Birisi, "Gülümse," diye bağırdığında aniden arkasına dönen Döndü Gama oldukça sert bir gövdeye çarptı. Elleri ani bir refleksle öne doğru uzandı ve çarptığı kişinin göğsüne düşmemek için tutundu.
"Ay!" diye bağırdı ona bakarak.
"Çok üzgünüm," dedi önündeki yakışıklı adam. Döndü, elleri halen onun üzerindeyken ancak o zaman bakışlarını cazip ela gözlere çevirdi. Daha önce hiç onunki gibi bir göz rengi görmemişti. Büyüleyiciydiler. Onu cezbetmişti. Utanmıştı ve yanaklarını ateş basmıştı.
"Bu harika! Siz ikiniz bir araya gelin!" diye bir ses komut verdi.
Döndü Gama'nın ve çarptığı kişinin bakışları çarpışmalarına neden olan sesin sahibine doğru kaydı.
"Coşkun, onu kendine doğru çek!"
Döndü Gama'ya baktı ve kızarmış yüz ifadesini görünce gülümsedi.
"Bunu yapabilir miyim?" diye sordu.
"Anlamadım? Neyi yapabilirsiniz?" diye sordu Döndü. Şaşırmıştı, kendini aptal gibi hissediyordu.
Adam gülümsedi. Mükemmel düz beyaz dişleri göründü. Acaba doğuştan mı yoksa diş teli taktı mı?" diye düşündü Döndü Gama. Gözleri adamın dudakları arasında görünen beyazlığa takılı kalmışken.
"Sizi tutabilir miyim?"
"Beni tutmak mı?"
Beraber onları çekmek isteyen kameramana doğru 'tamam' der gibi başını salladı.
"Ah! Evet, tabii, demek istiyorum ki elbette," diye saçmalarken başını salladı. Ne kadar gülünç konuştuğuna şaşırmıştı Döndü Gama ama hiçbir zaman böyle bir şey başına gelmemişti ki... Tuhaf bir durumun ortasına düşmüştü yani. "Elbette beni tutabilirsiniz," dedi sonunda.
Coşkun gülümsedi ve Döndü Gama'nın belinin etrafına kolunu sardı. Güçlü bir tutuşla vücudunu kolunun altına doğru çekti ve kaslı göğsüne yasladı.
Döndü Gama hafif bir nefes sıklığı yaşadı. Bu kadar ileri gitmesini beklemiyordu. Eli kalçasına sıkıca temas ediyordu. Viski kokan nefesi burnuna dolmuştu. Adam eğildi ve Döndü'nün kulağına şöyle fısıldadı.
"Siz de beni tutabilirsiniz."
Hafifçe gülümsedi. Kıpırdayamıyordu. Zar zor nefes alıyordu. Yeterince hızlı tepki veremediği için Coşkun elini tuttu ve kendi göğsünün üzerine koydu.
"Mükemmel!" diye bağırdı kameraman bir polaroid çekerek.
Flaş tekrar dikkatini kameramana çekti ama artık çok geçti. Fotoğraflarını çoktan çekmişti.
"İşte!" dedi Coşkun, fotoğrafı Döndü Gama'ya doğru uzatarak. Fotoğrafta yakışıklı bir Coşkun vardı. Doğrudan kameraya gülümsüyordu. Döndü ise ona bakıyor görünüyordu. Bu çok net bir şekilde belliydi.
"Hıım," diye ses çıkardı. Utanmıştı.
"Bu korkunç bir fotoğraf," dedi.
Coşkun hemen uzanıp onun elinden fotoğrafı aldı ve "Şimdi benim. Bunu saklayacağım," dedi takım elbisesinin cebinden içeri koyarken.
"Saklayacak mıydı? İyi ama neden?
"Size içecek bir şeyler ısmarlamama izin verin?" diye teklif etti Döndü Gama'ya gülümseyerek.
"Bir yorgunluk çayına hayır demem,"
"Burası Ege'nin en güzel otellerinden birisi. Sizi yorgun gezdirdiklerine inanamıyorum. Bunu müdür bey ile konuşacağım," diye şaka yaptı Coşkun.
"Onların bir suçu yok. Yoldan yeni geldim. Henüz daha odama bile yerleşmedim," dedi kırmızı rujlu dudaklarını diliyle susuzluktan kavrulmuş gibi hafifçe yalayarak.
"Ah! Biz tanışmadık değil mi? Adım Coşkun. Sanırım az evvel zaten duydunuz. Peki sizin adınız ne?" dedi başını tatlı bir şekilde yana eğerek.
"Adım Döndü Gama."
"Tanıştığımıza çok memnun oldum Döndü Gama. Ayrıca kendiniz kadar isminiz de çok güzel ve orijinal. Burası bir balayı oteli. Acaba siz burada ne maksatta bulunuyorsunuz? Döndü Gama Hanım?" Alyansı olup olmadığını görmek ister gibi gözleri parmaklarına kaydı anında.
Döndü, Coşkun için kolay ama kendisi için cevaplaması zor bu soru karşısında bir an sessiz kaldı. Parmaklarını çay bardağının ağzında dalgın bir ifadeyle gezdirmeye başladı. Bakışları bahçeye kaymıştı. Burada bulunma nedenini ona nasıl açıklayabilirdi? Birden aklına gelen bir oyunu oynamaya karar verdi.
"Aman tanrım! Burası şimdiye kadar bulunduğum en güzel yer!" Coşkun, onun heyecanına gülümsedi.
"Buna inanmam. Şimdiye kadar bulunduğunuz en güzel yer mi?"
"Eh, biraz da ücretsiz olmasının katkısı var..."
"Öyleyse en güzel yere hoş geldiniz..." Döndü Gama cevap veremediği sorunun ağırlığı altında ezilirken imdadına bir otel görevlisi yetişti.
"İşte oda anahtarınız," dedi ve beraberinde bir zarfla anahtarı Döndü'ye uzattı. "Bu zarfın içinde her gün için kullanacağınız renkli bileklikler var. O günün renkli bilekliğini taktığınız sürece otelimizdeki tüm yiyecek ve içecekler tarafınıza ücretsiz tahsis edilecektir. Sadece garsonların ve barmenlerin o bilekliği gördüğünden emin olun," diye bilgi verdi.
"Anahtarım da geldiğine göre ben izninizi isteyip kalkayım."
"Bu kadar çabuk mu? Daha soruma cevap bile vermediniz. Konuşamadık doğru dürüst. Gitmenize bir şartla izin veririm Bana bir yemek sözü verirseniz." Kadının yüzüne yalvarır gibi, yüzünde mütevazı bir gülümseyişle baktı. Bu haliyle çok tatlıydı ve hemen hemen hiçbir kadın onun bu sevimliliğini görünce kolayca hayır diyemezdi.
Sevgilisi Kemal, balayı için otele yarın gelecek olduğu için Döndü Gama, Coşkun'un yemek isteğine olumlu cevap vermeye karar verdi. Odasında yalnız oturmaktansa yemekte yanında bir arkadaşının olması vaktin daha çabuk geçmesini ve sevdiği adamın başka bir kadınla evleneceği gerçeğini düşünmemesini sağlayacaktı. 'Evet' cevabı vermek için kendince bir takım bahaneler üretip ve bu bahanelerin doğruluğuna inandıktan sonra Coşkun'a, "Tamam, o zaman akşam yemeğini birlikte yiyelim," diye cevap verdi ve sonra odasına gitmek üzere ayağa kalktı. Coşkun sandalyesini geriye doğru çekti ve Gama'ya yol verdi.
"O halde akşam yemeğinde görüşüyoruz Döndü Gama," diye çekici bir şekilde gülümserken gözlerinin ela rengi güneş ışığında yeşil bir renge dönmüştü. Nazik bir gülümsemeyle başını öne eğerek onu selamladı.