Gözlerimi tavana dikmiş, başımı sert mermere her vuruşumda çıkan o tok sesi ve içimden sökülüp gelen inlemeleri bastıramıyordum. Göbek taşının sıcaklığı sırtıma işledikçe sanki etrafımdaki her şey yavaş yavaş siliniyordu. Zervan üzerime dikilmiş, yüzündeki o çarpık gülümsemeyle her hücremin titreyişini, kontrolümü nasıl kaybettiğimi izliyordu. Beni o uçurumun kenarına kadar getirmiş, tam düşecekken havada asılı bırakmıştı; ne gitmeme izin veriyor ne de beni tamamen bırakıyordu. Vücudumdaki her kas, her sinir ucu patlamaya hazır bir bomba gibi gerilmişti. Zervan’ın bir sonraki hamlesini beklemekten yorulmuştum. Bacağımın iç kısmına her sürtündüğünde, o kaskatı ve kor gibi sıcak dokusu derimi yakıp geçiyordu. Ama o hâlâ direniyordu beni tam anlamıyla diz çöktürmeden, ruhumun en karanlık y

