Kozcu konağının en üst terasındayım. Mardin ayaklarımın altında ama sanki ben dünyanın en tepesinde, her an aşağı itilmeyi bekleyen bir kurban gibiydim. Konağa geleli bir kaç gün olmuştu. leyla babasının evine yollamıştı ağa ve kimse bana nedenini söylemedişti. Ah bir de burnu hava da ağamız benimle tek kelime etmezken oğlumla can ciğer kuzu sarması olmuştu. İkisinin arasında kıskanacağım derece de güzel bir bağ oluşmuştu. Benim ise tek temenim bu bağın ikisine de zarar vermemesi. Tam huzur bulacağım diyorum, o meşhur hafif topuklu terlik sesini duydum. Gelen belliydi, Keriman. Konağın ayaklı gazetesi, dram kraliçesi ve tabii ki benim bir numaralı baş belam. "Aman aman, bizim dul gelin yine buralarda dertleniyor muymuş?" dedi Keriman. Sesindeki o iğneleyici tonu nerede duysam tanırım

