4.BÖLÜM

1437 Words
10 YIL SONRA “Bir küçücük kırlangıç varmış, annesi onu çok çok severmiş, babası onu çok çok severmiş.” “Çocuk şarkısında ki kırlangıç değil aslancık olacak” “Babam bana küçük kırlangıcım derdi” “Ah Nursel yıllardır buradasın” “Ne olmuş benim evim burası, benim evim burası.” O gece ki gibi kollarımı açtım “Bak kırlangıç oldum. Şimdi yuvama gireceğim” “Yuvan varsa eşin olmalı” “Ben yavru kuşum” Selvi abla buraya geldiğimde ilk gördüğüm kişiydi, beni yatağa yatıran, temizleyen, ağladıkça gözyaşlarımı silen sessizliğe gömüldüğümde, çığlık çığlığa bağırdığımda sarılan, elimi tutup omzumu okşayan tek insandı. “Hava çok güzel bahçeye çıkmak ister misin?” “Dersim var” Ben o gün de ders yapıyorum demiştim… “Nursel aileni hiç özlemedin mi?” “Özleyecek kimim kaldı ki?” Ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin en eskilerinden biriydim, yıllar süren karabasanlardan az da olsa kurtulmayı başarmıştım. Benim durumumda olup getirilen tecavüz mağdurları ruh dünyamı darmaduman ediyor tekrar geriye dönüyordum. İki kez daha intihara teşebbüs etmiş ikisinde de ölmeyi başaramamıştım. Doktorumla uzun saatler süren konuşmaların sonunda beynimde sabitlediğim suçun benim olmadığını idrak etmem yıllar sürmüştü. Suçlu olan ben değildim oydu, sadece beni değil ailemi de mahvetmişti. “Günaydın Nursel” “Günaydın Doktor Hanım bende şimdi sizi düşünüyordum” “Biraz dışarı çıkalım mı hava çok güzel” “Selvi abla da söyledi istemiyorum” “İnsan içine karışmayı nereye kadar reddedeceksin? Ben, Selvi, Doktor Murat, tekrar okumaya başlamana neden olan Doktor Tan, bizler kötü müyüz?” “Hayır” “Dışarda da kötü olmayan insanlar var Nursel, iyiye doğru giderken tekrar içine kapanma, daha kaç yıl burada kalacaksın bir düşün geldiğinde on üç yaşındaydın şimdi yirmi üç yaşındasın. On sene dile kolay tüm ömrünü bu dört duvar arasında mı geçirmek istiyorsun?” “Ben sizleri, odamı seviyorum burada kalamaz mıyım?” “Hayata bir yerden başlaman gerek,” “Benim evim burası” “Burası ev değil hastane, iyi düşünmeni istiyorum yeni bir yaşam için hazırsın.” Nereye gidecektim, neye hazırdım bilmiyordum… Yan odaya iki gün önce getirilen küçük erkek çocuğu çığlık çığlığa bağırıyordu. Doktorum aceleyle odamdan çıktı, şimdilik kurtulmuştum, çocuğun bağırmaları içimi parçalıyordu. Yatağıma yatıp yorganı başımın üstüne kadar çektim. Selvi abla yüzümü açtı “Şule Hanım çok haklı, bu çığlıklar bitmeyecek, sen her seferinde böyle yorganın altına saklanacaksın” “Dışarıda kötüler var, yoksa bu küçücük çocuk gelir miydi?” “Kötüler her yerde, iyilerde her yerde” “O çocukta benim gibi mi?” “Ne yazık ki düşündüğün doğru on iki yaşlarında oğlan çocuğu” “Kim yapmış” “Arkadaşının babası yapmış, makatı yırtılmış garibin. Allah’ın cezaları beddua etmekten ben yoruldum” “Birde dışarı çık diyorsunuz” “Sen artık küçük kız çocuğu değilsin, büyüdün. Hamiyet’i hatırlıyor musun, aynı zamanlarda gelmiştiniz senden biraz büyüktü. Evlenmiş çocuğu bile olmuş” “Buradan gitmek istemiyorum” “İstemediğini en iyi bilenlerden biride benim, elimde büyüdün sayılır. Nursel son yıllarda hareketlerini abartmaya başladın sırf burada kalabilmek için sahte öfke nöbetlerine giriyorsun. İlaçlarını içmediğini biliyorum içermiş gibi yapıyorsun. Yapma kuzum dışarıda yepyeni bir hayat seni bekliyor” “Kiminle yepyeni bir hayat, babam, annem benim yüzümden…” “Hayır, senin yüzünden değil. Hangi anne baba üzülmez… Olanlar yetmemiş gibi bir de dolandırılmışlar hepsi üst üste gelince ne annen ne baban dayanamamış. Abin var, ablan var” “Abim beni bir kez olsun görmeye gelmedi, ablamın işi başından aşkın” “Ablan seni hiç yalnız bırakmadı, gelmezse telefon açtı. Çıkman için heyet raporu verildiği anda geleceğinden eminim. Evsiz değilsin…” Henüz değil, ben kendimi biliyordum dışarıda ki hayata hazır değildim. “Seninle bahçeye çıkarsam ısrar etmeyi bırakır mısın?” “Eh şimdilik susarım hadi gidelim” Pijamaların üstüne kapşonlu hırkamı giydim. Uzun olup her yerimi kapatmasını seviyordum, başımı kapattım, beni görmelerini istemiyordum. “Hava sıcak be kızım başını açsana” Duymazdan geldim, koluna girip iki elimle sarıldım. Hiçbir yere bakmıyordum gördüğüm koridorun yeriydi… Görenler “A Nursel odasından çıkmış” “Merhaba canım” “Nursel aç yüzünü” diye seslendiler hiç birine cevap vermedim. Odamdan çok nadir çıkardım, bahçeye asla çıkmamıştım. Kapıya gelmiştik, çok fazla ses duyuyordum tırnaklarımı avucuma batırdım. Selvi abla paniklediğimi fark etmişti elimi okşadı “Sakin ol bak geldik bile, inan çok seveceksin” Kulağımın dibinde “Şimdi seni kapacaklar” diyen erkek sesiyle dondum kaldım. “Seni terbiyesiz başhekime şikâyet edersem görürsün gününü” Selvi ablanın sesi öfkeliydi, odama geri dönmek istiyordum… “Şaka yaptım be abla” “Bu son olsun İshak, bir kez daha densizlik yaparsan kapının önünde bulursun kendini. Ona buna laf atacağına odaları sil” der demez elimden tuttu… Selvi abla yürüyünce peşinden sürüklendim, “Burası en sevdiğim bank, otur. Sen o terbiyesize aldırma sulu şakalar yapmayı çok seviyor. Çevreye bak her yer yemyeşil” Dediğini yaptım, yerler ezilmiş yer yer toprak hale gelmiş çimendi… Başımı biraz daha kaldırdım ağaç gövdeleri, dallarında yemyeşil yapraklar, öten kuşlar. “Burasının penceremden gördüğüm manzaradan ne farkı var” “Yaşamayı bilmiyorsun, odan duvara bakıyor tek bir ağacı görüyorsun. İnsanlar gelip gidiyor, ileride ki çifte bak erkek kızın omuzlarına sarılmış, sağda küçük bir çocuk top oynuyor, bir diğeri kaçan balonunun arkasından ağlıyor.” “Bunların hepsi hasta mı?” “Olanı var, olmayanı da var. Birçoğu ziyaretçi... Telefonumu unutmuşum hemen alıp geliyorum” Oturduğum yerden hastanenin çıkışını görebiliyordum. İnsanlar karınca sürüsü gibiydi. “Yalnız kalmışsın” diyen sese gözümün ucuyla baktım, Selvi ablanın kızdığı adamdı… Yanıma oturunca kalktım. “Kaçma kız laflarız biraz, kafayı neden sıyırdın” Ne tarafa gideceğimi bilemiyordum, hızla yürümeye başladım. Peşimden gelirse ne yapardım, onca insan vardı bağırırdım… Ağaçlardan birinin arkasına saklanıp geriye baktım, adam başka bir kadınla konuşuyordu. Peşimden gelmeyince rahatlamıştım bunca yıldır dolaşmadığım bahçe hoşuma gitmişti. Önüme çıkan havuzun üstünde iki kadın bir erkek heykeli vardı, havuzun kenarına oturdum. Yüzlerinde ki ifadeler tüylerimi ürpertti, öfkeyle bakan erkek, boş bakışlı genç bir kız, gerçek hayattan kopmuş kendi hayal dünyasına dalmış bir kadın. Ben bunlardan hangisiydim, böyle yaşamaya devam devam edersem gerçek hayattan kopup boş bakışlı birine dönmem yakındı. “Ah Nursel beni çok korkuttun, aramadığım yer kalmadı” Selvi abla nihayet gelmişti “Bahçe güzelmiş” “Seveceğini biliyordum, her gün dolaşmaya çıkarız. Doktor Tan seni sordu, notların iyiymiş üniversite sınavlarına hazırlanman gerektiğini söyledi ” Sesimi çıkarmadım geleceği düşünmek şimdilik benim için hayaldi. Geri dönerken yine o aptal İshak önümüze çıktı, bizi görünce sırıttı elinde ki çayı gösterdi “Size de ısmarlayayım, güzel hanımlar” “Senin işin yok mu ne zaman görsem aylaklık ediyorsun” “Kızma Selvi sultan, iki dakika mola verdim” “Burası babanın yeri değil yürü işine” Selvi abla terslemişti adam yine gülüyordu, tüylerim ürperdi… **** Birkaç gün odamdan çıkmayıp ders çalıştım, hemşireler ilaçlarımı getiriyor ben hepsini tuvalete atıp sifonu çekiyordum… İlaçlar o geceyi canıma kıymaya karar verdiğim, kendimi suçladığım, canımın acıdığı anı hatırlatıyordu. Doktor Şule, Selvi abla olmasa suçlu hissetmemin devam edeceğinden emindim. Yıllarca bu duygunun esiri olmuştum… Geceler hala kötüydü, karanlık o günü geri getiriyor her şeyi baştan yaşamama neden oluyordu. Uyumak istemiyordum, kabuslarımda o anlar geri geliyordu, eskisi gibi sık görmesem de, arada bir görmem bile yetiyor günlerce yorganın altına saklanıyordum. Hayatımın sonuna kadar o adam, o iğrenç gün beni takip etmeye devam edecekti. İkinci kez ölmeye karar verdiğim an pencereye çıktığımı hatırlıyor ondan sonrasını hatırlamıyordum. Ablamın son anda bacağımdan yakaladığını söylemişlerdi. Gördüğüm kabuslara dayanamıyordum, her an o adamın yaptıkları aklıma geliyordu, cinsel organımdan tiksiniyordum. Sanki hala acıyor, içim yanıyordu, babamın öldüğü gün üçüncü kez denedim, yine ablam engel olmuştu. Doktorlar hastaneye yatmama karar vermişlerdi, sanki o gün bitmiş miydi, yıllarca devam etmiş bir türlü saf temiz halime dönememiştim. Uzun süre ablama düşmandım beni birazcık anlasaydı ölmeme izin verir kâbuslarımı, utancımı, acılarımı bitirirdi. **** Şimdi eskisi gibi düşünmüyordum, suçlu olan ben değildim. Suçlu olan o sapık ruhlu, çocuk tecavüzcüsü olan herifti. Babamın, annemin üzüntüden ölmesine, abimin kötürüm kalmasına neden olmuştu. Ya ablam, ailenin tüm dertleri onun üstüne kalmıştı, ziyarete geldiği zamanlarda değişimini görmüştüm. Her sene bir önce ki senden daha çatık kaşlı, daha sert görünümlü biri olup çıkmıştı. Benim masraflarım, ödemek zorunda olduğu borçlar sırtında kocaman bir yüktü. Doktorların dediği gibi bir an önce gerçek dünyaya adım atıp yükümü ablamın omuzlarından almalı bir şekilde ona yardımcı olmanın yollarını bulmalıydım. “Doktor Tan seni çağırıyor” İshak’tı artık sesini tanıyordum bir süre bekledim, kapşonumu başıma geçirip kapıyı açtım karşı duvara dayanmıştı “Korkma kız ben adam yemem” Bu adamın konuşma şekline katlanamıyordum, hızla yürümeye başladım yanımdan geliyordu. “Peşinden atlı mı kovalıyor kız az yavaşla biraz konuşurduk, ikide bir seni neden çağırıyor söyle bakayım yoksa manitan mı?” Sesimi çıkarmadım, hemşireler neredeydi… Koşmaya başladım, koridor bitmiş merdivenler başlamıştı. Hızlıca tırmandım Doktor Tan’ın odası hemen merdiven bitimindeydi. Kapıyı tıklar tıklamaz içeri girdim. ****
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD