Günler Sonra
Bir lokma alıp tepsiyi ittirdim. Günlerdir bu pis mahzende yaşamaya devam ediyordum ve artık açlıktan bayılacak hale geldiğimde mecburen bir şeyler yemiştim. Harun haklıydı ve bunu gelip gidip yüzüme vuruyordu. Ölmeme izin vermezdi ve ben de her gün ölmeyecek düzeyde yemeye çalışıyordum.
Açıkçası Harun benden uzak olduğu sürece buna bir süre daha devam edebilirdim.
Hem iki gündür yemeği de ya adamları getiriyordu ya da hizmetçi kadın. Harun'u görmediğim için mutluydum.
O olaydan sonra onu görmeye dayanamıyordum. Ama o şeyi bir daha denememişti de. Umarım asla denemezdi de.
Benim buradan kurtulmam lazımdı ama nasıl yapacağımı bilmiyordum. Bu mahzenden bile çıkamıyordum ki hâlâ. Nasıl olacaktı sanki?
Tıkırtılar duyduğumda başımı kaldırıp etrafa bakındım. Harun gelecek diye ödüm koparken hizmetçi kadın gelince nefesimi bıraktım. Yanında da bir adam vardı.
"Efsun hanım." kapıyı açtılar. "Harun bey banyo etmeniz gerektiğini söyledi."
Başımı olumsuzca salladım. "İstemiyorum. Yıkanmak istemiyorum."
Kokmak işime geliyordu. Harun benden iğrenip yaklaşmıyordu bana. Yıkanmayacaktım. Pislikten koksam, kendi kokumdan bayılacak olsam bile yıkanmayacaktım.
"Efsun hanım, lütfen. Harun beyin emri böyle." hizmetçi kadın yaklaşıp elini uzattığında elimi kaldırdım.
"Dokunma bana."
Elini geri çekerken endişeli görünüyordu. "Efsun hanım, eğer şimdi bizimle gelmezseniz biz de ceza alacağız. Lütfen zorluk çıkarmayın."
Başımı olumsuzca salladım iki yana. "Gelmeyeceğim. Ondan ceza almaktan korkuyorsanız neden onun yanındasınız ki hâlâ? Neden gitmiyorsunuz?"
"Çünkü sevgili Efsun..." Harun'un sesini duyduğumda geldiğini bile fark etmemiştim. Başımı kaldırıp ona baktım. "Benim olan her zaman benimdir. Herkes benim."
Adımlayıp karşıma geçtiğinde geri çekildim. "Şimdi kalk, banyo et. Seni böyle görmek istemiyorum."
"Etmeyeceğim. Zorla mı yapacaksın onu da?" herkesin içinde onu rezil etmek istedim. "O gece zorla bana dokunduğun gibi şimdi de zorla mı yıkayacaksın beni?"
"Yapamam mı sanıyorsun Efsun? Beni deneme."
Yapardı. Yapardı ve bunu bildiğim için kararsız kalmıştım. "Kalk ayağa Efsun. Banyo edeceksin."
"Neden? Zaten burada kalıyorum. Neden yıkanmam gerekiyor ki?" bana tekrar aynı şeyi yapabilirdi. O yüzden banyo etmeyecektim. Asla.
"Kalk Efsun."
"Yıkanmayacağım."
Aniden eğilip kolumu tuttu. "Bırak! Dokunma bana!" kalbim duracak gibi atmaya başlamıştı anında.
"Yürü Efsun!"
"Ya bırak!"
Dokunduğu yerler yanıyordu sanki. Tiksiniyordum ondan. "Madem sen banyo etmek istemiyorsun o da bana düştü demek."
"Tamam, tamam edeceğim. Bırak."
Kolumu aniden bıraktığında yere düştüm. Ne yapacaktım şimdi? Banyo etsem bana tekrar dokunurdu. Etmesem, yıkamak için yine dokunacaktı. İkisi de aynı yere çıkıyordu.
"Ben banyo ederim. Bırak sen."
"Güzel. Git yıkan. Sonra da senin için seçtiğim elbiseyi giy. Bugün annem burada olacak. Onunla tanıştıracağım seni. Tek bir yanlış hareketinde geceyi sana zehir ederim."
Başımı salladım. Annesi geliyordu demek ha? Gösterecektim ama ben ona. Oğlunun nasıl bir canavar olduğunu gösterecektim ona.
"Senden nefret ediyorum."
"Benden sonsuza kadar nefret edemezsin Efsun. Bir gün sen de beni seveceksin."
Başımı sağa sola salladım. "Hayır. Asla. Bana insanmışım gibi davranmıyorsun bile. Ben senin malın değilim. Bunu anlamadan seni seveceğimi mi düşünüyorsun gerçekten?"
Çömelip başını yaklaştırdı. "Bana ne yapacağımı sen mi öğreteceksin Efsun?"
"Benden öğrenmeyeceksen seni sevmemi bekleme. Ben seni asla sevmeyeceğim çünkü."
Ayağa kalktı. "Orası hiç belli olmaz Efsun. Zaman içinde sen de beni seversin." arkaya baktı. "Keriman, onu banyoya götür. İyice yıka."
"Peki Harun bey."
Harun arkasını dönüp mahzenden çıktığında biri kolumu tuttu. "Bırak!"
Keriman irkilip geri çekildiğinde ayağa kalktım. "Ben hallederim."
Banyo edecektim. Dediğini yapıp giyinecektim ama ne olursa olsun ona karşı savaşmaktan kendimi asla geri tutmayacaktım.
~ ~ ~ ~ ~
Üzerimdeki kırmızı elbiseye baktım. Bir genç kız olarak onu gezerken görsem ne kadar güzel olduğuyla ilgili çeşitli methiyeler düzer ve böyle güzel bir elbise içinde kendimi hayal edip dururdum. Belki mezuniyetim için para biriktirip almayı bile denerdim. Ama şimdi, üzerimde öyle ağır duruyordu ki. Sanki olgun bir kadınmışım gibi. Daha on yedi yaşında kendimi otuzumda gibi hissediyordum ve bu evde kalmaya devam ettikçe gençliğimi bile yaşayamadan yaşlanıp gidecektim.
"Hazır mısınız Efsun hanım?"
"Hazırım." makyaj masasının önünde oturmayı bırakıp ayağa kalktım. Maalesef hazırdım.
Şimdi aşağı inecek ve annesiyle tanışacaktım. Sanki çok önemliymiş gibi.
Derin bir nefes alıp odadan çıktım. Merdivenleri yavaş yavaş inerken Harun'u gördüm. "İşte o da geliyor." dediğinde annesini fark ettim.
Tıpkı Harun gibi yargılayıcı bakışlarla izledi beni. Yüzünde hiç de hoşnut bir ifade yoktu.
Yanlarına geldiğimde durdum. "Sevgilim, annemle tanış. Şeyma Karatepe."
"Annen de tıpkı senin gibi."
Gülümsedi. "Hangi açıdan."
Kaşlarımı kaldırdım. "Uzun. Çok uzun."
Güldü. "Annemle tanış Efsun. Hadi." diye zorladığında annesine elimi uzattım.
"Merhaba."
"Bu nasıl bir üslup oğlum. Çok aradın mı bu kızı?"
"Yok aramadı, satın aldı. Malım ya ben, oğlunuz da beni satın aldı." babam da bir malmışım gibi sattı beni.
"Efsun." dedi dişlerinin arasından. Sinirleniyordu ama annesinin yanında bir şey yapmıyordu. Güzel. O halde bu gece onu yeterince çok sinirlendirecektim.
"Pardon. Tekrar deneyeyim." elimi indirip gülümsedim. "Merhaba Şeyma hanım. Efsun ben, oğlunuzun esir tuttuğu kadın." Tekrar elimi uzattığımda bana canavarmışım gibi baktı. Oysa bu evdeki tek canavar oğluydu.
"Efsun." diye mırıldanıp elini belime yerleştirdiğinde ürperip geri çekildim. Bana dokunmasını istemiyordum.
"Pardon. Okulu bitirmiş olsam bu kadar zorlanmazdım. Ama kendimi ifade etmekte hâlâ biraz zorlanıyorum."
Annesi şaşırıp oğluna döndü. "Harun bu kız ne diyor?"
"Boşver anne. Boşver sen onu. Aklınca beni sınıyor ama..." gülümseyip bana döndü. "Ben bu oyunlara gelmem Efsun. Ne yaparsan yap sen hep benim olacaksın. Benim kadınım olacaksın."
"Asla. Duydun mu beni, asla. Asla senin olmayacağım."
Başını salladı. "Tabi canım. Tabi." annesine döndü tekrar. "Masaya geçelim hadi. Acıkmışsındır."
Annesiyle önden adımlarken annesi öfkeyle konuştu. "Ben senin kararlarına karışmak istemiyorum ama şunun daha uysalını bulamadın mı?"
Utanmasa seç beğen al yapacaklardı. Terbiyesizler.
"Asi seviyorum ben anne. Asi oluşu da hoşuma gidiyor."
Bıçağı boynuna dayadığımda da bakalım bunu diyebilecek misin Harun Karatepe.
Harun baş köşeye geçtiğinde annesi bir tarafına ben de diğer tarafına geçtim. Benim kısmımda sadece kaşık vardı. Çatal ve bıçak koyulmuyordu artık ama hem annesinde hem de kendi servisinde bıçak vardı. Bir şekilde onlardan birini alabilirsem eğer...
"Keriman, gel ve servisi yap."
"Hemen Harun beyim."
Keriman sesini bile çıkaramıyordu ya. Para için bu herifin hayvanlıklarına katlanmak zorunda kalıyordu. Sadece üzülüyordum. Onun için de.
Yemekler servis edilirken gözüm hâlâ bıçaklardaydı. Sadece doğru anı bekliyordum.
"Şirkette işler nasıl gidiyor?"
"Sen neden merak ediyorsun anne? Karışma bana demedim mi sana?"
"Nasıl karışmam oğlum? Baban o şirketi sana bırakıp gitti. Onun emanetine umarım güzelce sahip çıkabiliyorsundur."
"Sen orasını merak etme. Babamın servetine servet kattım. Şu an her şey daha iyi. Önümüzdeki yıllarda daha iyi olacak."
Annesi gülümseyip etten bir parça koparıp oğluna döndü. "Sana güveniyorum canım." derken tabağıma baktım. Bu eti kaşıkla nasıl bölebilirdim zaten? Çok saçmaydı.
Gerçekten kaşıkla gözlerini mi oysam acaba?
Bilmiyorum ama umrumda değildi. Bir şekilde sorun çıkarmalıydım. Belki o zaman tekrar o mahzene dönerdim. Burada olmaktan çok daha iyiydi.
Aniden ayağa kalktığımda ikisi de bana döndü. Kaşığı alıp kaldırdım. "Eti bununla mı keseceğim ben!" diye bağırdım.
Harun iyiden iyiye sinirleniyordu. "Neden bıçak ve çatal olmadığını çok iyi biliyorsun. Şimdi otur, gerekirse dişleyerek ye yemeğini."
Başımı salladım. "Gerekirse dişleyerek yerim yemeğimi ben de o zaman."
Sandalyemi çekip adımladığımda bileğimi tuttu. "Nereye gidiyorsun?"
"Annene bir şey diyeceğim." kolumu elinden kurtardım. "Bırak artık!"
Ayağa kalkarken annesine yaklaştım. Şaşkınlıkla bizi izlerken arkasına geçtim ve Harun bizi izlerken eğilip boynunu ısırdım. "Ahhh! Delirdin mi sen!"
Evet ama, delirmiştim artık. Delirdim! "Bırak onu hemen!"
Harun kolumu tutup beni çekmeye çalışırken kollarımı boynuna dolayıp annesinin boynunu sertçe ısırmaya devam ettim. "Harun bir şey yap!"
Tüm haykırışlarına rağmen durmadım. Elim masayı bulduğunda annesinin tabağındaki bıçağı almayı başarmıştım ama Harun anında beni uzaklaştırıp yüzüme bir tokat atmıştı. Tokatın şiddetiyle yere düşüp bıçağı sıkı sıkı tuttum. "Ne yaptığını sanıyorsun lan sen!"
"Delirmiş bu kız!"
Annesi boynunu tutarken saçlarımı yüzümden çekip keyifle güldüm. Daha bunlar fragmandı Harun Karatepe.
Eğilip saçlarımı tuttu sertçe. "Kalk lan ayağa!" saç köklerim acıdığında zoraki ayağa kalktım. Gözlerimi kapatıp saçlarımı daha sert çekti. Acıyla inledim.
"Bırak!"
"Ne yapıyorsun lan sen! Ne yapıyorsun? Elimden kurtulabileceğini mi sandın?"
Gözlerimi açarken bir damla yaş süzüldü yanağıma. Canım acıyordu. "Beni bırak. Bırak gideyim."
"O halde şöyle söyleyeyim sana Efsun. Bu evde ya benim kadınım olursun. Ya da bu evden ölün çıkar. Seni yaşatır mıyım sanıyorsun lan! Ya benim olacaksın ya da öleceksin! Başka ihtimal yok!" diye bağırdığında bıçağı kaldırıp geçen seferki gibi sapladım.
Annesi çığlık atarken o omzuna bakıp sırıttı. "Asla pes etmeyeceksin değil mi?"
Saçlarımı bırakıp ittirdiğinde tekrar yeri boylamıştım.
"Asla pes etmeyeceksin değil mi!"
Öfkeyle bağırdı. "Oğlum iyi misin?"
"Bırak anne."
Harun yanıma gelip eğildi. "Bu gece seni cezalandıracağım Efsun. Biliyorsun değil mi?"
Nefes nefese başımı kaldırdım. "Hemen şimdi, öldür beni. Yoksa ben seni öldüreceğim."
Güldü. Omzundaki bıçağa rağmen güldü. "Öyle mi? Seni gerçekten öldürmemi mi istiyorsun?"
Başımı salladım. Öldür de bu eziyetten kurtulayım artık. "Öldürmeyeceğim Efsun. Kendi rızanla benim olmayı kabul edene kadar seni öldürmeyip süründüreceğim. "
En çok da zoruma giden annesinin sadece bizi izlemesiydi. Bir kadın olarak yanımda durmuyordu. Oğluna dur demiyordu. Ben korkuyordum. Harun'dan it gibi korkuyordum ama o sadece izliyordu.
" Kalk ayağa, soyun."
Ayağa kalktığında gözlerimi kocaman açtım. "Ne?"
"Anne, adamlarım seni evine bıraksın. Gidiyorsun."
"Sen bu deliyle aynı evde kalmaya devam mı edeceksin oğlum? Baksana sana ne yaptı."
Başımı eğip zemini izledim. Ne?
Ben... Bu hikayedeki tek suçlu ben miydim? Tek günahkar ben miydim? Oğlunun yaptıklarına, söylediklerine rağmen suçlu ben miydim?
"Çık anne sen. Ben onu evcilleştirmesinin bir yolunu bulurum. "
Ben hayvan değilim. Ben de insanım. O halde neden insan gibi yaşayamıyorum?
Zemine ne kadar baktım bilmiyorum. Görüşüm bulanıklaştığında ve kapı sertçe çarptığında doğruldum.
Bir şey yap Efsun. Bir şey yap.
"Ayağa kalk ve soyun." dedi bir kez daha.
"Neden?" başımı kaldırıp yüzüne baktım. "Bana yine tecavüz mü edeceksin?"
Başını olumsuzca salladı. "Hayır. Bir gün sen koynuma gireceksin zaten Efsun. O güne kadar sana öyle eziyet edeceğim ki kendi ayağınla gireceksin yatağıma."
Çenem titredi. Boğazım acıdı. "Asla. Asla dediğin olmayacak."
"Göreceğiz Efsun." adımlayıp yanıma geldi. "Bakalım bu oyuna ne kadar dayanabileceksin?"
Kolumdan tutup ayağa kaldırdığında ağladım. "Dokunma artık bana pislik!"
Nefret ediyordum. Dokunmasından nefret ediyordum.
"Soyun hemen. Dediğimi yap."
Başımı olumsuzca salladım hıçkırırken. "Hayır!"
"Bir kez daha söylemem bunu Efsun. Soyun."
"Hayır lan hayır!" diye bağırdığımda kaşlarını çatıp yüzüme bir kez daha tokat attı. Başım sağa doğru yatarken ellerini elbisemin göğüs kısmından içeri daldırıp ikiye ayırdı.
"Hayır." diye çaresizce mırıldanırken elbiseyi paramparça etmişti. Yalnızca iç çamaşırlarım ile kaldığımda ondan kaçabilmek için omzuna vurdum ama öyle güçlüydü ki hiçbir şey olmuyordu.
İttirip annesinin sandalyesine oturtup ayağını kadınlığımın üzerine bastırıp beni kontrol altında tutmaya çalıştı. "Yapma!"
Bileklerimi sıkıca tutarken uzanıp kopçamı açtı. Sutyenimi üzerimden çekip atarken vahşi bir hayvan gibiydi.
O an ona karşı çıkmayı bırakıp ellerimle göğüslerimi kapattım ama daha kötüsü oldu. Külodumu hunharca parçaladığında tüm vücudum karşısındaydı.
Ayağını çekip üzerimdeki son kumaş parçasını atarken eğildim. Bacaklarımı kapatıp vücudumu gizlemeye çalışırken nefesimi tuttum. Hıçkırıklarım nefesimi kesiyordu, artık ölmek istiyordum.
N'olur öleyim artık.
"Güzel. Yatağıma girecek kadın oldukça güzel."
Ağlamamı kesmeye çalıştım. "On yedi yaşındayım ben." daha on yedi. Yasal olarak çocuk sayılıyordum ben daha. Bir kadına bunu nasıl yapabilirdi? Hiç mi vicdanı yoktu?
"Kalk Efsun. Mahzene in. Soğukta çıplak bir şekilde kal da aklın başına gelsin."
Başımı olumsuzca salladım. Buradayken, çıplakken ayağa kalkmak istemiyordum. Önünde yürümek istemiyordum. "N'olur bakma, sen git. Ben giderim mahzene."
"Cezan bu Efsun. Herkes senin bu acınası halini görecek. Şimdi yürü. Mahzene gidiyorsun."
Biri bana yardım etsin. Lütfen biri gelip beni buradan alsın.
Baba... N'olur pişman ol. N'olur bir kızının olduğunu hatırla. Şu an buna o kadar ihtiyacım var ki... Biri beni bu adamdan kurtarsın. Ben başka hiçbir şey istemiyorum.
Uzun süre sessiz kaldığımda kolumu tutup ayağa kaldırdı. "Bırak!"
Resmen sürükleyerek merdivenlere yönelirken utancımdan ölmek istedim. Bu kadar aciz olmak istemiyordum.
"Harun bırak!"
"Bunu hak ettin Efsun!"
Mahzene fırlattığında dizlerimin üzerine düştüm. Daha dizlerimin acısını yeni yeni hissederken kalçamda elini hissettiğimde hemen dönüp bacaklarımı kapattım. "Uzak dur benden!"
Ellerimle göğüslerimi kapattım ama çoktan her şeyi görmüştü.
"Duracağım. Paşa paşa yatağıma girmeni bekleyeceğim Efsun. Bu bir gün olacak."
"Asla olmayacak. Hayal kurmaya devam et sen."
"Göreceğiz. Göreceğiz güzel Efsun'um."
"Psikopatsın sen." diye mırıldandığımda mahzeni kilitleyip çıktı.
Köşeye çekilip bacaklarımı kendime çekip başımı yaslayıp ağladım. "Yeter, bitsin artık bu eziyet."
Hıçkırdığımda başımı kaldırıp duvara yasladım. "Bu sefer her şey bitti. Kimse gelmeyecek. Buradan asla kurtulamayacaksın Efsun."
Elimin tersiyle göz yaşlarımı sildim.
Bu kez gerçekten bitti. Onunla normal şartlar altında savaşmayı deneyebilirdim ama adil oynamıyordu. Bedenim üzerimden baskı kurması haksızlıktı.
Ben bunların hiçbirini hak etmiyordum. Her türlü eziyete katlanabilirdim ama onun bana dokunmasına katlanamazdım.
Ölürüm ama onu kabul edemezdim.
Oyun bitti Efsun. Başlamadan bitti. Sen kaybettin.
~ ~ ~ ~ ~