Tekrar soruyorum niye? geri zekalı mısın sen, aklından zorun mu var , kör müsün? Genç , yakışıklı , zengin dört dörtlük adamım daha ne istiyorsun allahtan belanı mi? Hem sen bana 6 yaşındayken söz vermedin mi cikletten çıkan yuzugu parmağına takarken, ben bu yasa dek elime kadin eli değmeden seni bekledim" Sesinde hissedilir bir sitem vardı. "Nasil yani eline kadın eli değmedi mi hiç ?" Neden soruyorsam, bana neyse? " Elime değmedi " Deyip sırıtarak calistirdi yine arabayı. Hayret ve öfke ile açılmış ağzımla başladım feryada "Allah belanı versin" deyip yüzümü öfke ile çevirdim tekrar pencereden dışarı. Hayatımda tanıdığım en uyuz insan olabilir. Hem de en uyuzu! Cikletten çıkan yüzük mu? Burcunun bilekligindeki plastik yüzük mu acaba? " fesatsin fesat, tamam söz bir daha başka yerlerime de değdirmem, hem niye degdireyim müstakbel karım gelmis, bir yere bir şey degdirilecekse karım degdirir" Gülümsüyor muyum ben? Sinirden sinirden... sinirlerimi bozdu Manyak!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD