Bahçenin sessizliğini bozan tek şey, aramızdaki o donmuş bakışlardı. İkimiz de bacağımdan sızan ve toprağa damlayan o koyu kırmızı lekeye bakıyorduk. Zaman durmuştu sanki. Şiyar'ın yüzündeki o sahte, kontrollü maske bir anda parçalandı. Yerini, saklamaya dahi yeltenmediği çiğ bir korku ve panik aldı. "Hayır, hayır..." diye mırıldandığını duydum. Sesi titriyordu. Hızla yanıma koştu, sanki yere düşmemden korkuyormuş gibi beni bir çırpıda kucağına aldı. Acı, bacağımdan başlayıp tüm vücuduma elektrik çarpmış gibi yayıldı. Beynim uyuşmuş, düşüncelerim birbirine girmişti. Dünyanın geri kalanıyla olan bağım o an kesildi. Şiyar beni hızla arabanın yanına götürdü, arka kapıyı tek hamlede açıp beni koltuğa, o soğuk derinin üzerine hafifçe uzandırdı. "Ş-şiyar... Çok acıyor," diyebildim. Sesim, k

