Burcu ( Leyla)
Hava aydınlanmaya baslamisti. Seyit Bey babamla hastanedeydi. Buyukhanimin ise yaptığından sonra odadan çıkmamıştık. Kızların getirdiği iki lokma yemeği ancak yiyebilimistim güç bela tabi ona da yemek denirse. Kuşlar bile daha fazlası ile doyardi herhalde
Cesur ise sadece içti, içti ve ... Yataktan kalkmistim, çıplak halde banyoya giderken gozum yatağın diğer ucundaki adama takıldı.
Evet Leyla, bir erkek daha bana güven dedi ve... Banyoya girdiğimde gözüm aynadaki vücuduma kilitlenmisti. Gogsum morarmisti. Bacaklarim,kalcam. Tüm bedenim simsiyah izlerle kapalıydı
Cok dayak yedim, vurmadı bana ama bu yaptığı, bunun adı neydi? Bana duyduğu öğrenmenin iziydi bunlar, öfkenin hatta belki pişmanlığın.
Duşa geçmiş soğuk suyun altinda nefesim kesilerek bekledim. Titredim, nefesim kesildi ama kaçmadım bekledim. Beni dün geceki kabustan ancak bu soğuk su uyandırirdi zira
Tüm bedenim buz gibi soğuk suyun altında tireyerek uyanmaya başladım...
Cesur
Gözlerimi açtığımda basimda korkunç bir ağrı vardı. Hava çoktan aydınlanmış. Yatağın diğer ucuna döndüm hemen. Yoktu, nerede?
Kalkıp banyoya koştum, yok. Neredesin Burcu? Onu aramak için cikacagim an odanın oturma bölümünde gördüm. Koltuğa kıvrılmış yatıyor.
Üstünde ipek geceliği ile uyurken tüm bedeni o kadar eşsizdi ki. Yanina dek gelip ahşap orta sehpaya oturup onu izledim. Lanet olsun neden Burcu, neden?
Gozum bedeninindeki izlerime takıldı. Kolları morluk içinde. Elbette şiddet uygulamadım ama o kadar sert sevinmiştim ki beyaz teni ezik çürüklerle kaplanmisti
Gozum dekoltesinden görülen siyahliga odaklandı. Dekoltesine onu uyandirmamaya çalışarak baktım. Simsiyah, kömür gibi.
O an içim sızladı. Elimi hızla çekerken yeşil gözleri ile karşılaştım. Bana bakıyordu. Kırgın, küskün...
Koltukta doğrulup " Babam yarın ameliyat olacak." dediğinde başımı yere çevirmiş " Biliyorum, hazırlan gideriz simdi"
Ben mi yaptım bunu? kahretsin ben mi yaptım. Allah kahretsin o kadar sarhoştum ki, o kadar öfkeli... İncittim onu, canini acittim.
Odaya gitmişti, ardi sıra gittiğimde çıplak bedeninin ezik ve morlukları ile karşılaştım.
Gözümün içine baka baka giyinirken ben her bir bakışımı saniyelerce her bir morlugunda beklettim inceledim
" Ben..."
Bakıyordu, meydan okuyordu, öfke kusuyordu. Gözlerinde hem yaş hem de mahmur bir bakış vardı
Ne elbise giyse bir morlugu gözükürken sinirle sokuyarak pes edip yatağa oturdu.
" Babam görmesin "
Gözlerimi sımsıkı kapatmış kendime saydırıyordum. Lanet olsun nasıl yaparsın Cesur nasıl?
" Burcu ben çok sarhostum"
Dinlemiyordu. Sanki dinlemek istemiyordu. Ne denir ki zaten. Kızın vücudunda her yerinde konuşuyordu ne kadar adi bir adam olduğum, herkes sussa da o izler bas bas bagiriyordu gercegi
Allahim nasılsın yaptım, nasıl acittim canini?
" Babam görecek. "
Tek korkusu buydu. Sanki artık bana dahil bir korkusu yoktu. Sanki umrunda değildim. Ben seni incitmem Burcu, ben seni yıllarca sensiz sevdim. Allah kahretsin beni
Üstüne doğru adım attığımda her ona yaklaşan adimimla bir adım geri çekildi. Ona dokunmak güneşe dokunmak gibiydi
Dokundum ve yandım. Üstünü giyerken her yüzünün acı dolu kırısmasi ile yerin dibine geçtim
Elim göğsündeki benden saklamaya çalıştığı morluga gittiğinde hala canini acitiyordu dokunuşum. Üstelik en hassas, en iyi niyetli halimle bile incitiyordum onu
" görmeyecek ama bu bir şeyi değiştirmez. Canini acittim"
Burcu
Gözleri mi doldu onun. Elini göğsümden hızla çekip çıktı odadan. Üzerime kalın gömlek elbiseyi giyip bir de mont geçirip çıktığımda gözü hızla morluklarimin olduğu yerlerde gezindi. Sanki kıyafetin altından bile görebiliyor gibi suzdu
Ne geçiyor aklından? keşke bilsem
" hazır mısın?"
Bakışlarını kaciriyordu benden. Mahsun ve mahcup. Pişmanlık görüyorum o bakışlarda ama içimde bir Burcu bir de Leyla vardı ve ikisi de ona çok kırgındi
Moraran bedenimin acısını çıkartmak için susmadim,kırılan gururum yüzünden sustum. Hic bir sorusuna cevap vermedim. Hastaneye geldiğimizde koşarak babamın odasina gelmiştim.
Seyit beyle gülerek sohbet ediyorlardı. Beni gördüğünde sevindi babam. Benim babam... benim.
Atakan
Hale bak, en son ne zaman kız peşinde koştun oğlum Atakan sen? lise mi? tebrikler lise boy oldun yine. Bir kızla konuşabilmek için bekle dur bakalım.
Kalin oduncu gömleğinden bir elbise giymiş onun da üstünde mont. O kadar sıradan o kadar mahrem.
Sanki kendini sakliyor? Bedenini. Bir yolunu bulup iletişime geçmeli ama nasıl?
Cesur
Amcama sarılmış öyle ağlıyordu ki, bu gözyaşı ameliyata girecek olmasının endişesi korkusundan çok daha fazlaydı. Adam da sasirmisti
En fenası kızına sarıldığında canınin acıdığı gördüm yine Burcu'nun. Her yuzu buluştuğunda onunla birlikte yüzümün burusrugunu ise babamın bana bakışı ile fark etmiştim.
Babam nihayet ikna etti de biraz dışarı çıkarttı, amcamın belli ki tembihleyecegi vardi.
Yatağına vurarak oturmami işaret ettiğinde yanına gidip oturdum. " durgunsun" dedi. Durgunumdur, yorgun, üzgün...
"Gördün işte, sana yaralı bir ceylan emanet edip gidiyorum ama Allah sahidimdir gozum hiç arkamda degil"
" amca iyi olacaksin"
Gozum ona can borçlu olduğum adamın üstündeydi. Amcama babam da ben de canımızı borcluyduk. Senelerce bizim yüzümüzden hapis yattı
Kızının peşine düşmedi, bizse sözümüzü yerine getirip bir türlü bulamadık. Sanki yer yarıldı da içine girdiler.
" kınalı kuzuma iyi bak he mi?" Elini bacağıma koyup sıktığı anda bu defa benim yüzüm acı ile burustu.
" Ne oldu oğlum?" Gozu bacağıma takıldı. Pantolonun altından dokununca belli olan sargiyı fark etmisti
" bacağına ne oldu Cesur?"
Göz göze geldik. Hiç yalan söylemedim ben. Hiç bir konuda, hayatta da sevmem yalanı. Sevdiklerime hiç hiç söylemedim. Susmayı tercih ettim hep
Tıpkı şimdiki gibi. Bacagimdaki elini çekip ağzını tuttu. Gözlerinde titrek yaşlarla birikti. Ne ben bir kelime ettim ne o ama ben söyledim o dinledi.
" benim kabahatim. benim suçum benim günahım. Ben baba olamadım evladıma. İncitme kızımı, sana yalvarırım incitme. "
Kocaman adam elime kapanmış öpmeye çalışarak yalvariyordu
" amca ne yapıyorsun, lütfen dur"
" Sana emanet Cesur, sana emanet ettim incitme. "
İncittim, dün hatırlamıyorum ama öyle incitmisim ki teninde taşıyor izlerini.
Kapı açıldığında babamla girmişti o da. Gözleri babasına çevrildi. Elimi tutup ağlayarak öpmeye çalışan babası ve onu durdurmaya çalışan bana.
Konak
Kahvesini içerken ilk defa mutlu değildi. Oysa bir kaç hafta önce nasil da mutluydu. Oğluna seçkin ailelerin okumuş görgülü soyu sopu belli kızlarını bile yakistiramazken şimdi bu yaşadığı kabus gibi geliyordu
İnanmak kabullenmek istemiyordu Zekiye Hanım. Kimseleri oğluna denk görmediği şehirde oğlu en denk olmayanı nikahına almıştı.
Sıkıntı ile kahveyi bırakıp mutfağa inmeye karar verdi. Akşam ne hazirlanacagini söyleyip en azından işleri göz ucu ile teftiş etmek günlük rutiniydi
Mutfağın kapısına geldiğinde " anam ne yapsam çıkmadı... hayir pahalı da pantolon belli. Kan lekesi nasil çıkar ki?"
Durup bekledi kulak kabartti geldiğini fark etmemiş hizmetcileri dinleyerek
" Cesur bey takılmaz öyle şeylere. Gelince söyle, ne ettim çıkmadı beyim de. "
İçeri girdiğinde ellerinde Cesur'un pantolonu ile duran iki hizmetçi hanımı farkmeder fark etmez duruslarini düzeltti.
" hanımım bir şey mi istediniz?"
" Ne o elindeki, Cesur'un mu?"
Cevap beklemeden alıp bakmaya başladı. Pantolonun bacagi kandı. İçine bir sıkıntı çöktü.
" Ne bu?"
Nefesi daralarak sordu. Oğlunun kanlı pantolonunu tutmak onu kötü etkilemişti.
" Cesur beyimin hanımım, kan olmuştu da ne ettimse çıkmadı "
Sıkışan göğüs kafesi ile pantolonu hizmetlere uzatıp arkasına bakmadan duvarlara tutunarak çıkmaya başladı
" Ah Cesur ah Cesur ... " Söylenerek çıkarken merdivenden avulunun kapısı açılmış içeri Cesur ve gelini girmişti.
Terasta dikilip üstündeki şala daha da sıkı sarılmış oğlunun hafif aksayan bacağını gördüğünde tüm sabri tukenmisti
" Cesur!"
Herkesin bakışı terastan büyük hanıma dönmüştü. İlk defa oğluna böyle bagiriyordu. Cesur da bu tepkiye şaşırmıştı. Bakışları annesinin üstünde cevap arıyordu
" derhal odama gelin" Arkasina bakmadan yürüdü büyük hanım. Birbirine anlamaz gözlerle bakan iki çift gozu ardinda bırakarak odasında sabirsica dönerek beklemeye başladı