Nefes alamıyordum. Biri beni sımsıkı tutmuştu ve bırakmıyordu. Gözlerimi zorlayarak açtığımda belime sarılı olan o devasa kolları gördüm. Koca kollardan anladım ki bu Zervan'dı. Beni adeta bir yastık gibi göğsüne hapsetmiş, kendi sıcaklığının içine gömmüştü. Hafifçe kıpırdanmaya çalıştım ama o, uykusunda bile bunu hisseder gibi kollarını daha da sıktı. Burnuma dolan o tanıdık koku; terin, tenin ve hafifçe karışmış yaseminin kokusu, dün geceyi bir film şeridi gibi zihnimden geçirdi. Çarşafların arasındaki o darmadağın halimiz, tenimizin birbirine mühürlendiği o anlar... Hepsi bu koca kolların arasında yankılanıyordu. Başımı hafifçe yukarı kaldırıp yüzüne baktım. O her zaman çatık olan kaşları uykuda biraz olsun gevşemişti. "Dağ ayısı," diye fısıldadım dudaklarımı kirli sakallarına yak

