3. Bölüm Elif Ekiz

2048 Words
Bölüm 3 Elif Ekiz Yazarın Anlatımı.. Yeni görevle birlikte yeni sorumluluklar ve tabiki yeni rakipler de gelmişti Elif'e. Dedikodular da vardı elbet ama Elif kulağını tıkayıp işine yoğunlaşmıştı. Tuğba Elifin tam tersine yeni işinden gayet memnundu ve söylenenin aksine patronu asla öfkeli yada kadın düşmanı değildi Bir ihtimal daha vardı, o yönünü bu şirkette kimse görmemiş de olabilirdi.. İtalyaya gitmişti Kürşat bey ve bu nedenle bütün toplantılar ertelenmiş ileri tarihlere yeniden gün verilmişti. Tuğba ve Elifle bir araya geldiklerinde bol bol Kürşat bey hakkında konuşuyorlardı. Elif bugün beyaz teninin aksine siyah vucüdünu saran boyu diz kapaklarında olan kalın askılı ve göğüs dekoltesi bulunmayan mütevazi bir elbise giymişti kumral düz saçlarını at kuyruğu yapmıştı ve bu kıyafeti hafif kahve tonlarda bir makyajla tamamlamıştı. Özellikle göz makyajını ya kahve yada şeftali tonlarında yapardı Elif ve bunu hem ela gözlerine hemde yüzüne çok yakıştırırdı.. Kürşat Tan Ekici bugün dönecekti İtalyadan ve ilk muhasebe departmanı ile toplantı yapacaktı. Elif elinde çayı, Tuğbayla kısa bi sohbete dalmıştı. Kıkırdamaları asansörden çıkan Kürşat beyin dikkatini çekmişti hemen. İkisininde arkası dönüktü cam duvardan hem dışarıyı izliyor hem de sohbet ediyorlardı. Saatine baktı Kürşat, sabah 10:20 idi yani 5 dakika önce molaya çıkmışlardı ve molanın bitmesine 10 dakika vardı.. Ilgaz arabayı şirketin alt katındaki kapalı otoparkına park edip gelecekti. O yüzden Kürşat yalnız çıkmıştı asansörden. Sessizce kızlara doğru yaklaştı tam öksürüp varlığını belli edecekti ki Elifin; "Ayy Tuğba hâlâ çok utanıyorum adama gay dedik o bizi kovmak yerine ödül verdi resmen. Kovulmaya o kadar odaklanmıştım ki şef olunca sudan çıkmış balığa döndüm" Tuğba'da "Evet ya kesin kovulduk derken sınıf atladık iş yerinde" O sırada tekrar Elifin o müzik melodisini andıran naif sesini duydu Kürşat.. Ses tonu harikaydı ancak duydukları asla öyle değildi; Elif; "Kız yoksa bu adam gerçekten gay ondan mı bu durumu kabullendi. Kimseye söylemeyelim diyede bizi yetkili yapmış olmasın" O an Elif arkasında bir sertlik ve ensesine doğru sıcak bir nefes hissetti. Gözlerini sıkıca kapattı, çünkü cama yansıyan bir adet Kürşat bey görmüştü. İçinden şimdi sıçtım bu defa kesin kovuluyorum derken Kürşat beyin sesini duydu, "Gay değilim!! Bunu da sana ispatlamayı çok isterim ama daha önemli işlerim var şuan" dedi.. Elif sadece nefesini tutmuştu. Cam açık olsa kendini aşağı atardı o derece utanmıştı ve dünyadan yok olmak istiyordu. Ayrıca bel boşluğunda ki sertliğin ne olduğunu anlamaya çalışıyodu bir yandan da.. Hiç ses çıkaramamıştı mümkünmüş gibi kulaklarına kadar kızarmıştı. Başka yer olsa oraya kadar kızarırdı emindi.. Kürşat bey kulağına nefesini vererek konuşmaya devam etti ; "Ekibini topla on dk içinde toplantı salonunda ol" dedi ve uzaklaştı… Tuğba ve Elif göz göze geldiler aynı anda sessiz bir çığlık gibi “o neydi gıızzz” dediler birbirlerine ve hemen koşar adım uzaklaştılar. Herkes işinin başına döndü ancak bi sorun vardı. Elif o toplantıya nasıl katılacaktı. Hâlâ yanakları al aldı.. Bi ara Ahmet yanına gelip; "Ateşin mi var senin?'' dediğinde, aklından geçenler 'havale geçiriyorum ateşim 45 al şu dosyaları toplantıya bensiz katılın’ demekti ama tabiki onları söylemedi.. "Hayır iyiyim biraz başım ağrıyo ama galiba toplantının gerginliği" deyip geçiştirdi.. Yedi kişilik ekiple hazır bir şekilde toplantı salonunda oturmuş Kürşat beyi bekliyorlardı. Beş dakika sonra geldi Kürşat bey ve vucüdünu saran o lacivert takımla aşırı yakışıklıydı.. Takım elbise bu adama yasaklanmalıydı bazılarının kalp sağlığı açısından. Zira Elif ne zaman görse bu adamı kalbi turnuvaya çıkmış at gibi coşuyordu.. Bu düşüncelerinden Kürşat beyin bariton sesiyle uzaklaştı; “Toplantıya başlayalım, umarım istediğim sunumlar hazırdır Elif hanım" dedi Elif başını aşağı yukarı sallayıp; “Başlayalım Kürşat bey evet istediğiniz bütün yıllık ciroların bulunduğu sunumları hazırladım size anlatayım” deyip toplantıyı başlatmıştı. Hazırladığı detaylı sunum ve anlatımla Kürşat beyin bir kez daha dikkatini çekmişti.. Elifin sesindeki sakinlik dinginlik ve naiflik gerçekten Kürşatın daha önce hiç bilmediği duygusal yolculukların başlangıcı oluyordu.. Toplantı bitmişti Kürşatta bitmişti. Elifin sesiyle sürekli hareketlenen erkekliği baya zorlamıştı onu toplantı boyunca. Bi ara herkesin gittiğini Elifi masaya yatırıp onu bi güzel becerdiğini hayal etti ve bu hayalinden yine Elifin sesiyle uzaklaştı. Elif o ela gözlerini anlamsız bi şekilde ona dikmiş sesleniyordu; “Kürşat bey gülüyorsunuz ama soruma cevap alamadım” demişti bu soruyla arkasında oturan Ilgaz da afallamıştı. Yeri göğü sertliği ve öfkesiyle inleten bu adamın karşısındaki çıtı pıtı kız çocuğuna neden gülümsediğini düşünmeye başlamıştı.. Yoksa kıza aşık mı oluyordu patronu.. Ahh ne iyi olurdu.. Kürşat kendini toparlayıp soruyu bir daha aldı ve cevabını verip toplantıyı bitirmişti.. Yoksa bian kendini tutamayıp karşısındaki kızın üzerine atlayıp o dolgun dudaklarını talan edecekti.. Sahi öpüşmek nasıl bişeydi acaba hiç isteyerek severek yapamamıştı Kürşat bunu. Ne zaman bi kadını öpmeye başlasa aklına babasıyla piyano hocasının öpüştüğü görüntüler geliyor ve midesi bulanıyor yarıda kalıyordu.. Ilgazın piç sırıtmasına aldırmayıp toplantı salonundan ayrıldı. Merdivenlerden hızlıca 24 üncü kata çıktı ve soyunup kum torbasının karşısına geçti.. Yaklaşık bir saat kum torbasını tekme ve yumruklarla dövdükten sonra duş aldı üzerini giyindi ikinci toplantısına hazırlandı.. Ilgazdan hızlıca genel bilgileri aldı ve toplantı masasına geçti.. Evet 24 üncü katı tamamen kendi ihtiyaç ve zevklerine göre baştan başa yeniden dizayn ettirmişti. Suit bir oda hatta banyosunda küvet bile vardı.. Toplantıya başlamışlar ve tamamen işe odaklanmıştı Kürşat. Aşağıda Elif için durumlar karışıktı.. Toplantı sırasında başka bir şirketten gelen ve maddiyat olarak oldukca kârlı bir iş teklifini hatırlatıp kabul edip etmeyeceğini sormuştu. Karşısında kendisine genişce gülümseyen bembeyaz dişlerinin neredeyse hepsi görünen Kürşat beyle affalamış ve kendini yoklamıştı acaba komik bi görüntüsü yada konuşması mı olmuştu. Ama yoktu o zaman o adam neden Elife bu kadar güzel gülmüştü.. Allah kahretmesin Kürşat senin gülüşün yasaklanmalı, senin takım elbise giymen yasaklanmalı!! Keşke gerçekten gay olsaydın da konuşmalarının arasına birde ayol lafını ekleseydin o zaman bende bu kadar kendimden geçmezdim dedi Elif. Sonra Kürşat'ı karşısında “ Ayyy Eliff o şirketin teklifine ihtiyacımız mı var ayol biz o kadar paçoz bir şirketmiyiz” derken hayal etti ve sesli bir kahkaha attı.. Ay çok komik ve asla Kürşata yakışmayan bir durumdu.. Yok yok bu erkeksi yürüyen testesteron Kürşat daha iyiydi… Allah'tan ofiste yalnızdı da kimse kendi kendine kahkaha attığını duymamıştı.. Hayallere dalmıştı bir kere Elif. Bundan 1 ay önce şirkete geldiğinde kendini çok yorgun hissettiği bi gündü. Alpaslan bey henüz kalp krizi geçirmemişti kapıda durup koca binaya aşağıdan yukarı doğru bakıp buranın sahibi olup eve gidip yan gelip yatmak vardı. Yaz dizileri aklına geldi patronla birbirlerine aşık olan fakir ama disiplinli kız evleniyordu ne güzeldi. Sonra aklına 55 lerindeki Alpaslan bey gelince başını sağa sola hızlıca olumsuz anlamda sallayıp bu hayalinden uzaklaşmış hatta keşke yakışıklı bi oğlu olsaydı da işlerini devretseydi o zaman belki hayalim gerçek olurdu demişti.. Şimdi bir ay önceki kurduğu hayalin tam içindeydi.. Daldığı hayallerinden Ilgaz beyin seslenmesi ile çıkmıştı. "Elif hanım mesaiye mi kaldınız saat akşamın sekizi oldu bi sorun mu var" "Hayır Ilgaz bey son faturaları da kontrol ettim şimdi çıkıyorum bende.. Siz mesaiye mi kaldınız?" "Sayılır Kürşat beyin bi kaç işi kaldı onu beklerken katları kontrol ediyordum" O sırada Ilgazın telefonu çaldı.. Cevapladı ve; "Tamam reis" dedi. Elif kaşlarını hafif çatıp; "Reis?" dedi.. Soru sorar bi tonda çıktı sesi.. Bi taraftan da toparlanmış çıkmak üzereydi.. Ilgaz genelde Kürşata reis diye hitab ettiğini söyledi. Bunu duyunca Elif hem şaşırdı hem de güldü. Beraber asansöre binip çıkışada beraber ilerlemişlerdi bi taraftan sohbet etmişlerdi.. Çıkışta Kürşat'ta vardı inmişti çoktan ve Ilgazı bekliyordu. Asansörden Elifle birlikte konuşup gülüşerek indiklerini görünce tüm vucüdü kasıldı dişlerini sıktı istemsizce. İkili iyice yaklaştı Elif yine o büyülü ses tonuyla “ iyi akşamlar Kürşat bey “ deyince gülümseyip başıyla aldı selamı ve sessiz kaldı.. Elif hızlıca çıktı şirketten.. Kürşat karşısında piç sırıtması ile kendisine bakan Ilgaza dönüp ”Çenenin yayını siktirme bana Ilgaz kes şu piç sırıtmayı “ Ilgaz iki elini teslim olur gibi havaya kaldırıp; "Tamam reis sen ne dersen o dedi" ve ilerlediler.. Elif arabasına atlayıp evine gelmişti çok seviyordu evini yuvasını her zaman huzur bulurdu.. Ailesinden kalan tek şeydi bu ev.. Şimdi tek başınaydı ama hatıraları yetiyordu artık yetmeliydi ölmüşlerdi yapacak bir şey yoktu.. Henüz 15 yaşındaydı kaza olduğunda. Elifin sadece sol kaburgasında hafif bir çatlak olmuştu ama anne ve babası maalesef kaza yerinde ölmüşlerdi.. Acıyla çok feryat etmişti Elif herşey boşaydı.. Alkollü bir sürücünün sorumsuzluğu elinden anne ve babasını almıştı.. Alkolden nefret ediyordu bu yüzden. Asla ağzına bir yudum bile almamıştı. Hatta öyleki alkollü mekanlara bile gitmiyordu.. O derece tiksiniyordu alkolden ve sarhoş insanlardan.. Ailesini kaybedince babaanne ve dedeyle yaşamış evlat acısına dayanamayan zaten kalp hastası olan dedeside kriz geçirip ölmüştü.. Yaşlı babaannesiyle birbirlerine yaren olmuşlardı ne yazık ki onu da kanserden kaybettiğinde 20 yaşındaydı.. Kemoterapi alması için babaannesi ile hastaneye gittiğinde orada 7 yaşında bir erkek çocuğu görmüştü. Küçücük vucütta da bu lanet hastalık vardı ilik kanseriydi çocuk. Annesi bi taraftan donör bulmaya çalışıyor bi taraftan da hasta oğlunun tedavisiyle ilgilenip moralini yüksek tutmaya çalışıyordu.. Onkoloji servisinin koridorunda başlamıştı o çocuk ve annesiyle olan uzun yıllarda devam edecek dostlukları.. Mihriban, ablası olmuştu Elifin.. Onu hiç olmayan ama hep sahip olmak istediği ablasının yerine koymuştu.. Sürekli Mihriban türküsünü mırıldanırdı ona. Kocası şehit olmuştu, oğluyla hayata tutunmaya çalışan kendi halinde bir kadındı.. Tabi onları tanıyınca hemen donör olmaya karar verdi.. Bütün tahliller yapıldı ve bir mucize gerçek oldu. İlik nakli için Elif tam uyumlu çıkmıştı. Mihriban ablanın oğlu Ufuk'a ve hemen donör olacaktı.. Mihriban bu mutlulukla hem oğluna hem Elife hemde Elifin babaannesine bakmıştı. Sonunda Ufuk hayata tutunmuştu ve şimdilerde askeri okuldaydı. Babası gibi o da asker olma yolunda ilerliyordu.. Ama babaannesi Ufuk kadar şanslı olamadı. Dördüncü evre mide kanserinden kaybetti babaannesini Elif. 24 yaşında ve bu kısacık hayatına ölümlü bir trafik kazası, uzun süren kanser ve toplamda 4 ölüm sığdırmıştı.. Herkes Elifin güzelliğine hayrandı ama o hep güzelliğinin kaderine yansımasını isterdi.. Ne olurdu sanki anne babası hayatta olsaydı. Her bayram onlarla babaannesinin ölümünden sonra başımıza kalacak bela olacak korkusuyla Elifi hiç arayıp sormayan akrabalarına ziyarete gitselerdi. Bütün akraba terörüne razıydı yeterki ailesi hayatta olsaydı.. Cenazelerden sonra hiçbir akrabası Elif'i sahiplenmedi. Başımıza kalacak bela olacak korkusu vardı. Halbuki durumlar asla öyle değildi. Dik durdu Elif. Adı gibi dimdik durdu, babası 15 yaşına kadar onu o kadar sevmişti ki başka erkeğin yanlış sevgisine muhtaç olmadı hiç bi zaman.. Anne babasının evlilikleri o kadar güzeldi o kadar huzurluydu ki hayalindeki evlilik tamda öyleydi.. Annesi mimar babası polisti. Hep üniformalı erkeklere hayrandı babasından dolayı.. Hayalinde asker yada polisle evlenmek vardı babası gibi olurdu diye.. Yada en azından bir memur. Ama çalıştığı iş yeri asla bu meslek grubuyla karşılaşıp tanışıp arkadaş olabileceği bir iş yeri değildi.. Zekiydi dersleri herşeye rağmen iyiydi. Annesi gibi mimar olmak hayaliydi lakin üniversite sınavına gireceği sene babaannesinin rahatsızlığı ortaya çıkmış hızlı bir şekilde de ilerlemişti.. Ailesinden kalan tek kişide avuçlarından kayıp gidiyordu.. Bu yüzden 2 yıllık muhasebe okuyup iş hayatına atılmak zorunda kalmıştı.. Alpaslan beye bu anlamda minnettardı. Hocasının tavsiyesi ile Ekici Holdinge başvurmuştu ve Alpaslan bey hemen işe alıp değerlendirmişti.. O günden beride elinden geleni yapıp şirkette hem kendine hemde Alpaslan beye laf gelmesin diye düzgün ve disiplinli bir şekilde çalışmıştı.. Arkadaşı Tuğba ile aynı günde başlamışlardı işe ve insan kaynaklarının kapısının önünde beklerken tanışmışlardı. 3 yıldırda harika devam eden bir arkadaşlıkları vardı.. Tuğba nişanlanmış gerçekten düzgün birini bulmuştu ama Elif ve Serkan sürekli tatlı bir atışmanın içinde buluyorlardı kendilerini.. Galiba ikiside Tuğbayı kıskanıyordu. Elif ; sanki Serkan elinden arkadaşını alıyor gibi hissediyordu, Serkan da sanki Elif nişanlısını alıp evlenmesine izin vermeyecek gibi hissediyordu.. Halbuki yersiz düşüncelerdi.. Tuğba çok iyi niyetli içi dışı bir bi insandı. Bu zamanda öyle bir arkadaş zor bulunurdu.. Elif evinde hızlıca bir duş alıp mutfağa yöneldi ve gülümsedi.. Mihriban ablası yine yemek yapıp bırakmıştı ocağın üstüne.. Evinin yedek anahtarı ondaydı.. Oğlu askeri okula gidince iyice yanlız kalmıştı ve Elif zorla onu karşısındaki boş daireye yerleştirmişti.. Bu şekilde ikisininde hem özel hayatı olacaktı hemde her canları istediğinde görüşeceklerdi.. Böyle sıradan monoton bir hayatı vardı Elifin. Yalnızdı ailesi yoktu ama Elif kendi ailesini kendisi kurmuştu Mihriban ablası Tuğba Serkan ve Bulut… Birde Bulut vardı yetimhanede büyümüştü. Elifle ikisi okulda birbirlerine destek olmuştu lisede tanışmış ve hâlâ abi kardeş gibilerdi.. Yazılım mühendisi olmuştu Bulut ve maddi durumuda iyiydi.. Elif hem çalışıp hem okuyordu buna Bulut'u da teşvik etti ve yetimhaneden çıkınca sokaklarda olmak yerine okulda olmasına yardımcı olmuştu.. İkiside birbirlerine minnettardı.. Bi telefonla hangisinin ne derdi varsa hallederlerdi.. Çoğu zaman iş yerinde okulda asılan olursa Bulut sahte sevgili olarak gelir etrafındaki çakalları uzaklaştırırdı Eliften.. Buluta işi ve parasından dolayı askıntı olan biri olursa aynı şekilde Elif devreye girer sevgili rolü oynarlardı.. Kan bağı değil ama can bağıyla bağlanmışlardı… Ve uzun yıllarda devam edecekti… Ama Elifi zor günler bekliyordu kimsenin haberi yoktu.. Bakalım Elif bu zor günleri nasıl atlatacaktı..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD