Burcu( Leyla)
Odaya girdiğimde beni uzun boylu bir adam bekliyordu. Bakislari üstüme yapışan mini elbiseden bacaklarıma döndü.
Eli önünde koyu renk kont pantolonunun üstünden aletini ovarken yatakta yarim uzanmış halini bozup yanıma geldi.
Elindeki prezervatif ambalajii ağzıma uzatıp yırtmami isterken yüzündeki iğrenç gülümseme her şeyden daha da çok midemi bulandırıyordu
Cebinden çıkarttığı kelepçeyi ellerime geçirdiğinde daha o an anlamıştım başıma kötü bir şey geleceğini ama kendi kendimi ikna etmeye çalıştım.
' Sakin ol Leyla, yapmamıştır Kolsuz öyle bir şey ' diye kendimi rahatlatirken bacagimdaki eteğimi karnıma dek sıyırıp uzaklaşarak izleyip kendini soymaya başlamıştı
" simdi seni çığlık çığlığa sikecegim"
Kapı sesi ile ürperdim. " Ne oluyor?"
Ne oluyor, korktuğum şey oluyordu...
Arkami döndüğümde 2 adam daha vardı soyunarak gelen
" hayir olmaz, hayir"
Kelepçeli elimi kaldırıp kendimi savunmaya çalışırken kapıya gittiğimde kilitli olduğunu fark ettim
" acin kapıyı , hayir. Kolsuz size söylemedi mi, be böyle ilişkilere girmiyorum, acin"
Belimden sarılıp ayaklarımı havada bırakarak odanın ortasına sürükledi iri olan, dudağını kulağıma dayayıp " üç katı para aldı direnmeyi kes. "
Üç katı para? Yaptı mı bunu? Aleti kalcamda baskı yaparken bir diğeri önüme geçmiş iç camasirimi tüm cirpinmama rağmen soyuyordu.
" hayir lütfen hayir, hayir geri iade eder... Ben veririm... "
" vermeni istediğimiz şey para değil kızıl!"
Bacaklarımı ayırmış önünme kendini gömmeye başlarken arkamdaki iri adam kulağıma dayadigi ağzını sıcak nefesi ile yakarak " Simdi hiç yapnmadığı kadar yanacak canın, ben arka severim ve benimki çok buyuk"
Hayir.. hayir istemiyorum hayir... istemiyorum
Kan ter içinde uyandığımda omzumdaki kolu iterek yatakta saklandım
" birak istemiyorum bırak hayir"
Soluk soluğa kriz geçirirken onun sesini duydum, babamın
" kabus mu gördün sen kızım?"
Yanıma oturmuş elini yavaş yavaş saçlarıma götürüp " Gel bir okuyayım üstüne, nazar değdi hep benim güzel kizima"
Kabus mu gördüm? hayir ben kabusun içinden çıktım geldim. O gün, yaşadığım o acı gerçekti... Keske kabus olsaydı baba, okuduğunda geçseydi.
Saçlarımı okşayarak ayet okuyan adama sımsıkı sarildim gözyaşları içinde
" Gecti kizim, geçti güzel kızım benim"
Geçti.... kurtuldum
Cesur
Annem kahvaltı masasında söyleniyordu. " hale bak sanki evin sahibi değil sigintisiyiz, ne zaman gelecek ev sahiplerimiz de kahvaltıya başlayacağız Seyit bey"
Babamin masaya inen yumruğu ile annem korku içinde sıçrayarak sustu. İyi de oldu çünkü kısa süre sonra girdi Cemal amca ile güzel turuncum
Onun yüzü neden öyle solgun ki... ruh gibi
Tüm kahvaltı boyunda önündeki iki lokma şeyi çatalla evirip cevirdi, ister istemez birkaç küçük parça ekmek kopartıp birkaç yudum çay içti
Gözleri neden nemli? Ne oldu benim turuncuma, kim üzdü? yoksa annemi mi duydu, ona mi üzüldü?
" Giderken kızımı da götür mutlaka "
Başını kaldırıp baktı babama. Muhtemelen ne konuşulduğunu bile bilmiyordu, yanımızdaydi ama sanki ruhu zihni bambaşka bir yerde acı çekiyordu
" Nereye efendim?"
" Mahir'in nisan kutlamasina gideceksiniz ailemizi temsilen dedi ya amcan, hiç mi kulak vermedin?"
Annem yine bir fırsatını bulup kızi azarlamanin yolunu bulmuştu
" Kotu bir gece gecirdi yenge, üstüne gitme kizimin"
Masada herkesi şaşırmıştı Cemal amcanın bu çıkışı. Şu ana dek ağzını açıp tek kelime etmeyen sessiz adam annemin gözünün içine baka baka meydan okudu
" Ben gitmesem... kendimi pek iyi hissetmiyorum da.."
Benim zavallı turuncum, bu ailede isteklerimizin bir önemi olduğunu düşünüyor. Bu ailede tüm kararları bu ihtiyarlar verir.
Burcu
Ayna karşısında siyah bir elbise gitmiştim. Düşük kollu, uzun sağ bacağında yirtmaci olan kalem model bir elbise.
Düşük topuklu bir ayakkabı ile zincir detaylı bir çanta, usulca salinmis saclarimla odada bekliyordum.
İlk defa bir ton makyaj yapmamış, ilk defa bir müşteriye gitmek için değil bir kutlamaya gitmek için hazırlanmıştım
Doğru mu giyindim acaba?
Kapı açıldığında içeri giren Cesur'u gördüm aynada. Bakislari üstümde dolandi. Tuhaf hem beni isteyen erkekler kadar arzu dolu bakıyordu hem de o bakışlarla guven veriyordu
" Fazla mi olmuş?" diye tereddüt içinde sorarak döndüğümde başını sağa sola sallamisti.
Aramızda birkaç adimlik mesafe vardı ve o öyle ani bir hareketle kapattı ki o mesafeyi. Kollarının arasına beni almış sımsıkı sarılırken basim inip kalkan göğsüne yaslanmisti
" Nasıl hasrettim sana bilmezsin, nasıl bekledim, nasıl ozledim"
Beni mi? hayir beni değil Burcu'yu bekledin. Onaydi hasretin...
" Yalvarırım artık inat etme" Kendini çekmiş şaşkın bakislarimin gölgesinde avucunun içine sığan yüzüm ateş gibi yanıyordu
Gözleri dudagimda, boynumda gidip geliyordu. Ard arda yutkunurken bana yaklaştığında dudaklarımı simsiki bastırmış ellerim onu itmek için kalkarken dudaklarını alnimda hissettim
Alnımı mi öptü? beni arzuladigi halde alnımı mi öptü?
Yapma, içimin buzlarıni eritiyorsun eritme, beni olmaz bir masala inandiriyorsun... kanatlarım yok ama sen ucabilecegimi fisildiyorsun fısıldama!
" Evlen benimle güzelim, sana yalvarırım güven bana , her ne olursa olsun sana olan aşkımı güven "
Nasil olabilir ki... kac gündür tanıyorsun beni
" Nasıl güvenebilirsim Cesur, kac gündür tanışıyoruz seninle. Evlilik 2 gündür tanıdığın bir insanla alınabilecek bir karar mi?"
Kurtulmaya çalıştım kollarından. O ise daha da sıkı sarılıp göğsüne sakladı adeta beni
" Ne iki günü güzelim ben bu yaşıma dek hep seni sevdim seni bekledim.... hem sen de bana söz vermedin mi? "
Burcu, ah Burcu... Bana aileni, babanı, temiz bir hayatı bırakıp giderken sevdiğin adamı da mı bıraktın ?
Gozumden yaşlar süzülürken en iyisinin sessiz kalmak olduğuna karar vermiştim.
Bazen verecek bir cevabınız yoksa susmak en iyisidir. Davete kollarında girdim. Tüm gözler bizim üstümüzdeydi
İlk defa kötü kadina bakar gibi değil, hayranlıkla, imrenerek bakar gibi baktı kadınlar erkekler.... oysa bana hep igrenerek bakarlardi
Meğer çocukluk arkadaşımızmis Mahir, daha doğrusu Burcu'nun. Bir Dünya anı dinledim en yakın arkadaşımın içinde olduğu.
Her birine kendiminmis gibi sahip çıkarak. Ne ara tüm kalabalık azaldı farkında değilken elimden tutup sürükleyen bir el ile dağıldı kafamda dönüp duran düşünce bulutu
" hiç öyle yengeç gibi yandan yandan kaçma"
Kollarında bulmuştum kendimi. Beni cekerek piste cikartmis " Bak bu zibidilere çok yüz veriyorsun verme, o Mahir pici çocukken sana asikti." dediğinde yüzümde ister istemez gülümseme oluştu
" Adamin Nisan davetindeyiz" dediğimde
" Anlamam ben nişanlı, evli, bekar...yüz verme şu zibidiye"
Gerçekten de bozulmuştu. Bi an gayri ihtiyari Mahir'e bakma isteği doğdu içimde
" Ne yapıyorsun sen, Mahir'i mi suzeceksin alıcı gözle?"
Anlamıştı
"Ne münasebet?" diye itiraz ederken belime sarılan kolları daha da sert kavrayıp beni kendine çekti. Başını eğmiş alnini alnıma dayamış tüm bedenini bedenime yapıştırmışti
" Ben bu dünyada görüp görebileceğin en kıskanç adamım, sakin güzellik... sakin beni tahrik etme"
O an soldu yüzüm, gerçeğe tekrar döndüm. Evet,o kıskanç birisi, beni ve geçmişimi sindiremeyecek kadar kıskanç
Kollarından güçlükle de olsa ayrıldığımda soru dolu gözlerle bana bakıyordu
"Korktun mu?"
Endişe doku gözlerle bakıyordu bana.
" Ben lavaboya gideceğim "
Topuklu ayakkabima inat koşarak uzaklaşırken ondan kendimi nedensiz bir çift gözün hapsinde gibi hissediyordum
Tuvaleti ararken kolumda hissettiğim sert tutusla döndüğümde onu gördüm.
Tüm bedenim titrerken " sizi daha önce görmüş olabilir miyim?"
Hayir olamaz... bu o!
Tüm bedenimi parçalarcasina bana sahip olan bu geceki kabusumdu. Sanki o an a ışınlandım
O andaydim. Ellerimde kelepçeler,kulağıma nefesini vererek konuşuyordu. Tüm gece bedenimi parçalayan adamdı o
Arkadaşları ile hayatimin en kotu zamanını yaşatan adam ve o an Cesur'u gördüm
Sırtı dönük adamın arkasından birze doğru geliyordu. Bitti mi Leyla... Babam.... Babam çok üzülecek.
Her şey bir tarafa, o üzülecek.
Gözlerim dolmus tüm bedenim korku ile sarsilirken o serefsiz giderek bana yaklasiyordu ve o bana doğru attigi her adımla mesafeyi kapatırken bize doğru gelen Cesur'un öfke dolu ifadesi, kabarmış boynu ile masalın bitti kül kedisi diye haykiriyordu gerçeği.