Gece boyu ter atmış sürekli üstümü değiştirip yatmıştım. Sabah uyandığımda kendimi daha iyi hissediyordum. Duşa girdim önce biraz vücudum rahatladı. Sonra Leyla sultan mis gibi kahvaltı kokularını bütün eve yaymıştı. Kokuları takip ederek sofraya ulaştım.
"Oo paşamzade iyileşmiş ayaklanmış çok şükür. Geç otur annem çayını koyayım."
"Teşekkür ederim annem sayende daha iyiyim" dedim yanağından öptüm. Yerime oturdum ablam yoktu. Soracağım soruyu anlamış gibi annem araya girdi. "Ablana bakıyorsan erken çıktı bugün işleri varmış." İyi bakalım. Bu güzel kahvaltıyı kaçırdı. "
" Babanda bakkalı erken açtı ama çırak almış yeni o bakarken kahvaltıya gelecek. Birazdan gelir. Hadi biz başlayalım. "
" Çırak mı iyi yapmış valla arada böyle eve gelir gider iyi oldu. Tamam hadi afiyet olsun o zaman bize. "dedim kahvaltımı yapmaya başladım. O sırada telefonuma mesaj gelmişti.
Nehir, " Nasıl oldun Emre daha iyi misin? " yazmış.
"Evet gayet iyiyim teşekkür ederim. İşe geleceğim. " yazdım yolladım. Evden çıkacakken babam da geldi. "Siz çifte kumrular baş başa kahvaltı yapın ben çıkıyorum." dedim.
Annem arkamdan "Ah seni serseri." dedi babamda güldü. Ee ne olmuş yani yaş geçince aşkımızı yaşayamayacak miyiz? Gayet doğal bir şey bu utanmayın canım.
Binadan çıkınca baktım Nehir'e görünürlerde yoktu çıkmış olmalı diye düşündüm. Otobüse 5 dakika vardı tabanları yağladım yine koşmaya başladım. Yetişmiştim her zaman ki gibi.
Akbili almak için elimi cebime atınca elime minik şekerlerden geldi yine. "Ah annem ya asla vazgeçmiyorsun." dedim bu sefer bir tanesini ağzıma attım.
...
Şirkete geldiğimde herkes etrafıma toplanmış geçmiş olsun dileklerini sunuyorlardı. Biliyorum biliyorum hepiniz beni çok seviyorsunuz. Ama benim beni sevmesini istediğim tek kişi şu an da odasında bir görüşmede. Ne yapalım bekleyeceğiz bu gül yüzlü kızı. Onu görmeden günüm güzel geçmez yoksa. Herkese iyi dilekleri için teşekkür de bulunurken Rıfat'ı yanıma çektim. "Neler oluyor Rıfat, kim bu Nehir'in odasında ki kıl kuyruk? Biraz fazla yılışık duruyor buradan bakınca da. Rahatsız etmiyordur umarım kızı. Bulmuş böyle genç ve güzel müdürü."
"Sakin ol abi kim olacak müşteri işte. Şu baya ünlü bisküvi firması vardı ya patırtı. Onun reklam görüşmesi için gelmiş. Sahibinin oğlu sanırım. Biraz burnu havadadır tabi hani şu onda olan bizde olmayan zenginlikten dolayı."
"Zengin değiliz ama insanız çok şükür. O da herkeste yok malum. Hem o nasıl marka be. Patırtı diye bisküvi mi olur? Nehir bu işide bana vermez umarım. Yoksa bu adamın bir yamuğunu görürsem burada gerçekten bir patırtı çıkar." dedim yerime oturdum.
Rıfat "Aşıksın aşıksın sen aşıksın arkadaş" diyerek uzaklaşmıştı. Aşığız tabi oğlum yeni mi anladın...
Adam gittikten sonra Nehir beni çağırdı yanına. Gül cemalimi özlediyse demek.
Odasına gittim tabi uçarcasına. "Buyurun canım müdürüm." dedim gülümsedi.
"Seni iyi gördüm Emre sevindim iyileşmene. Yeni bir iş var da onun hakkında konuşacaktım. Patırtı bisküvi A.Ş"
"Nehir doğruyu söyle o adam seni rahatsız etmedi değil mi? Seni tanırım gördüm camdan baya rahatsız olmuş gibiydin."dedim ama şimdiden sinir bütün vücudumu ele geçirmişti.
" Biraz fazla iltifat etmiş olabilir ama merak etme ben kendimi savunmasını bilirim. Gerekli cevabı verdim." dedi. Sonra da" ısrar edince sözlü olduğumu söyledim. " diyince beni bir öksürük krizi tutmasın mı? Hemen yerinden kalktı bana su verdi içtim. Sonra hazmetmeye çalıştım. Nasıl sözlü ya yoksa benden habersiz hayatında biri mi vardı? Ama nasıl olur hiç bahsetmedi. Yok saçmalıyorum ya.
" Başımdan savmak için söyledim tabi." diye devam etti konuşmaya.
He öyle desene kızım ya kalpten gidiyorduk şurada... O parmağa bir yüzük takılacaksa o bizim yüzüğümüz olmalı.
...
İşten sonra spora gitmek üzere Nehir'le çıktık. Ne canım tabiki onunla gideceğim. Erkek adam kızı yalnız gönderir mi? Hele ki aynı yerde çalışıyorsa. Bana yakışmaz tabi sizi bilemem. "Bugün gelmeseydin Emre dinlenseydin yeni iyileştin sayılır." dedi Nehir. "Yok yok iyiyim hem sen zayıf gezeceksin ben kilolu mu gezeyim bütün gün oturuyoruz olmaz." dedim.
"Peki öyle olsun ama çok yorma kendini yinede. Bu arada bana bir araba tahsis edilecek böylece rahat rahat işe de geliriz spora da gideriz güzel olur değil mi Emre?" dedi ışıl ışıl gözlerle bana baktı. Bir dakika o gözler bana bakarken parlıyor muydu ya? Acaba bu güzel kalpte benim için çarpıyor mu?
"Kesinlikle mükemmel olur kabul ederseniz bu küçük hanımın şoförü bile olabilirim." dedim. Güldü... O güldü ben güldüm. Biz hep gülsek ya böyle...
" Olur ama o ehliyeti boşa almadım ben Emre. Annem gibi sende başlama lütfen. Yoksa annem mi seni tembihledi. Ben de gayet güzel araba sürüyorum tabi elimde olunca daha çok pratik yapmış olacağım. Ama sizin teklifinizide seve seve düşünebilirim Emre bey neden olmasın. Heh otobüs geldi hadi binelim." dedi.
Ehliyet diyince ehliyet aldığımız günler aklıma geldi. Takdir edersiniz ki onada birlikte yazılmıştık. Hatta ben ona öğrettim pratik yaptırdım. Her daim ona yardımcı olacağım destek olacağım.
Onun peşinden otobüse bindiğimde pis sapık ve abazalardan da korumaya çalışıyordum onu. Malum otobüs onların en sevdiği ve rahatca utanmadan arlanmadan taciz ettikleri mekandı Kadınların her konuda bu kadar zor bir şekilde bu hayatta yaşamaları katlanılabilir gibi değildi. Her gün kaç tane genç kardeşimiz, ablamız, arkadaşımız katledilerek öldürülüyordu. Hemcinslerim adına utanıyordum. Bu gidişe bir dur demek lazımdı. Ama nasıl..?
...
Spor salonuna haftada 3 gün geliyorduk. Rüya hoca sağ olsun bizi bayağı bir yoruyordu. Rüya hoca ile Nehir baya baya arkadaş olmuştu. Rüya hocanın bir oğlu bir de kızı varmış. 2 çocuk olmasına rağmen hala böyle incecik olması Nehir'in çok hoşuna gidiyordu. "Kesinlikle benimde çocuklarım olsa yinede spora devam edeceğim elimden geldiğince. Baksana Rüya hocaya ona gıpta ediyorum." dedi.
"Canım benim o burada hoca sürekli sporla meşgul. Yani onun mesleği bu o kadarda torpili olsun bu hayatta değil mi?" dedim güldüm. "Hem sen harika bir anne olursun. Eminim çokta bakımlı ve güzel olursun." dedim.
"Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?" diye sordu. Ahh bebeğim içimdeki düşünceleri bir bilsen bu soruyu sormaya utanırdın bana. "Tabiki öyle düşünüyorum. Sen her konuda başarılısın ve başarılı olacaksın sana inanıyorum." dedim. Yanında bende olursam var ya ballı kaymak olur valla. Konuşmamızı Rüya hoca böldü. "Ee hadi gençler ısınmanız bittiyse sizi kardiyoya alalım" dedi.
"Aman hocam bari bugün bizi tek parça eve gönder." dedim ve hep birlikte gülmeye başladılar. Ben şaka yapmamıştım ama neyse öyle olsun.
...
"Kolumu kaldıracak halim yok. Ablaaaa şu kumandayı uzatır mısın?" dedim ablama. Koltuğa gelir gelmez tabiri caizse yığılmıştım. Pertimde çıkmış olabilirdi. Ne zor işlerdi canım kas yapmak. Ablam bana gülerek kumandayı verdi. "Ferhat aşkı için dağları deldi sen ise kas yapıyorsun. Zaman baya değişmiş gerçekten." dedi dalga geçercesine. Hatta tam olarak benimle dalga geçti.
"Annem seni domates seçer gibi görücülere gösterecekti. Bence fena fikir değil ya gelsinler bir tanışalım. Senin nasıl suratsız bir şey olduğunu falan görsünler." dedim. Onu kızdırmak için yapmıştım ve başarmıştım. Elindeki yastığı kafama fırlattı ve "Çok kötüsün." dedi.
" Ben değil ablacığım hayat kötü. Şaka yaptım ya ben varken sana kimse gelemez. Sen istemezsen bu iş olmaz zaten. Ben anneme de söyledim sıkma sen canını hangi devirde yaşıyoruz ya hu?"
"Benim devrimde evladım beğenemedin mi?" diyen annem gardiyan gibi girmişti odaya. "Ablana akıl vereceğine kendine çeki düzen ver çocuğum. Kaç yaşına geldin sende artık evlenmelisin. Bak sana da birini buldum. Hani Fikret'gillerin Gülsüm yok mu. O işte. Nasıl hamarat, nasıl becerikli, nasıl güzel. Bir görsen bir içim su. Biz de onlara mı Bi gitsek acaba diyorum. Elinden her iş geliyormuş. Çeşit çeşit yemekler yapıyormuş. Benim yemeklerimi de aramassın hem. "
" Anneciğim bir nefes mi alsan acaba. Ben istemiyorum kız falan demedim mi sana daha yeni. Hem konu ablamdan bana nasıl geldi yine ya? "
Ablam eliyle oh oh işaretleri yaparken ben elimi alnıma koymuş kaderime teşekkür ve şükranları mı sunuyordum. Eyvallah kaderim böyle devam et...
....
Nehir...
Kapıdan içeri girmemle kırılan cam sesini duymam bir oldu. Yusuf ve Ege yani bizim ikizler ortalığı yine epey bir karıştırıyordu. Sese annem ve babamda gelince kapıda karşılaşmış olduk. Annem ikizlere evde top oynadıkları için fırça yağmuruna tutarken ben bizim ufaklıkları annemin gazabından kurtarmaya çalıştım.
Babam halimize gülerken "Kocaman bir aile olmayı seviyorum. Yaramazlıklarınıza rağmen seviyorum sizi çocuklar. Kırılan cam olsun önemi yok yarın yeniden usta çağırır yaptırırız. Yeter ki bir insanın gönlünü kırmayın. Kırılan bir şeyi tamir etmek mümkün değildir. Bunu bilin ve ona göre yaşayın. Hadi bakalım hepiniz içeri geçinde ben temizleyeyim bir yerlerinize batmadan. Bu sözleride kulağınıza küpe edin. " dedi.
Bugünün nasihati da buydu demek ki. Babamı yanaklarından öpüp odama geçtim. İkizler arkamdan gelip, " Abla ama biz erkeğiz küpe takamayız ki. Küpeyi kızlar takar. Hem Ece ve Naz bizi görürse dalga geçerler. "dediler.
Onların bu haline içimden kahkaha ile gülmek gelsede kendimi tuttum. 5 yaşında ki kardeşler için bu biraz kırıcı olabilirdi. " Öyle mi benim ballarım. Sizin Ece ve Naz adında arkadaşlarınız var demek. Hmm öyleyse biraz düşünelim ne yapabiliriz. Şimdi babamın size söylediği şey bunu unutmayın aklınızda tutun ve öyle yaşayın demekti. Yani gerçekten kulağa küpe takmak demek değildi. Anladınız mı bakalm şimdi.?"" Eveeettt" diyerek kucağıma atladılar. Onlarla birlikte yere düştüm bende. Babamın dediği gibi bende bu aileyi çok seviyordum...
...
Yemek faslından sonra odama geçtim. Bugün sporda Emre ile konuştuklarımızı düşündüm. Bana "Harika bir anne olursun demişti." Gerçekten de annem gibi bir anne olabilecek miyim acaba? Ya da daha iyisi? En önemlisi bu hayallerimin içinde Emre de olsun istiyorum. Bakalım ne zaman olacak!
Yerimden kalktım ve annemle nasıl heyecanlar içinde hazırladığım kütüphaneme bakmaya gittim. Annem bana her ay yeni kitap alma sözü vermişti. Ay başlarını iple çeker bu ay hangi kitap benim olacak diye hayal eder ve beklerdim. Hiç şaşmaz ve o kitap mutlaka bana gelir ve kütüphanemin en güzel köşesini alırdı.
Bir gün Emre bize geldi ve elinde bir hediye paketi vardı. Çok sevinmiştim ne olduğunu deli gibi merak ediyordum. Tabiki içinden kitap çıkmıştı. Bunu bilen Emre 'Banada kütüphanende yer verir misin?' demiş bana kitabı hediye etmişti. Sana kalbimde de yer veririm diyemedim. Seve seve kabul edip kitabı en başa koydum. Kitabın içinde kurutulmuş bir gül bulmak beklemediğim bir şeydi. Gülümsedi ve "Kitap arasında gül kurutmak adettendir bilirsin" dedi. Ama ben hissediyordum bunun bir manası vardı.
Gittim kütüphaneden o kitabı aldım ve gülü buldum. Yatağıma oturdum gülü elimde çevirmeye başladım. Evet yıllardır kitabı ve gülü saklamıştım. Elimde bir o yana bir bu yana çevirirken bir şey görür gibi oldum. Birden dikkat kesildim ve yeniden bakmaya başladım. İyice gözlerime yaklaştırdım ve evet gördüm. Doğru görüyordum kalp içinde N ve E yazıyordu.
Kalp olan yeri dudaklarıma götürdüm ve öptüm. Biliyordum onunda bana karşı boş olmadığını biliyordum...
...
Ertesi gün işe gitmek için evden çıktığımda Emre de aynı anda evden çıktı. Onu görünce hayat daha bir anlam kazandı. "Günaydın canım" dedi ve yanağımdan öptü. Bir an için yüzüm domates gibi oldu eminim. "Günaydın Emre." diyebildim nihayet. Kelimeler boğazıma düğümlenmişti sanki.
Gül, kalp, baş harflerimiz. Tamam hissediyordum ama bilmek farklı bir duyguymuş. Otobüse doğru yürürken birden durduğunu farkettim bende durdum. "Ne oldu bir sorun mu var?" Diye sordum. "Ya şey. Bu annemin benim için bulduğu kız değil mi ya adı neydi Gülsüm mü ne? Gel biz şu taraftan gidelim görmesin şimdi. Kim bilir annem kıza neler dedi."
Ben duyduklarımla hüsrana uğrarken o yolu değiştiriyor benide yanında çekiştiriyordu. Yani Leyla teyze Emre'ye kız mı buluyordu? Zaten ne sanmıştım ki çocukken sevdiyse şimdide mi sevecek. Bendeki de aptallık başka bir şey değil. Acaba Emre de istiyor mu? Ama öyle olsa yolunu neden değiştirsin ki?
"Nehir iyi misin suskunsun bugün hasta mısın yoksa?" "Şeyy.. Yok gayet iyiyim bir sorun yok. Hadi gidelim." dedim ve hızlı hızlı yürümeye başladım. Duyduklarımı hazmetmem biraz zaman alacaktı...
...
Şirkete gelince Emre'yle vedalaştık ve odama geçtim. O gelince kızlar hemen masasına gitmişti bile. Allah'ım hiç şansım yok. Küçükken çocuğa fırsat bile vermedim. Ne fırsatı bu konuları istemediğimi baştan söyledim. Ne bekliyordum ki sanki? Gelip boynuma atlamasını mi! hah çok beklersin Nehir Toprak! ...
Sinirle yerimden kalktım ve elime geçen belgeleri alıp Emre'nin masasına gittim. "Bu dosyaları acil incelemeniz lazım Emre Bey lütfen ilgilenir misiniz." dedim ve odama döndüm. Kıskançlık tüm damarlarımda geziyordu şu an....
...
Emre...
Önümdeki dosyalara bakarken şaşkındım. Bu da neydi şimdi? Günaydın diye yanıma gelen kızları gönderdim ve belgelere bakmaya başladım. Benimle alakası olmayan şeylerdi ama neden benim önüme geldi.
Şaşkınlık yerini anlamaya bırakırken keyfim yerine geldi. Nehir beni kıskanıyordu. Kızları masadan göndermek için bu belgeleri bana getirdi. Başka bir açıklaması yoktu. Belgeleri kaptığım gibi odasına gittim. Kapıyı tıklatma zahmetinde bulunmadım. Rahatsız olacağını da sanmıyordum. Ama oyunu sürdürmeyede kararlıydım. Bir şey demeyecektim.
"Ahh Nehir sanırım yanlış dosyaları getirdin bana bir bakar mısın?" diyerek önüne ittim dosyaları.
Eline aldı evirdi çevirdi ama yüzüme bakmıyordu. Senin yüzünü solduran ben dahi olsam çeker vururum gülüm ne bu surat. "Afedersin yanlış olmuş dalgınlık." dedi ama sesi bir tuhaftı. Nerede dünkü neşeli Nehir nerede şimdi ki Nehir.
"Nehir gerçekten iyi olduğuna emin misin? Bak evde bir sorun yok değil mi? Annen, baban, çocuklar. Yoksa işle mi ilgili?
"Hayır hayır bir sorun yok gerçekten" dedi yüzüme baktı ama biliyordum o gözlerde bir buğu vardı. Sebebi neyse öğrenecektim. Bu burada kalmaz...
"Peki öyleyse sana kolay gelsin canım." dedim ve odadan çıktım.
Bu da neydi şimdi? Hiç bir şey anlamadım. Beni kıskandığı için mi öyle davrandı yoksa başka bir sorun mu oldu? Ben Nehir'i tanırım şu an kafasına bir şey takmış. Yoksa böyle hatalar yapmaz ya da kestirip atmazdı. Hele hele kızların arasına gelip de önüme dosya falan koymazdı. Burnuma iyi kokular geliyor aslen ama emin değilim. Yoksa artık bazı şeylerin zamanı mı gelmişti? Acilen konuşmamız gereken konular var Nehir Toprak Yılmaz. Bekle beni...
...