Bölüm 8 - Ameliyat ve Sonuç

1870 Words
'Altın kurşun, ben ilacı getirteceğim ama omurgada olabilir.' 'İlacın acilliğini biliyorsunuz.' doktorun son cümlesi ile ameliyathaneye girildiğinde Aren kapanan kapının üzerine dikmişti gözlerini. Çalan telefonunu cebinden çıkardığında ise ekrandaki Hera'nın fotoğrafı ile derin bir nefes aldı. 'Güzelim.' 'Merak ettim. İyi misin, Arya iyi mi?' 'İyi, biri ile tanışmış onda kalmış, sorun yok, tartışmam bitsin geleceğim güzelim.' 'Çok şükür. Bekliyorum.' 'Tamam güzelim.' Serra hanım yalan söyleme saklama dese de bunu yapmak zorundaydı Aren. Hera'ya söylese sırf kardeşinin canı değil, çocuğunun ve karısının da canı tehlikeye girerdi. Arya şu saçma kapıdan çıksındı da her şeyi anlatırdı. Telefonun tekrar çalması ile Sencar'ın aradığını fark ederek hızlıca açtı. 'Buldun demi Sencar, buldum de aslanım.' 'Buldum abi, iki tüp buldum hem de, senden başkası olmayınca ameliyathaneye haber ver diye aradım yoldayım.' 'Veririm.' 'Beş dakikaya yanındayım abi.' Aren konuşmayı sonlandırdığı gibi ameliyathanenin kapısını yumruklamaya başladığında bir görevli anında açmıştı. 'Arya Rollas, vurulma olayı var, Ahmet beye söyleyin ilaç geliyor.' 'Peki' adam tekrar kapının kapanması için çekildiğinde derin bir nefes almıştı Aren. Bakışları koridorun açık ucuna döndüğünde Sencar'ın bir an önce gelmesini dilemekten başka bir şey kalmadı elinde. Dakikalar saat gibi olmaya başlamıştı. Sencar geleli yarım saat olmuştu ama ne ses vardı ne seda. İki adam da kimseye haber vermeden kalmışlardı oldukları yerde. 'Onun yerinde ben olmalıydım.' 'Takdir ilahi abi, gör bak Arya'da çıkacak sapa sağlam. Hem güçlü o.' 'Ne akla hizmetse önüme atladı. Ona olmamalıydı Sencar, hem basit bir kurşun değil ki, felç kalma olasılığı var.' 'O ilaç daha önce seni de kurtardı abi. Üstelik omurgandaydı kurşun ama yine de ayağa kalktın.' 'Ben defalarca yedim o kurşunu, ya Arya? Ona bir şey olsa kendimi affedemem. O namlu bana doğrultulmuştu.' 'Abi!' Aren duyduğu sesle başını kaldırdığında Ceren'in korkulu gözleri ile karşılaşmıştı. 'İyi misin? Hera'ya mı bir şey oldu? Kime ne oldu?' 'Arya' 'Ne, ne oldu ona?' Ceren'in sorusu ile kapı bir anda açıldığında Aren hızlıca doktora ilerlemişti. 'İyi değil mi?' 'Kurşun kaburgasına saplanmış, ilaç işe yaradı. Kurşunu da çıkardık, biraz zor oldu ama şuan durumu iyi.' 'Ne ilacı?' 'Altındı kurşun.' Ceren'in gözleri gittikçe büyürken bakışları da direk olarak Aren'e odaklanmıştı. 'Altın kurşun dedin, onu senden başkası kullanmaz. Çok nadirdir, belki üç kişi bile değil. Kim yaptı bunu Arya'ya?' 'Namlu bana doğrulmuştu ateş aldığında Arya önüne atladı.' 'Nasıl olduğu umurumda değil abi, ona bunu kim yaptı. Bizden başka kimde var o kurşun' 'Arya'ya platonik bir adam. Onun hesabını ayrı keseceğim ama Arya'ya bir de sen baksan.' 'Bakacağım zaten ama onun canını yakanı bulmazsan seni annem ve babam yerine ben döveceğim.' Ceren hala açık kapıdan geçtiğinde Aren Sencar'a bakarak derin bir nefes almıştı. 'Ben evdekilere söyleyeyim, telaşlandırmadan getirsinler Serra hanım ve Haluk beyi, sonra da gidip yengeyi alalım istersen abi.' 'Çıksın görüyüm de sonra dediğin gibi yapalım.' Sencar başını sallayarak onay verdiğinde ameliyathaneden çıkan Ceren'e bakmıştı iksi de. 'Kontrollü bir odaya alacağım. Yoğun bakıma almadığımız için ekipman hazırlığı vs. bir saat sürer. Siz bizimkileri halledin isterseniz.' 'Onu görüp sonra halletsek Ceren, hiç mi şansım yok.' 'Seni ameliyathaneye alamam abi, o oda sterilize edilmeden Arya'yı da alamam. Zaten ağır değil durumu, gidip işlerinizi halledin işte.' 'Tamam.' Aren derin bir nefes alıp Sencar'a çıkışı işaret ettiğinde Ceren'in seslenmesi ile durmuştu anında. 'Abi!' 'Ne oldu?' 'Söylemem doğru mu bilmiyorum ama Arya'ya anestezi uygulamadan önce senin baba olduğunu, yaşaman gerektiğini sayıklıyormuş. Muhtemelen kurşun sayesinde ama senin önüne geçmesinin nedeni bu.' Aren sertçe yutkunup başını usulca salladığında başına saplanan ağrılara inat bu defa koridoru adımlayıp arabaya yerleşti. Sencar'ın harekete geçmesiyle derin bir nefes aldı. 'Abi yanlış anlama akıl vermek gibi olmasın ama yengeye hiç duyurmasan mı?' 'Arya'nın geldiğimiz dakika bizim eve damlayacağını tahmin ediyor. Hem tehlike yokmuş. Sen çocuklara söyleme. Direk babamlara geçelim ilk önce.' Sencar başını sallayarak ara sokağa saptığında Aren aklındaki her kelimeyi ölçüp biçmişti. Bir anda söylerse babası da annesi de çıldırırdı, bunu adı gibi biliyordu. Hatta kurşunun cinsini bile söylememe gibi bir düşüncesi vardı çünkü Aren daha önce aynı şey yüzünden bir hafta yatağa bağlı kalmıştı. Şimdi tekrar ve tekrar aynı korkuyu yaşamamalılardı. 'Abi, iyi misin?' Sencar'ın sesi ile aklına gelen o günlerden sıyrılıp adama baktığında durmuş araba dikkatini şükür ki çekmişti. 'Bekle sen on dakika sürmez, çocuklar araba hazırlasınlar babamlara.' mırıldanarak indiğinde açılan kapıdan da geçip salondaki düşünen babasına ve telaş halindeki annesine baktı. 'Aren, buldun mu!' annesi anında yerinden fırlayınca Haluk beyde avuçları arasına aldığı başını dikleştirip oğlunun gözlerine bakmıştı. 'Buldum annem, gel otur.' 'Nerde peki, niye gelmedi? Bir şey mi oldu? Kan, yaralandın mı sen oğlum?' 'Anne sakin ol.' 'Aren, anlatsana oğlum, haklı annen telaş yapmakta. Rengin gitmiş, elin kolun kan.' 'Tamam. Arya'yı buldum. Evden çıkaracağım sırada adamın biri namluyu bana doğrultunca Arya önüme atladı.' 'Ne!' zor aki dudaklarından dökülen kelimelerin sonunda iki bedenin de korku dolu haykırışı ile derin bir nefes aldı adam. 'Sakin olun. Bir şeyi yok. Hastanede, Ceren yanında, arabanızda hazır, ben Hera'ya da açıklayıp geleceğim.' Serra hanımda Haluk bey de hızlı adımlarla çıktıklarında Aren bakışlarını evin yardımcılarına çevirmişti. 'Arya'ya çanta hazırlayın.' aralarından biri hızlı adımlarla merdivenleri çıktığında Aren'de dışarı çıkıp beklerken bir sigara yaktı. Kız kardeşi baba olacağını düşünüp ölüme, hatta sakat kalmaya atarken bedenini kendini korumayı düşünmemişti bile. Evet Arya'ya bunun olmasına izin vermemeliydi ama aynı zamanda kendini de korumalıydı. Yanına gelen kadınla çantayı aldığı gibi arabaya bindiğinde Sencar tekrar yola çıkmıştı. 'Nefesim nasıl böyle sakin anlatabiliyorsun, hadi gidelim, lütfen.' 'Güzelim, durumu iyi, gideceğiz zaten ama bir dur, ağlama artık.' ayağa kalkmış kadının elini tutup o da karşısına dikildiğinde usulca yanaklarındaki yaşı temizlemişti. 'Bak onu kurtardık size bir şey olacak Allah korusun, sakin ol tamam mı?' 'Tamam. Ben buradaki kıyafetlerinden bir şey hazırlıyım mı?' 'Hazırlattım arabada. İyiysen çıkalım.' 'Çıkalım, iyiyim.' Aren usul usul başını sallarken Hera çantasını aldığı gibi adamın uzattığı eli tutmuştu. Bakışları kapıyı açan Sencar'ı bulduğunda onun yüzündeki kırık ama umut verici tebessümle iyi olduğuna bir kez daha inandı. Bir gündür nöbet tutuyorlardı hastanede. Haluk beyin ikazı ile Serra hanım, Ceren ve Hera eve geçmişlerdi. Biraz zorla ve kızmayla da olsa sonuçta hastaneydi burası, baba oğul durdukları koridoru neredeyse ezberlemişlerdi ki doktorun odadan çıkması ile yeniden inceledikleri koridor süpürgeliğinden çektiler bakışlarını. 'Geçmiş olsun, bir kaç saate uyanır, görmek isterseniz fazla uzun tutmayın. Gözleri kapalı olsa da konuşmalarınızı anladığı için yorar.' 'Teşekkürler.' Aren usulca babasına baktığında derin bir nefes almıştı. 'Bir yüzünü göreyim yeter bana, sonra sen girersin evlat.' 'Tamam baba.' Haluk bey usulca ayaklandığında Aren'in omuzuna da babacan tavrı ile vurup odaya girmişti. Aren ise derin bir nefes alarak sırtını koltuğa yasladığında gözleri de etrafta dolaştı. Salak mı görünüyordu oradan bakılınca bilinmez ama Dünya'nın dünden beri kafasında bir peruk, gözünde gözlük kafasında koca bir şapka ile aklı sıra kendini gizleme çabasına takıldı yine gözü. Daha dikkat çekici olma konusunda bir numaraydı da saklanmak kesinlikle bu kızın işi değildi. Sakince ayaklanıp ona doğru ilerlemeye başladığında kızın gözlüğün üzerinden kendine bakıp panikle ayaklanmasına güldü usulca. 'Dünya'ydı demi?' seslenmesi ile olduğu yerde duran kız hala yüzünü dönmemişti. 'Sana diyorum ismin Dünya değil miydi?' 'Karıştırıyorsunuz sanırım.' sesini inceltip daha çok fark edilir olduğunda Aren kızın kafasındaki şapkayı çıkarıp tek kaşını kaldırır. 'Yo sanmıyorum karıştırdığımı.' anında yüzünü dönmüştü ki hafif astığı suratı ile gözlüğünü de çıkardı. 'Ben sizi rahatsız etmek istemedim ama Arya'yı merak ettim.' 'Abin mi gönderdi?' 'Yüzünü şeytan görsün, ruh hastasının. Kovdum evden onu. Bırak Arya'yı yaralamasını o silahı eline almış olması bile benim için bir problem.' 'Kullanmayı bilmediği gözle görülüyordu zaten.' 'Ama sen biliyorsun, niye ona bir şey yapmadın?' 'Çünkü ona acı çektirmeyi planlıyorum.' 'Yapma, lütfen. Benim ailemde bir tek o kaldı. Ne dersen onu yaparım ama ona zarar verme. Eğer istersen tedavi olmasını bile sağlarım, hatta sana bütün raporlarını gönderirim ama ona zarar verme ne olur.' 'Baban ve annen nerde?' 'Annem evimizi kurşuna dizdiklerinde öldü, babamda bir yıl sonra bizi terk etti. Deniz o yüzden silah tutamaz. Bir şey yapacak mısın ona?' 'Deniz senin için ne kadar önemli ise Arya'da benim için o kadar değerli. Üstelik nerden buldu bilmem ama sıktığı kurşun Arya'yı felç bırakabilirdi, ilaç olmasaydı. İyi bir dersi hak ediyor.' 'Peki şimdi iyi mi?' 'İyi, Deniz'i kliniğe kapatıp Arya'ya olan saplantısından kurtarabilir misin?' 'Yaparım, hatta zorla yaparım.' 'O zaman yap Dünya, yap ki bende sinir anı ile ona zarar vermeyeyim.' 'Teşekkür ederim.' kız parlayan gözleri ile gülümsediğinde Aren omuz silkip derin bir nefes almıştı. 'Arya'ya abim adına özür dilediğimi iletir misiniz? Geçmiş olsun.' 'İletirim.' Dünya başını sallayıp adamın yanından uzaklaştığında Aren'de odadan çıkan babasına bakmıştı. Adamın ardından kendi de içeri girdiğinde derin bir nefes alarak yatan kardeşinin yanına ilerledi. 'Senin yerinde benim olmam gerekiyordu be prenses. Abiyim ben, küçük kardeşlere değil abilere olmalı bazı şeyler. Başımın etini yediğinde kızsam da seni seviyorum be cadı.' 'Öldüm mü ben?' Arya'nın çatallaşmış sesi ile Aren kaşlarını havalandırdığında gözlerini açmaya çalışan kıza bakakalmıştı. 'Uyanık mıydın çiçi' 'Ha yok ölmemişim. Hayal dünyası ile gerçeklik karıştı sanırım.' Aren kızın saçlarını okşayıp yüzüne baktığında Arya'da sonunda gözlerini açabilmişti. 'Bu şefkat dolu gözleri ancak cennette görebilirim. Öldüm mü yani?' 'Allah korusun güzellik. Doktoru çağıracağım bekle tamam mı?' 'Valla hissettiğim kadarıyla kalkabilecek durumda değilim.' Aren gülerek odadan çıktığında bakışları da Haluk beyle kesişmişti. 'Uyandı baba. Hayat hanım! Ahmet beyi çağırır mısınız?' kadın koşar adımlarla koridoru döndüğünde Aren babasının dua eden haline bakıp tekrar içeri girmişti. 'Ağrıyan bir yerin var mı kızım?' 'Abi şefkatini çok beğendim ama fazla şey gibi, yapmacık.' 'Arya' 'İyi ya tamam. Yok ağrım bir tek sırtım ama biraz.' 'Daha çok ağrıyacak.' Aren'in cevabı ile Arya'nın kaşları çatıldığında Ahmet beyde odaya girmişti. 'Hasta yakını psikolojimi bozuyor Ahmet hocam.' 'Geçmiş olsun Arya hanım. Aren bey, müsaade eder misiniz biraz.' Aren başını usulca sallayarak odadan çıktığında Ahmet bey hemşireye işaret vermişti. 'Ağrı kesici yapalım ilk önce, şimdi, yaranız haricinde bir şikayetiniz var mı?' 'Bir saniye' Arya mırıldanarak ayaklarını oynattığında sırıtıp adama dönmüştü. 'Yok valla. Ayaklar sağlamsa tamam bence de bu yara çok mu ağrır?' 'Ağrınız yoğun olacak ancak ağrı kesici verdik. Serum bitince çıkışınız yapılacak, Ceren hanım burada kalmanızı istemiyor. Dikkat etmeniz gerek ama.' 'Ederim, hem de ne dikkat ederim ne dikkat.' Arya'nın dalga geçmesi ile Ahmet bey gülümseyerek dosyaya bir kaç bilgi yazmıştı. 'Gerçekten dikkat etmelisiniz Arya hanım. Kurşunun türü farklı olduğu için küçük unutkanlıklar olabilir. Ama bir süre sonra geçer.' 'Nasıl farklı?' 'Altınmış, daha ön-' 'Abimi yatağa bağlayan?' 'Evet.' 'Peki bende olacak mı öyle bir şey? Hissediyorum ama, oynatabiliyorum, olur mu ki?' Arya'nın telaşlanan yüz hatları ile Ahmet bey hızlıca başını sallayarak elindeki kalemi kızın ayağına değdirmişti. 'Hissediyorsunuz değil mi?' Arya başını salladığında diğer ayağına da dokundurdu. 'Bunu.' 'Hissediyorum.' 'Aren bey ilacı zamanında getirdiği için sizi n öyle bir probleminiz olmayacak, sadece dediğim gibi ufak tefek şeyleri unutabilirsiniz, telefonunuzu nereye koyduğunuz gibi vs. Bu durumda geçici zaten.' 'Ha yok, o bende kalıcı ben telefonu nereye koyduğumu sürekli unuturum. Sıkıntı değil o durum.' 'Bir şikayetiniz yok ise ben çıkayım hemşire hanım da hazırlanmanıza yardım etsin.' 'Ceren gelse?' 'Peki.' Ahmet bey ve hemşire çıktıktan on dakika sonra Ceren odaya gelip Arya'nın üzerini değişmesine yardım etmişti. Kızın yaslanmasını sağladığında da derin bir nefes aldı. 'Hastaneleri sevmiyorsun diye çıkarıyorum ama evde kafana göre at koşturmak yok Arya.' 'Ablaların canısı, bırak at koşturmayı tosbağa yavaşlığında hareket edeceğime Rollas geni üzerine söz veriyorum.' 'Nedense sana inanamıyorum.' 'Bende olsam kendime inanmazdım.' iki kızın da gülüşmeleri ile kapı çaldığında Arya'nın 'Gel' komutu ile Aren içeri girmişti. 'On yedi kez Hera, on kez annem aradı, babamı biraz önce göndermeme rağmen iki kez de o aradı. Artık eve gidelim mi?' 'Ben sandalye getirmelerini söyleyeyim.' Ceren'in ayaklanması ile Aren'in sert sesi iki kızı da bozguna uğratmıştı. 'Hayır!'
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD