Kate, yıkımı getirdiği binaya bakarken tatmin duygusu yüzüne yansıyordu. Bu durumdan oldukça memnundu, hatta gurur duyduğunu bile söyleyebilirdi. Tıpkı bir sanatçının tamamladığı eserini incelemesi gibi binayı inceliyor ve gördüklerinden memnun oluyordu. Binadan emrine uyan son adam da çıkarken yavaşça arkasını döndü. Görmeyi beklemediği kişiyle göz göze gelirken, yüzündeki gülümseme daha da genişledi.
Kenny bakışlarında bir sürü anlam taşıyarak kendisine bakıyordu. Kate'in zihninde beliren görüntüler de ise, Damien'ın kendisine bu görevi verirken Kenny'nin takındığı tavır ve sözleri vardı. Kenny'e göre Kate kesinlikle bu göreve uygun kişi değildi. Geçmişin ona getirdiği bir takım sorumluluklar ve duygusal yanı planı kötü yönde etkileyecekti.
Geldikleri nokta da ise Kate onun düşüncülerini tıpkı o anda da söylediği gibi boşa çıkarmıştı. Planının her anı, nokta atışı şeklinde işe yaramış ve siyahı almayı başarmışlardı. Düşüncesinin merkezinde kullandığı kelimeler ise Max'in kelimeleriydi. Kate, gülümseyerek onu inceleyen adama doğru yürümeye başladığında Kenny'nin sesi kulaklarına doldu.
"Damien, burayı harabeye çevirmeni söylememişti, Kate."
Kate, duyduğu cümle ile gözlerini devirirken dişlerini dudaklarının üzerinde gezdirdi. Damien'ı memnun etmek, Kenny'i memnun etmekten daha kolaydı. Birde takıntılı olan kişi Damien diye anlatılıyordu. Koyu kırmızı rujla renklendirilmiş dudaklarını dişlerinin eziyetinden kurtardığında konuşmaya başladı. "Bence oldukça güzel oldu. Komutan istediğimiz de neler yapabileceğimizin artık farkında olacak. Tabi birde kaybettiği rengin yanında ona ekstra iş çıkardığım için bir süre bizimle uğraşamaz."
Kenny duyduklarının ardından öne doğru bir adım atarken, Kate konumunu bozmadan onun gözlerine baktı. Bakışlarında şu an öfke mi görüyordu? Kate'e göre öfkelenmesi için ortada hiç bir sebep yoktu.
"Damien, renk ruhlarını geri istediğinde ne yapacaksın, Kate?"
Kate, Kenny'nin öfkesini umursamadan gülümseye devam ederken ona biraz daha sokuldu. Kollarını Kenny'nin omuzlarına koyarken, başını hafifçe yukarıya kaldırdı. Bu sayede dudakları birbirlerine oldukça yaklaşmış, Kate'in konuşurken nefesini onun yüzüne solumasına olanak sağlamıştı.
Kate, "Aptal taklidi yaparak komutanı ve diğer koruyucuları kandırdığını düşünüyordum, Kenny. Gerçekten aptal biriysen... Benim için cazibeni ne yazık ki kaybedeceksin." dedikten sonra ifadesini ciddileştirerek konuşmaya devam etti. "Kraliçe ve siyah bizimle birlikteyken, Cleon ve renk ruhlarının dünyada saklanacak yeri olduğunu mu düşünüyorsun? İstenilen her an elimizdekiler sayesinde bulunacak konumdalar. Siyah içinde, beyaz içinde bu iş çocuk oyuncağı."
Kenny sıkkın nefesini Kate'in dudaklarına doğru üflerken, "Damien'ın bundan hoşlanacağını sanmıyorum. Kraliçe ve siyah bizimle olsa da, Damien'ın, Cleon konusundaki tutumunu da biliyorsun. Renk ruhlarından ayrılmak isterlerse, onu bulmamız zorlaşır." diyerek açıklama da bulundu.
Kate, gözlerini hafifçe kısarak düşünmeye başladı. Bu konuda Kenny haklı olabilirdi. Komutanın zeki olduğu kısmı da es geçemezdi. İşin açıkçası geçmiyordu da... Sadece Damien'ı, Sui Colores'den bu yana yeterince tanıdığını düşünüyordu. Renk ruhları ne kadar değerliyse, geride kalan herkes bir o kadar değersizdi. Damien'ın gücü kıyaslandığında ise komutanın ona karşı duracak şansı bile yoktu. Bunu daha öncede, denediğini öğrenmişti.
Kate, "O zaman şöyle söylemeliyim. Cleon'un, Damien için o kadar da değerli olduğunu düşünmüyorum. Diğer yandan eğer bulunmaları gerekirse, onları istediğiniz an bir şekilde bulurum." dedikten sonra elini Kenny'nin ensesinden saçlarına çıkartarak okşamaya başladı. Cazibeli bakışları Kenny'nin gözlerine sabitken, "Bir de Damien'ın yanında aksi bir durum olursa, beni savunursun diye umuyordum." dedi.
Kate cümlesinin son kısmında, Kenny'e biraz daha sokulurken belinde hissettiği elle, dilini dudaklarında gezdirdi. Beklediği öpücük dudaklarında hayat bulurken, bir süre tutkulu bir şekilde öpüştüler. Öpücük sona erdiğinde Kenny, Kate'in elini kavrayarak "Daha fazla zaman kaybetmeden buradan gidelim." dedi.
Kate, onun adımlarına sessizce ayak uydururken buraya geldiği arabanın aksine Kenny'nin arabasına binmişlerdi. Adamların etrafta olmaması ise Kenny'nin emri ile çoktan işlerinin başına döndükleri anlamına geliyordu. Yaratıklar ise adamlardan bile önce mekandan ayrılmışlardı.
Araba harekete geçerken Kate son kez dikiz aynasından döküntü haldeki binaya baktı. Ama bu kez binadan çok aklında beliren kişi Max oldu. Cleon'un onu öldürmeyeceğini biliyordu. Yine de acı çekmesini istiyordu. Xylia'ın son hali gözlerinin önünde belirdiğinde yüzünde şeytani bir gülümseme oluştu. Cleon, Max'e yeterince acı vermese bile, kızın görüntüsü kalbini derinden etkileyecek bir acıya sebep olacak derecede kötüydü.
...
Araba yolculukları sona erdiğinde Kate hızlı bir şekilde arabadan indi. Odasına gitmek için harekete geçen adımları Kenny'nin sesini duyması sebebiyle durdu. "Birazdan odana geleceğim Kate. Öncelikle siyahı kontrol etmem gerekiyor."
Kate, arkasını bile dönmeden attığı adımları arasında konuştu. "Merak etme Rapaxlar siyah ile ilgilendi, sadece baygın halde yatıyor olmalı. Yine de banyo için seni beklemeyeceğim, bebeğim." Konuşmasının sona ermesiyle Kate adımlarını hızlandırırken odasının bulunduğu binaya yaklaşmaya başladı.
Karargah olarak kullanılan bu yer tamamen Damien'ın kendi eserini insanları kullanarak oluşturmasına dayanıyordu. İki yüksek bina ve bunların tam ortasında bulunan görkemli malikane insanların dikkatini çekmekten oldukça uzak, herhangi bir siteden farksızdı. Yine de Kate burada olanları her şeyi ile bildiğinden sıradan insanların en büyük kabuslarını hortlatacak türden sırlara sahip olduğunu da biliyordu.
Sağ tarafta bulunan bina kendi gibi taraf değiştiren koruyucuları ve Damien'ın sadık adamlarından oluşan grubunun bir kısmını ağırlamak için vardı. Üst katlar özel dairelerden oluşurken, alt katlarda antrenman sahaları ve çalışma alanları bulunuyordu. Zemin katta ise oldukça geniş yelpazeli cephanelik vardı.
Sol tarafta bulunan yüksek bina, zihinleri nyxler tarafından ele geçirilen insanlara, Rapaxlara ve daha Kate'in bile adını telaffuz etmekte zorlandığı türlü türlü yaratıklara ev sahipliği yapıyordu. Tabi bu söyledikleri binanın alt katlarında geçerli olan bir durumdu. Üst katlara çıkıldığında ise çeşit çeşit işkence odaları sizi karşılıyordu. Burada şimdiye dek bir sürü insan, koruyucu, hatta renk ruhlarına sahip kızlar bile işkence görmüştü.
Odaların her biri Damien'ın sevdiği aletler ile doldurulduğu için genel olarak işkenceleri izleyen kişi konumunda da buluyordu. Tabi bazı zamanlar işkence yapan kişi de olabiliyordu ve Kate, Damien'ı işkence yaparken izlemeye bayılıyordu. Kendine has sanatçı kişiliğini, işkence esnasında ortaya koyduğuna fazlaca tanık olmuştu.
Ortada bulunan görkemli malikaneyi ise Damien, kısmen kraliçe ile birlikte paylaşıyordu. Ayrıca içeride renk ruhları taşıyan kızlara özel odalar ve Kenny gibi üst rütbedeki adamlarına ait odalarda vardı. Ama asıl kabus üç binanın kamufle ettiği arka kısımda meydana geliyordu.
Nyxler, Tinkalar ve Drakenler kendi büyük kolonilerini oluşturduğu için, o kısım dünyanın içinde küçük bir gezegene benziyordu. Toprağı hatta çevresindeki renkleri bile etkileyen bölüme Kate bile işi olmadığı sürece yaklaşmak istemezdi. O yaratıkların güçleri fazlasıyla korkutucuydu. Özellikle Tinkaların kraliçeye yaptıklarından sonra, melek yüzlü şeytanlara yaklaşmak aklının ucundan bile geçmiyordu.
...
Dakikalar içinde odasına ulaşan Kate, aynadaki yansımasından kıyafetini inceledi. Yer yer kan izleri ile lekelenmiş kıyafet yüzünün asılmasına sebep olsa da aynı zaman da başarısının simgesiydi. Çünkü üzerindeki kanın bir damlası bile kendisine ait değildi. Kıyafetin küçük bir kısmı Max'e, büyük bir kısmı da Xylia'ın kanıyla lekelenmişti.
Kate, banyoya giderek çıkardığı kıyafetlerini kirli sepetine attıktan sonra, tıpkı Kenny'e söylediği gibi onu beklemeden küveti doldurmaya başladı. Duş jeli damlattığı su köpürmeye başladığında Kate, bedenini suyun içine yerleştirdi. Başarılı bir görevin yorgunluğu en iyi ılık suyla yapılan banyo keyfi ile giderilirdi.
Banyodaki işini bitirdiğinde havluya sarılı bedeniyle odaya geri dönen Kate, giyinmeyi düşünmeden yatağına uzandı. Gözleri yavaşça kapanırken, zihni sebepsizce geçmişe sürükleniyor ve Max'i düşünmesine sebep oluyordu. Kısa süre sonra da Max'in söylediği son kelimeleri anımsadı.
"Ben hain değilim, Kate. Sen ise... Artık tanıdığım kişi kesinlikle değilsin. Tam olarak gücüm yerinde olsa kazananların tarafında olmak nedir, sana gösterirdim. Aşağılık sürtük!"
Kate'in bu cümlelerden anladığı tek şey Max'in koruyucu olma işini ne kadar ciddiye aldığının kanıtıydı. Ona göre koruyucu olmak fazlasıyla pohpohlanarak şişirilmiş bir takım görevlerden ibaretti. Kraliçenin etkisiyle güçlü ve dayanıklı olmak hiç bir zaman ilgisini çekmemişti.
Hem zaten koruyucu olmasının tek nedeni de Max'e yakın olmak istemesiydi. Onunla şehir içinde tanıştıktan sonra kendini bir anda koruyucu olmaya çalışırken bulmuştu. Başlarda Caprea ile ikisinin arasında bir şeyler olduğunu düşündüğü için geri çekilmiş olsa da, koruyucu olarak onlara daha da yaklaştığında, üç kişilik grubun aileden farksız olduğuna tanık olmuştu.
Bunu anladıktan sonra da Max'i elde etmesi fazla uzun sürmedi. Yine de birbirlerine bağlı çekirdek aile gibi olan üçlünün arasında bir şekilde kendini kabul edilmiş hissetmeyi başaramadı. Belki de Damien'ın teklifini kabul etmesinin sebebi de buydu. Max'e hissettiği sevgi gerçekti. Ama Max için her zaman Caprea ve Walter öncelikli olmuş, olmaya da devam edecekti. Bunu yaşanan felakette net bir şekilde anlamasını sağlamıştı. Birbirlerine destek olan üçlü için o sadece aileye dahil bile olamamış önemsiz bir kayıptan ibaretti.
...
Camlardaki perdeler sayesinde geceden farksız görünen oda da, ilk dikkati çeken şey yerlere gelişi güzel şekilde fırlatılmış kıyafetlerdi. Normal boyutlarının üzerindeki çift kişilik yatakta uzanan Damien, göğsünde kendinden geçmiş bir şekilde uyuyan kraliçeyi izlerken, hızlanan nefesini kontrol altına almaya çalışıyordu. Gördüğü beyaz tendeki morluklar ise sakinleşmeye karar vermiş bedeninin aksi yönde çalışmasına sebep oluyordu.
Bakışlarını duvardaki saate yönlendiren Damien, ödülünü alacağı anın yaklaştığını fark ederek dürtülerini bir kenara bıraktı. Yataktan kalkarak odanın sol tarafında bulunan banyo kapısına yürüdü. Geniş banyoda, kısa süre sonra çıplak bedenini akan ılık suyun altında yıkamaya başladı. Damien, suyun bedenine verdiği rahatlığı, saatlerdir çalışan kaslarında hissederken gülümsüyordu.
Banyo işini tamamlayıp odaya döndüğünde çekmeceden iç çamaşırını alarak giydi. Kıyafet olarak ise sadece siyah kot pantolonunu almış, giydikten hemen sonra da tekli koltuğa oturmuştu. Damien'ın çıplak göğsünde hala var olan su damlacıkları, odanın yeterli ısısı sebebiyle çok yakında buhar olup uçacaktı. Koltuğun sağ tarafında bulunan sehpanın üzerinde dün gece bırakılan sigara tabakası ve zippo bulunuyordu.
Damien aldığı sigarayı dudaklarına götürdükten sonra, üzerinde kan ve şeytan figürleri olan zipposunu kullanarak sigarasını yaktı. Aldığı ilk nefesle içine dolan dumanın yarattığı farklı his, Damien'ın son derece hoşuna gidiyordu. Dünyaya geldikleri andan itibaren, gezegeni anlamak ve buraya adapte olabilmek adına bir sürü farklı madde denemişti. Bulundukları konum itibariyle denediği ilk maddeler alkol ve uyuşturucular olmuştu. Uyuşturucuların bedenini etkilemesi fazlasıyla uzun sürdüğü için onlardan vazgeçmesi çokta uzun sürmedi. Nitekim alkol içinde aynı şeyleri söylemek mümkündü, yine de hala ara sıra kullanıyordu. Ama sigara farklı bir şekilde ilgisini çekiyordu. Belki içme tarzından, belkide boğazında bıraktığı histen dolayı hala kullanmaya devam ediyordu. Sigarayı hala hayatında olan kraliçe ile karşılaştırmakta mümkündü tabi...
Damien dünya da sadece maddeleri değil, insanları da bir şekilde kullanmıştı. Bedenlerini anlamak için işkenceleri, tatlarını çıkarmak içinse seksi aracı olarak kullanmaktan çekinmemişti. Ama hiç bir beden şu an yatağını paylaştığı kadın kadar onu etkilemeyi başaramıyordu. Bir şeylerin eksikliğini çeken bedenini doyuran tek kişi kraliçeydi. Bunun nedeni belki güçlerini istemesi, belki tinkaların onda yarattığı etki, belki de bedeninden hoşlanıyor olmasından kaynaklıyordu. Cevabı konusunda emin olmadığı soruyu düşünmeyi de bir nokta da bırakmış ve sadece keyif almaya odaklanmıştı.
Sigarasının yarısına geldiği sırada kraliçenin bedenindeki kıpırdanmaları gören Damien, koltuğun sağ kısmında bulunan paneldeki bir kaç düğmeye bastı. Basılan düğmeler odayı karanlığın esaretine alan perdeleri açarken, güneşin odaya ışık vermesini sağladı. Kraliçenin kendine gelmeye çalışan baygın bakışlarının arasında, Damien sigarasını kül tablasında söndürerek ayağa kalktı. Kraliçenin kim olarak uyanacağını merak ediyordu. Ama muhtemelen şu an zor kişiliği ile karşı karşıya kalacaktı. Çünkü bir gece önce ona kendini şehvetle teslim eden bir kadın vardı.
Damien, gördüğü uykulu gözlerin yavaş yavaş öfkeye teslim olmasını seyrederken derin bir nefes aldı. Kraliçe çıplak bedenini çarşafla örtmeye çalışırken dolan gözlerindeki öfkeyi göstermekten çekinmeden bağırıyordu. "Yine pis ellerinle bana sahip oldun! Bir gün... Gücümü gerçekten kullandığımda ölümün benim elimden olacak, Damien."
Damien yaklaşık olarak iki günde bir duyduğu tehdit içerikli cümlelerin bir yenisini sakince dinlerken, bu sakinlik kraliçeyi daha fazla sinir ediyordu. Ama kraliçenin, Damien'a karşı yapabileceği hiç bir şey yoktu. İşin aslı bu haline Damien da bir şey yapamıyordu. Çünkü tinkaların bir zihne böylesine etki ettiğine ilk kez tanık oluyordu.
Tinkalar özgür idareyi, kullanan kişiye bağlayarak çalışan oldukça sıra dışı yaratıklardı. Kraliçe üzerinde etkileri de başlarda tam olarak buydu. Damien'ın zihninden geçen kararları, kraliçe kendi kararlarıymış gibi uyguluyordu. Ama Sui Colores'in yaşadığı kıyamet gününde, tinka etkisini bir şekilde kıran kraliçenin ardından yeniden çalışmaya başlayan yaratıklar, kraliçenin zihninin parçalanmasına sebep olmuştu. Artık kraliçenin aldığı kararlarda, yaptıklarında Damien'ın düşüncelerinin hiç bir etkisi yoktu. Zihni tamamen ikiye bölünmüştü.
Kişiliklerin ilki Damien'a aşıktı. Damien o kişiliğe Fia demekten memnun oluyordu. Fia, Damien'ı hayatına kabul etmiş, sevmiş, tutkusunu en uçlarda yaşatan bir kadın olmuştu. Damien bu tutkuyu ona dokunduğu her an sonuna dek hissediyordu.
Diğer kişiliğe ise Damien kraliçe demeyi tercih ediyordu. Kraliçe Sui Colores felaketinden bu yana Damien'dan nefret etmiş ve etmeye de devam ediyordu. Onu öldürmeyi kafasına koymuş ve yapmak için her şeyi göze almıştı. Yapamıyor olmasının tek nedeni ise güçlerinin gerektiği şekilde işlemiyor olmasıydı.
Bölünen zihin, kişiliği Fia ve kraliçe olarak ayırırken beyazın güçleri de bölünmüştü. Zihin bir bütün olmadan güçleri tam anlamıyla aktif olamıyordu. Zaten bu yüzden Damien, beyazdan sonra içinde en fazla gücü barındıran rengi siyahı arıyordu. Beyazın gücündeki azalma parçalara ayrılarak dağılan Hypate taşını bulmasına engel oluyordu. Damien, araştırmaların sonucunda istediği güce taşı bulmadan sahip olamayacağını öğrenmişti. Bu yüzden de siyaha ihtiyacı vardı.
"Beni duydun mu Damien! Seni öldüreceğim. O gün ne zaman olacak bilmiyorum ama öleceksin."
Damien, kraliçenin kelimeleriyle düşüncelerinden uzaklaşırken yüzünde şeytani bir gülümseme oluştu. Kraliçenin bedeninden etkilenmesi konusunda net cevabı hala muamma olsa da tinka etkisinin oldukça büyük olduğu bir gerçekti. İçindeki Fia ona tutkuyu yaşatırken, kraliçeye tecavüz ederek sahip olma fikri ona olan ilgisini hep hayatta tutuyordu. Şu an bile kraliçeye zorla sahip olabilirdi. Ama şimdilik bunu yapmayacaktı. En azından siyah ile tanışana kadar...
"Seni tekrar bağlamam mı gerekiyor, bebeğim? Beni öldüreceğin konusunda daha önce de uzun bir konuşma yaptık. Beni öldürüp, öldürmeyeceğinden kesin konuşmak mümkün olmasa da, o güne dek senin bedeninin tadına varacağım bir gerçek. Bence alışmaya çalışmalısın..."
Kraliçe yataktan kalkmaya çalışırken, "Böyle bir şey asla olmayacak, sen..." diye konuşurken Damien gözle görünmeyen bir hızla kraliçenin yanına gelerek bedenini yatakta altına alarak, hareket etmesini engelledi. Banyodan sonra kurutmak için vakit harcamadığı saçlarındaki sular, kraliçenin beyaz tenine damlıyordu.
"Bu asi yanın senden asla bıkmamak için bir sebep. Bana kalırsa beni kışkırtma, geçen sefer seks oyuncakları ile yaptığımız şeyleri hatırladığını düşünüyorum."
Kraliçenin konuşmak için açılan dudakları Damien tarafından hapsedilirken çalan kapı sesi öpücüğün, yaşanması gerekenden kısa sürmesine sebep oldu. Damien, konumunu bozmadan "Gir." derken, kraliçe kısmen örtülen çıplaklığı ile kurtulmak için çırpınıyordu.
Kenny içeriye girdiği gibi bakışlarını pencerelere doğru çevirirken, "Efendim, Kate görevden döndü. Siyah sizi bekliyor. Gereken her şeyi hazırladım." dedi.
Damien yüzündeki memnun ifadeyle "Birazdan geleceğim, çıkabilirsin." dedi. Kenny odadan çıkarken, kraliçenin yüzünde dehşet ifadesi oluştu. "Siyah burada mı?"
"Evet burada ve onunla tanışmamın vakti geldi. Ama merak etme sen her zaman benim gözdem olacaksın. Böyle kalmaya devam et."