3.BÖLÜM

1308 Words
İyi olmayacaktım, olmaya hakkım yoktu. Gözlerimi ölmeyi dileyerek kapattım, ne yazık ki sabah olmuş dileğim yerine gelmemişti. Annem hemen kalkmamı dünya kadar iş olduğunu söylüyordu, pikeyi üzerimden çekti kolumdan tutunca ani acıyla iki büklüm oldum midem bulanıyordu, öğürmeye başlayınca geri yatırıp üstümü örttü. “Şimdi tavuk çorbası yaparım, dün gecede yemek yemedin bu ne öğürmesi anlamadım. Neyin var yavrum, doktora götüreyim ister misin?” Başımı iki yana sallayıp sırtımı döndüm “Kesin mideni üşüttün en iyisi nane limon kaynatmak, yarına iyi olman gerek” Ben bir daha hiç iyi olmayacaktım… Yaşamaya hakkım yoktu. Annemin getirdiği nane limonu başımda beklediği için öğürerek içmek zorunda kaldım… “Aferin benim kızıma bak gör iyi gelecek” Yataktan kalkamıyordum, zaten kalkmayı hiç istemiyordum… Uyumak bir daha hiç uyanmamak ne güzel olurdu. O anlar aniden geri geliyor ölmek için yalvarıyordum. Bacaklarımın arası sızlıyordu sanki içimde bir şey yırtılmış gibi yanıyordu. Zorla kalkıp tuvalete gittim, kan bacaklarımdan süzülüyordu, daha önce hiç kanamam olmamıştı, annem doktora götürmüş çok ufak tefek olduğum için olayı doğal akışına bırakmamızı bazı kadınların geç adet gördüğünü söylemişti. İçimde ki sızlama yanma bundan olabilir miydi? Ablamın petlerinden koyup tekrar yatağa geri döndüm. Saatler sonra hala ağrım devam ediyordu her tuvalete gittiğimde kan vardı. Sabah fazlasıyla halsizdim, annem yeterince yattığımı kuaföre gidip hazırlanmak için kalkmam gerektiğini söyledi. Başımı iki yana salladım “Nursel’im güzel kızım ne derdin var söylesene, yüzün kireç gibi bembeyaz olmuş. Hasta olmak için tam zamanını buldun hangi birinize koşturayım” Babam çağırınca gitti, nikâh hazırlığı telaşından benimle ilgilenmedikleri için hiç mutsuz değildim… Geri geldiklerinde ben yine yataktaydım annem söylendi durdu, babam ikide bir yanıma gelip doktora götüreyim diyor ben her seferinde başımı sallıyordum. Ev misafir dolup o sapık ablamı almaya gelince ilk kez gözlerimden yaş akmaya başladı, o adam canavardı kim bilir ablama neler yapardı… Ablam gelinliğiyle yanıma geldi, çok güzel olmuştu melek gibiydi o cani ablamı mahvedecekti. “Canım bu günümde beni yalnız mı bırakacaksın!” Yatakta yarı doğrulup boynuna sarıldım “Seni çok seviyorum, özür dilerim abla ben suçluyum” “Deli kız hasta olmanın nesi suç oluyormuş, sen iyi ol bu bana yeter” Aşağıdan kornalar basılınca aceleyle odadan çıktı, zorla yataktan kalkıp pencereye gittim gelin arabasının yanında o duruyordu, başını yukarı kaldırdı beni görünce sırıttı eğilip peş peşe kornaya bastı… Solucan olduğunu bilmeden ailemize girmişti, şimdi kocaman yılan olmuş beni mahvettiği yetmiyormuş gibi ablamı yutmaya çalışıyordu… Onu devamlı görerek yaşayamazdım. Ablamın nikâh saatine daha vardı… -Karakola gidip yaptığın pisliği anlattım. Seni tutuklamaya geliyorlar, benim hayatımı mahvettin ablamınkini mahvetmene izin vermeyeceğim. Yazdığım mesajı yolladım gözlerimi kapattım. Allah’ım ben kendimden vazgeçtim ablamı o adamdan koru… Evin içinde gürültüler olunca korkuyla yatağın içinde kıvrıldım o gelmişti yine canımı acıtacaktı, kalkıp kapının anahtarını çevirip arkasına oturdum. “Nursel aç kapıyı” Ablamdı kapıyı yumrukluyordu, adam benim suçlu olduğumu söylemiş olmalıydı, bana kızacaktı, beni bir daha sevmeyecekti Allahım al canımı ne olur al canımı… “Aç şu lanet olası kapıyı” Zorla yerden doğruldum anahtarı çevirip yatağıma sığındım “Niye kilitledin? Allahın belası herif beni rezil etti” Üstünde ki gelinliği yırtarak çıkartıyordu “Pis herif” Başını kapıdan çıkardı “Çok övdüğünüz adamı gördünüz mü? Niye sesiniz çıkmıyor konuşsana baba, ya sen anne, abi niye ağzını bıçak açmıyor hani mükemmel adamdı.” “Telefonuna cevap vermiyor. O iti bulup kemiklerini kıracağım” diye bağıran abim, oğlum başını belaya sokma, ne olur gitme diyen annemdi. Hızla kapanan dış kapının sesini duydum ev cehennem gibiydi. Ablamı ilk kez bu kadar sinirli görüyordum, anneme babama asla sesini yükseltmezdi. Gelinliği kapıdan fırlattı, yatağına uzandı “İyi ki gelmedin, damat yok oldu. Sinirli olduğuma bakma sap gibi ortalarda kaldığıma öfkelendim. Cehennemin dibine gitsin onunla nasıl yaşayacağımı düşünmekten gözüme uyku girmiyordu. Milyon kere sevmediğimi söyledim beni dinleyen kim sanki elli yaşındaymış gibi evlen de, evlen. Bu gece bebekler gibi uyuyacağım iyi ki kurtuldum” Sesimi çıkarmadım, abim adamı bulursa yine getirirse, yine bana dokunursa, ya fotoğraflarımı arkadaşlarıma gönderirse… Kapı zili çalınca ablam yatağından kalktı “O piç geldiyse canına okuyacağım” “Ne yapmış dedin? Bahadır sen ne diyorsun” Babamın sesini ilk kez duyuyordum… Babam öğrenmiş olmalıydı bu utançla nasıl yaşarım… Annemin bu alçaklığı bize nasıl yapar diye bağırdığını duydum, titriyordum yorganıma daha çok sarıldım. Şimdi gelecekler bütün suç senin diyeceklerdi… Gözlerimi sıkıca kapadım, ben onları görmezsem onlarda beni görmezdi. Gelmediler bekledim üzerimde ki yorganı çekip niye onu eve aldın hepsi senin yüzünden oldu diyecekleri anı bekledim. Canım acıyordu, elimi bacak arama götürdüm yapış yapış olmuştu kan eşofmanımdan sızmıştı tuvalete gitmeliydim. Yorgandan başımı çıkardım ablam uyuyordu ses çıkarmamalıydım kalktım odanın kapısı aralıktı… Bir tek o odanın babamların odasının kapısının altından ışık sızıyordu. Banyo kapısının yanında duran telefon masasının çekmecesinin içinde ki ilaçlardan ağrı kesici alsam acım diner miydi? Banyoya girdim iki elim ilaç kutularıyla doluydu aldığımı bile hatırlamıyordum. Utançtan, acıdan kurtulmalıydım. İlaçları avucuma doldurdum… ***** Başucumdaki serumun ince borusu koluma kadar uzanıyordu, ölmemiştim kolumdaki iğneyi parçalarcasına koparıp ağzıma sokulmuş aparatı çıkarttım, acı her yerimdeydi çığlık çığlığa bağırmaya başladım… Ölmeliydim nasıl yaşardım… İçeri bir sürü insan doldu son gördüğüm koluma yapılan iğneydi. Babam can babam elimi avuçlarının arasına almış başını elime yaslamış ağlıyordu, sıcak gözyaşları elime damlıyordu, babamın ağladığını hiç görmemiştim “Küçük kırlangıcım nasıl kıydı sana. Allah benim belamı versin o yılana nasıl inandım evime yuvama nasıl soktum” Tecavüzü öğrenmişti, gözlerimi açamadım, babama bakmaya yüzüm yoktu… O söylendikçe yüreğim kandı, o söylendikçe utancım daha fazla büyüdü… Hata bendeydi babam diyemedim… “Suç senin değil baba kahrettin kendini artık yeter, onu bir bulsam öldüreceğim. Arkadaş dedim, adam gibi adam dedim. Ufacık kız daha çocuk yaştaki yavruya nasıl kıydı, cibiliyetsiz kansız herif. ” Abim bağırıyor babamı kaldırmaya çalışıyordu… “Lütfen sessiz olun, hastamızın durumu iyi değil” Hemşirenin uyarısıyla babamla abim dışarı çıktılar, gözlerimi araladım yok olmalıydım böylesi bir acıyı babama yaşatmaya hakkım yoktu. “Anne kızcağızın yanında ağlayıp durma” “Nasıl ağlama dersin, yavrumun haline bak” “Onu zamanında düşünecektiniz, iyi çocuk Yüksel, tam aile terbiyesi almış Yüksel, çok çalışkan çocuk Yüksel, bizi dinle Yüksel, biz büyüğüz sen bilmezsin Yüksel… Bildiniz, yaşınız büyük diye her şeyi bildiğinizi sanıyorsunuz.” “Şimdi sen bizi mi suçluyorsun?” “Kimi suçlayacağım ha kimi suçlayalım. Zavallı kardeşim kim bilir ne acılar çekti… Anne ben bu adamı sevmiyorum yaşım küçük dedikçe ne varmış canım bende senin yaşlarında evlendim, zamanla seversin diyen kimdi… Hiçbirinizi affetmeyeceğim. Neredeyse kızın rahmini parçalayacakmış köpek soyu, tartsan kırk kilo gelmez, ne kalçası var ne memesi neresinden bilmem neyi kalktı puştun ” Konuşmalarını duyuyordum - Anneme kızma abla, suçlu o değil ki benim, güldüm ya, birazda açık giyinmişim. Annem hala ağlıyordu benim için ağlaması yanlış geliyordu. Suçlu olan bensem ağlamasına gerek yoktu ki. Bana kızmalı bağırmalı vurmalıydı… Odadan bir çıksalar onları da kendimi de bu durumdan kurtaracaktım. “Doktoruyla konuştum, psikolojik tedavi görmesi gerekiyor dedi” Bu sefer de abim gelmişti, lütfen gidin hiç birinizin yüzüne bakmaya cesaretim yok çok utanıyorum… “Of Allah'ım ne yapacağız, insanların yüzüne nasıl bakacağız. Mahallede bilmeyen kalmamıştır” “Çok mu önemli ha, komşuların ne dediği çok mu önemli? Bir kızın tecavüze uğradı diğer kızın aynı pislik tarafından nikâhta terk edildi. El alemin ne düşüneceği umrunda olmamalı, önemli olan ben bile değilim yatakta yatan ufacık kızın” Ablamın sesi çok yüksekti… Artık dayanamıyordum hiç birini duymak istemiyordum… “Lütfen dışarı çıkın” Ablamın ben kalsam dediğini duydum, hemşire gerek olmadığını söyledi… Sessizlik istediğim tam olarak buydu. Duymamak, görmemek, yaşamamak ne iyi olurdu. Hemşire odadan çıkar çıkmaz kolumda ki serumu söktüm, midem, başım o kadar ağrıyordu ki yataktan iner inmez bacaklarım büküldü yüz üstü yere düştüm, bir an taşların serinliği hoşuma gitti. Diplerde tozlar vardı, bende evi tam temizlememiştim annem görürse bana kızacaktı. Hem adamı eve almış hem de toz içinde bırakmış demez miydi? Pencerenin önündeki koltuğa çıktım, camı açmaya kuvvetim yetmiyordu. Ablam hırkasını unutmuştu, üstüme giydim. Koridorda kimse görünmüyordu dibinde ki cam açıktı, koştum son gücümle koştum. Pencereye çıktım arkamdan çığlık seslerini duyuyordum acılarımdan, utancımdan kurtulacak kırlangıç kuşu gibi özgür olacaktım… Kollarımı açtım sonsuzluğa uçuyordum… ******
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD