4-Niye Evlenmedin

1040 Words
Yemek çok sessiz geçiyordu. Verandaya kurulu masada otururken neredeyse dedemin nazarını üzerime çekmemek için çatal kaşık sesi çıkmasın diye dikkat ediyordum yerken. Ama tam araziye doğru oturmuştum masaya ve kafamı ne zaman tabağımdan kaldırsam verandanın tavanına sarılı asmanın altından arazinin panoraması görünüyordu. Meyve bahçeleri, otlaklar ve içinden uzayıp tepenin kıyısında kıvrılarak kaybolan yol. Manzara beni öyle büyülemişti ki dedemin masadan kalkıp, ‘’Afiyet olsun.’’ diyerek gidişiyle kendime gelebilmiştim. ‘’Dedemin burada kalmamı isteyeceği aklımın ucundan geçmezdi. Nasıl burada yaşayabilirim ki ben?’’ dedim sesimi alçaltarak. ‘’Kalamaz mısın sence? Çok mu uzak geliyor sana bu fikir?’’ Şaşırdım teyzemin sorusuna. ‘’Nasıl yapabilirim ki teyze? Çiftlik hayatına dair hiçbir şey bilmiyorum ki? Şehirde yetiştim, bir işim var ve hayatımı hiç böyle bir yerde yaşamayı düşünmemiştim.’’ Teyzem hafifçe iç geçirdi. ‘’Ben de belki senin yaşlarına varana dek başka şeyler hayal etmiştim. Bir atlı prens gelip şehirde bir yere götürecekti beni. Orada cici kıyafetler giyip başka bir hayat yaşayacaktım. Yaşadım da. Ama babamın evine sığındım ve anladım ki benim yerim burasıymış. Buraya tutunarak yaşamam gerekliymiş.’’ ‘’Ama sen zaten burada doğup büyümüşsün. Alışkın olduğun bir hayata dönmüşsün. Ben ne hayvanlardan anlarım ne toprak işlemekten?’’ Teyzem güldü. ‘’Bilmemek öğrenmeye engel midir?’’ Tırnaklarıma baktım. Boyalı ve törpülenmiş tırnaklarıma. Teyzem de gördü bunu. ‘’Seçtiğimiz her hayatın bir bedeli var Asya. Bazen kirlenecek tırnak araları çok az bir bedeldir inan çoğu şeyin yanında.’’ ‘’Öyledir tabii. Ama dedemin birden fikri niye değişti ki anlamadım. Bize hep mesafeliydi şimdiye dek. Ve benim bu işlerden hiç anlamadığımı biliyor kendisi de?’’ ‘’Burayı çok seviyor. Bütün hayatını bu topraklara ve zeytinliklere adadı. Bu evi bir hevesle yaptırdı içerisinde ailesinden birçok insan barınsın diye ama…’’Bir an susup manzaraya baktı ve, ‘’Sanırım hiç birimiz ona istediğini veremedik. Annem de, biz de.’’ dedi hüzünlü bir sesle. ‘’Bu sizin suçunuz değil ki? Herkesin birçok çocuğu olacağının garantisi yok ki teyzecim.’’ ‘’Evet yok ama deden çok istedi geniş bir ailesi olmasını. Erkek evlatları olmayınca da soyadı yaşamayacak diye giderek daha içine kapandı. Daha az konuşuyor.’’ ‘’Teyze, sen neden tekrar evlenmedin ki? Hatta hala evlenebilirsin teyze?’’ Teyzem bana dönüp, ‘’Zengin bir kadınsan bir erkeğin seni mi yoksa babanın sana bırakacağı varlıkları mı istediğini anlamak her zaman kolay olmuyor Asya. Kaldı ki vaktinde adıma çorak dendi ya, çocuğum olmaz diye geri çekilen de çok oldu. Hem evlenip başka yere gidemem de, babamı bırakamam, babam da kolayca damat beğenmez. Bu kadar malı emanet edeceği adamın hak etmesini ister onca yolun emeğini, aile yadigarını. Arada kalıp heba olmaktansa, kafama göre takılıyorum buralarda.’’ Onu dinlerken aslında kendisinin de yalnız kalmaktan korkup korkmadığını düşündüm. ‘’Dedem senin burada yalnız kalmandan korkuyor ya, o yüzden soruyorum. Evlenmeni istemedi mi tekrar? Belki bu kadar fazla kuralcı olmayı bırakması gerekiyor senin yalnız kalmaman için.’’ ‘’Babam ilk eşimi seçtiği ve o da beni bildiğin gibi terk edip gittiği için bir daha benim kiminle evleneceğime müdahale etmek istemedi. Ama kolayca birini de bu çiftliğe yakıştırır mı, sanmam. Sessiz kurallar vardır, söylenmezler ama sen anlarsın. Ben de anladım ve burayı çok sevdiğim için o kurallara göre yaşıyorum.’’ ‘’Hiç mi kimse talip olmuyor sana doğru düzgün ya? Senin gibi donanımlı ve aklı başında, güzel bir kadına hiç mi seviyene göre bir adam gelmedi?’’ Teyzemin dudağına hüzünlü bir tebessüm kırık dökük yerleşti ama sonra, ‘’Bazen doğru adam geç gelir ya da yanlış yerden gelir. Seçim yapmak da sandığın kadar kolay olmaz Asya.’’ ‘’Ben de yanlış adamı erken buldum, ağzımın payını aldım. Çok farklı değilim senden. Korkuyorum yeniden birine güvenmeye.’’ ‘’Sen daha çok gençsin. Çok güzel ve akıllısın. Hata yapmamak için artık daha fazla dikkat edersin sana talip olanlara.’’ ‘’Aman aman şimdilik kimseler talip olmasın. Kafamı dinlemem lazım teyze. Daha atlatamadım bazı şeyleri. İçim içimi yiyor yediğim kazık yüzünden.’’ ‘’Asya?’’ ‘’Efemdim teyze?’’ Teyzem bana anlayışla baktı. Gözlerinde zeki ama anlayışlı bir yumuşaklık vardı. ‘’Ya benim gibi evlendikten sonra ortaya çıksaydı güzelim? Senin şuan üzülmen değil, sevinmen gerekiyor. İnan bana, verilmiş sadakan varmış. Başına kötü şey gelmeyen kimse yoktur ama kimi insanlar daha erken korunurlar. Uyarılır ve esirgenirler. Ve sen de öyle korunmuşsun. Neden üzülüyorsun? Başka birini sana tercih etti diye mi?’’ Teyzemin bilgeliği beni sarmaladı. Hem söylediklerini hem de sorusunu düşündüm. ‘’Çok zoruma gitti teyze. Biri belki en yakın dostum değildi ama arkadaşımdı sonuçta. Birlikte yediğim içtiğim sohbet ettiğim biriydi. Diğeri evlenip yuva kurmayı planladığım, ailemin güvenip şirkette pozisyon açacağı bir adamdı. Gel gör ki nitelikleri benden düşük birini tercih etti. Senin zoruna gitmedi mi seni başkası için terk ettiğinde eski kocan?’’ ‘’O zamanlar çok saftım, gitti. Şimdi gitmiyor.’’ ‘’Gitmiyor mu? Neden?’’ Gülümsedi. ‘’Çünkü az önce de dediğin gibi, nitelikleri benden düşük bir kadını seçmişti çünkü kendisinin de nitelikleri benden düşüktü. Benim yanımda eziliyor, kendisini yeterince tamamlanmış, yeterince erkek hissetmiyordu. Oysa o kadının seviyesi benden düşük olduğu için onun egosuna iyi geliyordu bu düşüklük. Bunu anlamam zaman aldı ama anladığımda özgür bıraktım ikisiyle ilgili düşüncelerimi, öfkemi ve kinimi. Benimle kalmak ona da bana da eziyet olacaktı. Ve onun hayatı umurumda değil ama kendi hayatım o kadar değersiz değil. Yalnızlık, değerimi anlayamayan bir ahmakla yaşamaktan iyidir. Ve sen neden şanslısın biliyor musun?’’ ‘’Neden?’’ Bir sır verir gibi hafifçe eğildi bana doğru ve, ‘’Çünkü kimse bana hayatın bu kadar acımasız olduğunu ve olursa da nasıl durmam gerektiğini öğretmemiş veya hiçbir tavsiye vermemişti. Önümde bir örnek olmadan düşmüştüm bu pisliğin içine. Şimdi senin önünde bir örnek var. Benim bazı şeyleri anlayıp sindirmem ve yoluma devam etmem zaman aldı. Oysa sen şuan görüyorsun ki böyle bir şeye takılı kalmak zaman kaybı. Benim anlamam için yıllar gerekti, uykusuz, mide bulantılarıyla ve ağlama krizleriyle dolu yıllar gerekti bunu atlatabilmem için. Ancak senin bu kadar zaman kaybetmeye ihtiyacın yok. Çünkü değmediğini anlamak için yıllarını heba etmene gerek yok. Ben senin önünde yeterince canlı bir örneğim Asya. Dul kaldığımda 29 yaşındaydım. Çocuksuz geçen 5 yıldan sonra tüm suçu üzerime yıkarak kaçıp gitmişti. Hem üzerime bırakılan yaftayla hem de başka bir kadın için terk edilmişlikle mücadele etmem gerekti. Çocuğum olmuyor diye isteyenim olmadı epey süre, olanlar da bana uygun insanlar değildi. Uygun olan da olmayacak biriydi.’’ ‘’Kimdi o peki?’’ dedim merakla. Kimdi teyzemi isteyen ama uyun olan ama olmayacak kişi?’’ Teyzem bir anlığına daldı karşımızdaki eşsiz manzaraya ve ardından, ‘’Olmayacak biri işte. Boş ver.’’ dedi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD