3

1224 Words
Emine'nin başına gelenleri duyduktan sonra hayat benim için daha farklı bir hal almaya başlamıştı. Normalde yapmayacağım bir şey yaparak bu durumu yazarcığım ile paylaştım. Onun da fikirlerini almak istedim. Ona göre, tercihlere ne olursa olsun saygı duyulması gerekirdi. Biraz romantik ve gerçek dışı bir fikir gibi geldiği için aynısı onun başına gelirse ne yapacağını sormuştum. Benim başıma böyle bir olay gelmesi biraz zor. Çünkü, sevdiğim birine ilgim azalmaz. Sevgim azalmadığı sürece. Eğer sevgim azalıyor ise, zaten ben bitiririm. Duyguları çıkardıktan sonra, geriye sadece menfaate dayalı bir ilişki kalıyor bence. Bu da bana oldukça soğuk geliyor. Bu cevap, beklediğim bir cevap değildi. Oldukça derin düşünceleri vardı. Bu beni de etkiliyordu. Ona göre, hayatta pek çok şey oluyordu ancak insanlar bir şeyleri perde arkasında yaşadıkları için bunları bizim görmemiz çok kolay değildi. Yargılaması kolay, ancak işin içinde olduktan sonra empati yapması daha kolaydı. Bak sana bir şey diyeyim, eğer insanlar birbirlerini anlayabilseydi asla düşmanlık olmazdı. Çünkü duygularını anladığın birine kızgın olamazsın. Zaten bütün kavgalar, ayrışmalar anlaşamadıkları için çıkar. Anlaşmamazlık kelimesine dikkat et, anlaşamamış, birbirlerini anlamamışlardır. Sorun da buradadır. Kitaplarında, daha çok derin karakterleri, yavaş yavaş işleyen birisiydi. Onların hayatlarını sanki onların gözünden görüyormuş gibi yazıyordu. Bunu sadece edebi bir kaygı ile yaptığını düşünüyordum. Ancak şimdi, aslında hiç de öyle olmadığını. Aslında öyle düşünen ve öyle gören biri olduğunu daha iyi anlayabiliyordum. İnsani yönlerini pek öğrenme fırsatı tanımamıştı bana. Genel olarak hayat üzerine, insanlar üzerine konuşuyorduk. Onunla yazışırken, sanki karşımda oturmuş benimle sohbet ediyor gibi hissediyordum. Bir kafede oturuyoruz, kahve kokusunu içime çekiyorum ve etrafta insanların sesleri eşliğinde sohbet ediyoruz gibi hissettiriyordu. Derin bir kişiliği vardı ve bunu sergilemekten hiç kaçınmıyordu. Günlük rutinimi öğrenmişti. Detaylara oldukça önem veriyordu. Beni de merak etmeye başladığını hissediyordum. Sabahları ne giydiğimi sormaya başlamıştı. Hangi renkleri tercih ettiğimi öğrenmek istiyordu. Kahveyi nasıl sevdiğimi, çaya şeker atıp atmadığımı sormuştu. Aslında hiç insanın aklına gelmeyecek şeyleri merak ediyordu. Koltuğa uzandığın zaman başının altına kaç tane yastık koyarsın diye bir soru sormuştu mesela. Hayatım boyunca kimsenin bana sormadığı sorulardı bunlar. Geçmişimi anlatıyordum, ne yaptım, neler yaşadım... Pişmanlık hissetmediğin sürece doğru yoldasın. Aslında pişman olunacak bir şey de yok. Belki kaçırdığın bir fırsat için hayıflanırsın ama saçma olur. Dünya artık çok hızlı dönüyor. Hem de çok hızlı. Herşey çok hızlı gelişirken hatalarımızı da aynı oranda kabul etmek ve hızlıca hayatımıza devam etmek gerekiyor. Sonuçta bir hata yaptığın zaman ondan ders çıkarırsan o bir tecrübe oluyor, eğer pişman olursan sadece hata yaptığın ile kalıyorsun. Pişman olma. Uzun cümleleri, tek seferde yazıyordu. Ben ise onun aksine kısa kısa yazıp hemen enter tuşuna basıyordum. O yüzden ben 15 mesaj atmışsam, o bana bir tane atmış oluyordu. Aslında onu merak da ediyordum ama bir şekilde kendini anlatmadan konuyu hemen bana getirip, benimle ilgili bir şeyi öğreniyordu. O yüzden ona bay gizemli lakabını takmıştım. Buna sevinmiş olmalıydı çünkü bunu ona söylediğim zaman gülücükle bana karşılık vermişti. Beni kitap yazmaya da teşvik etmişti. Sonuçta okuyabiliyorsan, yazabilirsin de demişti. Benimle bir şeyler yapmak istemesi, ister istemez beni heyecanlandırıyordu. Tüm bunlar olurken de evimde yaşanan monoton ve gri yaşam bir köşede öylece duruyordu. Sadece günler geçiyordu. Kocam ise bendeki değişimi fark edemeyecek kadar kör durumdaydı. Bu durumu yazarcığım ile konuşmaya çok yanaşmıyordum. Belki de bana duymak istemeyeceğim gerçekleri söyleyecekti. Bundan da çekiniyordum biraz da. Gerçeklerden korkmak... Ne kadar acı olsa da bunu yaşıyordum. Hemene hemen her yerde konuşmaya başladık, fikrini almadığım çok az konu vardı. Bir anda en yakın arkadaşım oluvermişti. Bunaldığım bir gün, saate baktım. Okan'ın gelmesine daha beş saat vardı. Hızlıca üzerimi giyindim ve alışveriş merkezine gittim. Mağazaları gezmek en sevdiğim şeylerden biriydi. Yürürken bir iç çamaşırı mağazasının indirim yaptığını gördüm. Kendime yeni çamaşırlar almayalı bayağı oluyordu. İçeri girdim ve bakınmaya başladım. O sırada telefonum titredi. Yazarcığım bana mesaj atmıştı. İçtin mi kahveni? Biraz meşguldüm kusura bakma. Ancak işlerim bitti. :) En son kahve içiyorum demiştim. Kahvemi içeli çok oldu :) Şimdi dışarı çıktım Alışveriş yapasım var :) O sırada çamaşırlara göz gezdirdim. Koyu kırmızı, dantelli bir takım ilgimi çekmişti. Tangası biraz farklı bir tasarıma sahipti. Normalde 3 tane ip şeklinde ayrılmış bir şekilde kalça kısmından geliyordu. Ne güzel, afiyet olsun. Ne alacaksın bakalım bugün prenses? :) Bana prenses demeye başlamıştı. Ben ona bay gizemli demeye başladığımda o da bana lakap takmaya karar vermişti. Hala isim konusunda sormaya cesaret edememiştim. O anda içimden bir hınzırlık yapmak geçti. Normalde bu soruyu geçiştirme şansım vardı ama yapmayacaktım. O anda ne yapıyorsam söylemek istedim. Hmm... Çamaşır bakıyorum :) İçe giyilen türden :))) O son gülücükten sonra ben de gerçekten gülümsedim. Hınzırlık yapmayı seviyordum. Ona karşı ilk defa böyle bir şey yapıyordum ama aramızda bir anda bir kıvılcım çakmıştı sanki. O anda ekranda bir yazı belirdi. Yazıyor... Bir süre sonra yazı kayboldu ve tekrar belirdi. Yazdığını silmişti. Gülümsedim. Hoşuma gitmişti. İçe giyinenlerden :) Bir alemsin gerçekten. Evet... Onları severim ben de. Nasıl bir şey bakıyorsun? Hmm Şu anda bir tane bakıyorum Kırmızı Dantelli Değişik bir şey ama üç tane ipi var Normalde bir tane olur :) Evet, yeni modeller onlar. Daha farklı olanları da var. Bazı modeller hiç çıkarmadan kullanılmak için yapılıyor. Onu mu alacaksın? :) Nasıl yani Çıkarmadan kullanılmak derken? :) Çıkarmaya gerek kalmadan seks yapmak için kullanılıyorlar. :) Zaten genel olarak kadınlar rahat bulmuyor tangaları. Çok nadir gördüm yani gündelik hayatında giyen. Genelde seks yapacağı zaman giyer ve üzerinde on dakika bile kalmaz. İstisnalar hariç. :) :)) O zaman ben Bir istisna olabilirim :) Daha uzun mu tutuyorsun üzerinde? :) Hmm Gündelik giydiğim için Bayağı uzun kalıyorlar :) Hmm.. Beni şaşırttın. İyi anlamda tabi ki. Farklı ve özel bir kişiliğin var. Takdir edildiği sürece her güzellik devam eder. Yani kendine alıyorsun, kocana değil. :) Ben zaten kimse için Bir şey yapmam Kendim için yaşıyorum :) Harikasın... Ben genelde kadınımı giydirmeyi seviyorum. Çok olmuştur yani gidip ona aldığım. Kendi ellerimle giydiririm genelde. :) O anda içimde tuhaf bir his oluştu. Sanki karnımda kelebekler uçuşuyordu. Bir anda aklımda bir imge belirdi. Yazarım beni giydiriyordu... Kocam hiç bana bunu yapmamıştı. Bana çamaşır aldığı olmuştu ama genelde ben giyinip ona gitmiştim. Giydirilmek... Bu ise başka bir şeydi. Hmmm Tıpkı hediye paketi gibi Diyorsun yani :) Hahaha güzel benzetme. Bak bunu çok sevdim. Evet... Aslında öyle. Bir hediye açar gibi açarım... Zaten sevdiğin bir insan sana bir hediyedir aslında. Karşılıklı sevgi, pek nadir bulunan ve çok az takdir edilen bir olgu. Bulduğun zaman kıymetini bilmek lazım. :) İçimden geçen hınzır düşünceler çok hoşuma gitmeye başlamıştı. Parmaklarım hızlıca ekranda kaymaya başladı. O zaman Zevk sahibi olmalısın Görelim bakalım Sen seç bugün :) Yazdıklarım gittikten sonra görüldü sembolü çıktı. Kalbim küt küt atıyordu. Resmen vücudum kalp atışımdan dolayı titremeye başlamıştı. Tamam, fotoğraflarını çek bakalım beraber karar verelim. Benim zevkimden çok, senin zevkini merak ediyorum. Üzerinde nasıl duracağını da görmek isterdim tabi ki... :) Kalbimin atışları sanki iki katına çıkmıştı. Fotoğrafları çekip ona yolladım, bayağı bir modele baktı. Mağazanın ismini sorup internetten modellere bakıp sormamı istediği modeller olduğunu söyledi. O gün onlarca modele baktıktan sonra üç tane takım aldırdı bana. Bir tane beyaz dantelli tanga ile beraber, jartiyerli bir takım; bir tane ateş kırmızısı dantelli tanga takım, bir tane de gece mavisi bir takım. Eve giderken yanaklarımın al al olduğunu hissediyordum. Yazarımla beraber iç çamaşırı almıştık. En son mesajı ise kalbimin hızını daha da arttırmıştı. Harika şeyler seçtik beraber bence. Senin de sofistike bir zevkin var. Ancak bunların hepsi bir paket biliyorsun. Esas, güzelliği senin üzerinde ortaya çıkacak bir paket... Bunu görmeyi çok isterim. :) Eve gidince ona fotoğrafları çekmek için sabırsızlanıyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD