Son soğuk hava dalgasının ardından kalıcı olarak gelen ılık bahar mevsimi, ağaçları çiçekleriyle bezemiş bizim evimizde de iyiden iyiye kavak yelleri esmesine sebep olmuştu. Bu hafta sonu bambaşka uyanmıştık. Bir gece önceden sabaha Arif'le buluşup kahvaltıya gideceğini söyleyen Deniz, -ders vakti sürüyerek yataktan çıkardığım dostum- hafta sonu olmasına rağmen erkenden kalkıp ben esneyerek odamdan çıkarken iki dirhem bir çekirdek karşıma dikildi. Diz boyu koyu kahverengi kadife eteği, dökümlü V yaka beyaz bluzu ve jöleyle hepsini hizaya sokmayı başarıp açık bıraktığı kıvırcık saçları ile göz dolduruyordu. Ta ki kıyafetini tamamlayacağı topuklu ayakkabılarının rahatsızlığından dellenip sövene kadar! "Hay ben bu topukluyu icat edeni de giyeni de..." Ayakkabıları ayağından fırlatıp eli be

