Konağa geldiğimizde avlu her zamankinden daha sakindi herkes bir köşeye çekilmişti. Adamlarına verdiği kısa ve sert talimatlarla aldıklarımızı hızla yukarı taşımaya başlamışlardı. Arka koltuğa, Mervan’ı kucağıma almak için uzandığımda Zervan beni hafifçe bir şekilde itekledi. "Ben alırım," dedi, sesi bir itiraz istemiyor gibiydi. Mervan’ın öğlen uykusu ağır bastığından, çocuk ne olduğunu anlamadan Zervan’ın koca kucağına gömüldü. Zervan, oğlumu sanki kendi canından bir parçaymış gibi ona hazırlattığı odaya götürdü. Ben ise ne yapacağımı bilmez halde, ayaklarım geri geri giderek bizim odamıza gelmiştim. Kapıyı kapattığımda sırtımı soğuk ahşaba yasladım. Ne diyecektim ben bu adama? Ondan sakladığım sırlar, korkudan söylediğim yalanlar artık boyumu aşmıştı. Her şey bir kördüğüm misali birb

