ALINTI 9

415 Words
Tıpkı Dilşad Derzîman gibi, hayatın acımasız pençesine düşün bir kadın daha vardı. Nujin Hézrawan. Hézrawan olalı daha birkaç kaç saat anca olmuş veyahut olmamıştı. Bilmiyordu. Genç kız, zaman kavramını yitirdiğini hissediyordu. Uzun zamandır, tanımadığı bir evde tanımadığı insanların arasında oturuyor, gelip giden misafirleri karşılıyordu. Acı iliğine kadar işlemiş, içi yanıp kül olmuştu. İs kokusu burnuna kadar ulaşıyordu. Nujin Hézrawan kör ateşlere yanıyordu. "Su gibisin maşallah. Allah bahtını da tahtını da yüzün kadar güzel eylesin, inşallah..." Hemen yanında oturan yaşlı kadından yükselen ses ile iri kahverengi gözleri, Yadé Feyruz'u buldu. "Birkaç lokma yiyesin artık keçé min, de haydi!" Dapîr Feyruz'un emrine karşı gelemedi. "Olur, yerim dapîr." Feyruz Hézrawan'ın emri ile önüme bir tabak konuldu. Yaşlı kadını kırmamak adına eline aldığı çatala bir sarma alarak yemeye başladı. Nujin'in ruhu daralıyor, ağzına aldığı her lokmada midesi büyüyordu. Saatler evvel bu koca konağa, bir başka kadının üzerine kuma olarak gelmişti. Ne üzerinde bir gelinlik vardı ne de elinde bir kına. Kınayan gözlerin yanında acıyan bakışların da ilgi odağındaydı genç kız. Utanıyor, sıkılıyor, kendini her şeye yabancı hissediyordu. O bu konağa ait değildi. Bu konağın zaten bir gelini vardı. Nujin hiçbir zaman buraya ait olamayacaktı. Tıpkı bir kalbe ait olamayacağı gibi. "Çekinme.." Feyruz Hézrawan'ın dizine yasladığı kırışık eline ardından, yaşam çizgilerinin yer edindiği yüzüne baktı Nujin. En azından bu yaşlı kadın kendisine iyi davranıyordu. Feyruz Hézrawan dışında tüm konak halkının yüzünde zoraki bir tebessüm vardı. Kendisine kötü davranmıyorlardı fakat iyi davrandıkları da söylenemezdi. Yüzüne bakan yoktu. Kaynanası bile ihtiyaç durumunda ağzını açıyor, onun dışında tek kelime etmiyordu. "Alışacaksın elbet..." İnsan nasıl alışırdı? Bir adamı iki kadın nasıl paylaşırdı? Nujin'in göğüs kafesinde harlı bir yangın vardı. Geleceğini hiçbir şekilde böyle hayal etmemişti. Düşman aşirete gelin geldiği yetmiyormuş gibi bir de kuma olmuştu. "İnsan buna nasıl alışır, Feyruz xanım?" İçinde mani olmadığı bir sancı vardı. Annesi yaşıyor olsaydı, böyle olmazdı. "Günden güne içine kemiren dert ile nasıl hayatta kalır?" "Dert adamı büyütür, keçé min. Dert adamı ele aldımı, yoğurmadan, eğitmeden bırakmaz." Nujin'in gözleri onca misafiri, gelip gideni umursamadan yaşlarla doldu. Nujin hayretle Feyruz Hézrawan'ın sabır dolu asaletini izledi. Amcası, bu yaşlı kadının oğlunu öldürmüştü. Kocası Hazar Mir Hézrawan'ın ise babasını. Her şey geçmişte kalmış olabilirdi fakat, bu ailenin acısı daimiydi. Tüm bunları bildiği halde, yaşlı kadının kendisine nasıl nefret duymadığını düşünüyor, gördüğü şefkat karşısında ağlama isteğini bastıramıyordu Nujin. "Nujin.." Kayınvalidesi zozan hanımın sesiyle nemli bakışlarını Feyruz Hézrawan'dan anında çeken Nujin'in içine tarifi imkansız bir sızı girdi. Kalbinde başlayarak varlığını arttıran o yakıcı sancı, nefesini kesecek kadar güçlendi. "Kalkasın artık keçé min, haydi."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD