4. Bölüm Kalp Atışları

1879 Words
Bölüm 4 Kalp Atışları Elif Ekiz.. Şirkette ki yeni pozisyonuma alışmıştım. Gayet memnundum çünkü artık daha çok işe yaradığımı düşünüyordum.. İçten içe daima Alpaslan Beye borçlu hissediyordum kendimi... İş yerinde ne zaman karşılaşsak halimi hatırımı sorar, işimden memnun olup olmadığımı, başka bir iş veya iş yeri düşünüyorsam mutlaka kendisine haber vermemi tembihlerdi.. Herkese nasip olmaz böyle ince düşünceli patron.. Emekli olmuştu artık, veda yemeği vermiş oğlunu tekrar şirketin hem yönetim kuruluna hemde çalışanlara takdim etmişti.. Oldukça lüks bir otelin restoranındaki yemeğe tüm personel davet edilmişti. Kürşat beyle arada göz göze gelmiştik. Yine çok yakışıklıydı. Siyah takım elbisesi ile. Göz göze gelmek dışında ikili diyalog hiç olmadı.. Yemek sırasında ısrarla telefonum çaldı. Tanımadığım bir numara bu kadar ısrarla arıyorsa önemli bi durum olabilir diye terasa doğru ilerleyip cevapladım telefonu. "Efendim" "Elif merhaba, ben İsmail" Gözlerimi devirdim.. İsmail, şirkete ilk başladığım günlerde kendince bana kur yapıp ilgilenmeye çalışan güvenlik görevlisiydi. Israrla teklifini kabul etmediğimi güzellikle anlatmıştım ama İsmail'in bunu anlamaya pek niyeti yok gibiydi.. “İsmail bak defalarca olmaz dedim sorun işin yada mevkiin değil ben bu gönül meselelerinde kendimi yormak istemiyorum" Dedim ama karşı taraf hâlâ anlamamakta ısrar ediyordu.. “Artık sadece bir güvenlik görevlisi değilim, şef oldum güvenlik şefiyim yetkiliyim yani” Bıkkınca nefes alıp verdim ve; “Bak istersen genel müdür ol umrumda değil. Beni bir daha arama bu işin sonu kötüye gidiyor. Böyle devam edersen bende bilirim kötü olmayı!" Suratına kapattım.. Zaten anlamsız bir gerginlik vardı üzerimde bu telefonda tuzu biberi oldu. Artık yemeğe devam edemeyeceğimi anlayınca bi kaç kişiyle sessizce vedalaşıp dışarı çıktım. Bi an önce eve gidip rahatlamak istiyordum.. O sırada kendi adımı duydum. “Eliff” ses tanıdıktı yavaşca sese doğru döndüm. Kürşat bey tüm heybeti ve yakışıklılığıyla bana doğru yürüyordu ; “Eve mi gidiyorsun" "Evet Kürşat bey biraz yoruldum sanki. Eve gidip dinlenmek istiyorum" "Bende aynı durumdayım ama aslında bi kahve içsem kendime de gelirdim. Eşlik etmek ister misin çok vaktini almam” Beklemediğim teklife şaşırdım ama doğru düzgün bi özür dilemeliydim patronumdan. Sonuçta iki defa gay derken yakalanmıştım.. Gülümsedim ve; "Olur banada iyi gelir belki bi kahve" dedim. Yanlıştı aslında ama yinede sohbet edebiliriz düşüncesi ile teklifi kabul etmiştim. O sırada Kürşat beyin aracı geldi. Ben gündüzden yorgun olduğum için taksiyle gelmiştim ve yine taksiyle dönerim diye düşünmüştüm. Kendi aracımla gelmemiştim.. Çok da sevindim bu duruma şuan. Birlikte araca geçtik, Kürşat bey kullanıyordu aracı. Şoförü almadı yanına. Bende yan taraftaki yolcu koltuğuna oturdum. Kürşat bey; "İstediğin özel bi mekan var mı" diye sordu "Hayır yok, bana farketmez" dedim. Yol boyunca işle alakalı ufak tefek soru cevap şeklinde muhabbet ettik... Sahil kenarında bi mekana geldik. Araç içine servis istedi Kürşat bey. Kahveleri beklerken kafasını koltuğa yasladı, gözlerini kapattı ve; "Konuş" dedi.. Şaşırdım bi an. Teklifini kabul edince yanlış mı anlaşıldım acaba dedim kendi kendime. Anlamaz bi ifadeyle baktım Kürşat beye, bi yerde oturup kahve içeceğimizi sanmıştım ama arabada durmak tedirgin etmişti.. "Ne konuşayım" diyebildim.. Kürşat bey tebessüm etti gözleri kapalıydı hâlâ ; "Ne konuşmak istersen yeter ki o kadife sesin kulaklarımdan eksik olmasın. Öyle bir ses tonun öyle naif konuşma tarzın varki beynimi dinlendiriyor Elif. Hiç susma istiyorum sen konuş ben hem dinleyim hem dinleneyim" Ağzım açık kaldı. Yemin ederim kulaklarıma kadar kızardım, çok utandım. Ne diyeceğimi bilemedim. İltifat duyardım ama Kürşat bey gibi birisinden duymak biraz da olsa gururlandırmıştı.. "Ne konuşmam lazım bilemiyorum Kürşat bey, şakınım gerçekten" "O zaman soru cevap şeklinde ilerleyelim sevgilin var mı?" İçimden 'ilk soruya bak' dedim ama dışımdan sorunun cevabını verdim; "Hayır yok" "Senin gibi güzel alımlı bi bayanı nası oldu da kimse etkileyemedi, sevgilisi yapamadı" Bu adam aklıma zarar. Mümkünmüş gibi daha çok kızardım. Ne cevap vermem lazım şimdi derken, kahveler gelmişti. 'ohhv dedim içimden zaman kazanmıştım en azından.. Kahvelerimizi içerken birşey fark ettim. Kürşat bey gerçekten hiç susmama izin vermedi. Sürekli sorular sordu ben cevapladım. Haliyle cevapları uzun olan sorular sormuştu.. Kürşat bey çok akıllı ve kurnaz biriydi. İstediği sorunun cevabını muhakkak almayı başarabiliyor, çok güzel kelime oyunları yapıyordu.. Laf cambazıydı tam.. 45 dakikalık bi sohbetin ardından Kürşat beni evime bırakmıştı.. Gerçekten güzel vakit geçirdik. Sohbeti az konuşsa da iyiydi. Özür dileme fırsatım oldu ama konuyu açmadım. Açıpta adama daha çok rezil olmak istemiyorum.. Kürşat Tan Ekici... Elifi evine bırakıp bende kendi evime doğru yola çıktım. Yol boyunca arabada müzik açmadım. Telefon çaldı cevaplamadım.. Kulağımda, zihnimde son ses Elifin sesi kalsın istemiştim.. İşim zor.. Hergün bu sesi duymak isteyecektim. Çünkü içimdeki bir boşluğu dolduruyordu Elif ama ne olduğunu henüz bende bilmiyordum.. Yazarın Anlatımı... Ertesi gün iş yerinde, mesai saatinde ve molalarda resmen köşe kapmaca oynamıştı Elif. Çok utanıyor Kürşatın karşısına çıkmak istemiyordu. Kürşat, sabahtan şirket eksikleri ve sorunlarını çözerdi. Öğleden sonra dışarıdaki işleri ve toplantıları hallederdi.. Düzeninin bozulmasını istemezdi. Elif elinde çayı kendi katında ki yangın merdivenine ilerlemiş Tuğbaya da mesaj atmıştı. Merdivende Tuğbayı beklerken kapı açıldı ve Kürşat bey karşısındaydı.. Kürşat dışarı çıkacaktı Tuğbaya 16:00 a kadar dışarda olacağını, geldiğinde Elif hanımla toplantı yapacağını bildirmek istemişti ancak Tuğba yerinde yoktu. Lavaboda olabilir diye düşündü mesaj atıp gidecekti ki Tuğbanın telefonuna gelen mesajla kararını değiştirdi.. Ekrana göz ucuyla bakmıştı ancak mesajı net okumuştu; Elif'cimm : Kürşat beye yakalanmak istemiyorum benim kattaki merdiven boşluğuna gel… Yazıyordu.. Kürşatın dudakları keyifle yukarı doğru kıvrıldı ve asansöre binip 13 üncü kata indi. Hızla yangın merdivenin olduğu tarafa yöneldi kapıyı açtı ve Elifle göz göze geldiler.. Elifin ağzı açıldı geri kapandı galiba içinden küfür etmişti.. Kürşat dar olan merdivende Elife biraz daha yaklaştı dibine kadar girdi.. Elif geri gidemedi ama en sonunda konuşacak cesareti buldu; "Kürşat bey bi sorun mu var noldu neden geldiniz?" Kürşat bariton bir ses tonuyla ; "Onu sen söyleyeceksin Elif, benden mi kaçıyosun sen..?" Elif başını kaldırdı dudaklarını ısırdı Kürşatın gerildiğini hissetti; "Yanlış anlamışsınız neden kaçayım ki" O ses tonu, o dudaklar Kürşatın kalbi maratona çıkmış gibiydi. O an tek yapmak istediği o dudaklara yapışmaktı ama tuttu kendini.. Yıllarca ördüğü duvarları bir çift ela göze yıkılacaktı önüne geçmesi gerekiyordu.. Baktı baktı Elife hiç bişi demedi ve çıkıp gitti.. Elifte arkasından öylece baka kalmıştı.. Derin bir nefes alıp verdi her zaman ki gibi gözlerini sıkıca kapattı açtı. Sonra en iyisi çalışmak dedi ve işine döndü.. Bundan sonra ne yapacaktı hiç bir fikri yoktu… Tek bildiği Kürşatın adı dahi geçse kalbi öyle bir atıyordu ki yerinden çıkacak sanıyordu.. Hatta bazen dayanamayıp elini hafifçe kalbine bastırıyordu sanki sakinleşmesi mümkünmüş gibi… Neler olduğunu anlamaya çalışıyordu Elif.. Veliaht diye günlerce hakkında konuştukları merak ettikleri adam, yeni patron Kürşat Tan Ekici Elif'e kur mu yapıyordu.. Hayır hayır diye mırıldandı Elif.. Olmaz öyle şey hem benim gibi biriyle ne işi olur koskoca ceonun. Onun tek derdi holdingtir eminim dedi ama bu kalp atışları ne demekti. Taşikardi oluyorumdur daha doğru bi tespit dedi kendi kendine.. İki saati daha doldurmuştu iş yerinde. Düşüncelerle boğuştuğu esnada telefon çaldı arayan Tuğba'ydı ; “Elif 10 dakikaya toplantı var anlamadım ama Kürşat bey çok sinirli az önce geldi ve seninle toplantı yapmak istediğini söyledi,” dedi. Elif gözlerini kapatıp açtı; ”Sadece benimle mi" diye sordu.. Tuğba kıkırdadı ; "Saçmalama kızım seninle tek başına niye toplansın adam, tabiki muhasebe müdürünü de aradım o da geliyor." Rahatladı Elif şuan başbaşa kalmak pek mantıklı gelmemişti.. Hızla toparlandı gerekli olabilir diye düşündüğü dosyaları hazırladı. Lavaboya gitti işlerini halletti dosyalarını aldı ve 23 üncü katın yolunu tuttu. Asansörde acaba neye sinirli bi kriz filan mı çıktı noldu diye düşünerek oyaladı kendini.. İşi düşünmek daha mantıklı gelmişti. Sonuçta o simsiyah gözleri düşünmese kalbi laf anlar şekilde atacaktı.. Yönetim katına gelince koridorda muhasebe müdürü Kenan bey ile karşılaştı.. Oldukça tedirgindi. Elif hızla yaklaşıp selam verdi sonrasında; "Bi sorun mu oldu acaba neden sadece muhasebe müdürü ve şefi ile toplantı yapılıyor. Departman her zaman tam kadro katılırdı toplantılara" diye sordu müdüre. "Herhangi bir bilgi verilmedi çağırıldım geldim" dedi. Koridorda hem konuşup hem toplantı odasına doğru ilerliyolardı ki Ilgaz beyle karşılaştılar ve toplantının 24 üncü katta yapılacağını öğrenip o kata yöneldiler. 24 üncü kattaki odaya geldiklerinde tam kadro yönetim kurulu masadaydı herkes gergindi. Kürşat bey gelmemişti henüz. Boş buldukları yere oturdular masada ikramlıklar vardı ama kimse cesaret edip dokunamamıştı. Çünkü kısa zaman olsada Kürşat beyi az çok tanımışlardı. Aniden bir toplantı yapılıyorsa şirkette önemli bi durum var demekti. Kürşat geldi oldukça gergin ve asık suratlıydı masaya oturdu bariton bir ses tonuyla topluca herkese ‘hoşgeldiniz’ dedi ve devam etti.. 13 gündür gece gündüz hazırlandıkları ihale bilgileri rakip firmaya sızdırılmış. Şirkette bir hain olduğu kanaatine varmıştı Kürşat.. Toplantıda herkese sert bir şekilde bu haini bulana kadar ufacık bir bilgi sızarsa kimsenin gözünün yaşına bakmayıp tam kadro herkesin işine son vereceğini kesin bir dille belirtmişti. Herkesin kendisine bir görüş bildirmesini istedi şüpheli kim olabilir diye ancak çıt çıkmadı.. Elif söz ister gibi elini hafifce kaldırdı. Kürşat'ın onayıyla konuşmaya başladı ; "Yönetimden veya ihale konusunda yetkili ve bilgi sahibi birinin böyle birşeye cesaret edip rakip firmaya bilgi sızdırma ihtimali pek mantıklı gelmedi bana. Sonuçta ilk şüpheleneceğiniz insanlar biziz ve kimse kendini böyle bi duruma düşürmek istemez. Güvenlik kameraları incelense fotokopi odası da dahil temizlik ve güvenlik personellerinin rahatca girebildiği heryere bakılsa belki bi ipucu yakalanabilir'’ dedi. Kürşat yine hayranı olduğu bu naif ses tonunu duyunca gerçekten biraz daha sakinleşmiş ve mantıklı düşünmeye başlamıştı. "Bunu da dikkate alıcaz Elif hanım öneriniz için teşekkür ederim" dedi ve bi kaç soru cevaptan sonra toplantıyı bitirdi, tabiki güvenlik kamerası inceleme işini en güvendiği insana yani Ilgaz'a bıraktı. Bu arada eskiden güvenlik olan ve Elif'e kafayı takan şuan güvenlik şefi olarak işine devam eden İsmail sürekli mesai arkadaşlarına; Elif muhasebenin şefi ben güvenliğin şefiyim aramızda sınıfsal bir fark kalmadı artık.. Zaten tek başına yaşayan biri benim için çöpsüz üzüm, ailesi ile uğraşma derdim yok gibisinden sözlerle Elif'in arkasından konuşuyordu.. Elif henüz duymamıştı çünkü işi o kadar yoğundu ki kısa molalarını sadece müsaitse Tuğba ile değerlendirip işinin başına geçiriyordu. Şimdi de ihale fiyatını dışarı sızdıran canına susayan personel kim acaba diye aklının bir köşesinde bu meseleyi düşünüp duruyordu.. Holdingten çıkmıştı arabası bakımda olduğu için otobüsle evine gitmek zorundaydı. Durağa doğru yürürken önünde kırmızı üst segment sayılabilecek camları filmli bi araba durdu. Tanıdık bi araç olmadığı ve içini de göremediği için ilerlemeye devam etti. Araçta onunla birlikte ilerledi az sonra camları indirip kornaya da basınca Elif bakmak zorunda kaldı. İsmaili görünce şaşırdı arabası yoktu en son bunun. Elife seslendi evine bırakmak istediğini söyledi Elif gerek yok deyip hızlıca yoluna devam etmek istedi ancak birden bi el kolundan tutup çevirdi Elifi, İsmail kıpkırmızı gözlerle sinirli bi şekilde Elife bakıp; “Neden bu kadar nazlanıyosun, bende şefim artık. Gözün daha ne kadar yüksekte olabilir acaba? Sürekli önüme engel koyup duruyosun ama benden kurtuluşun yok bunu anla” dedi. Elif bi taraftan kolunu kurtarmaya çalışıp bi taraftan da artık haddini iyice aşan İsmailin ağzının payını vermek için tam harekete geçmişti ki birden görüş alanına Kürşat girdi. İsmaili kendine çevirip suratına yumruğu geçirdi. Yumruğun şiddetinden yere düşen ismaile bir çöpe bakar gibi bakış atıp Elifin elinden tutup hızlıca kendi aracına götürdü ön koltuğa oturttu ve kendiside direksiyona geçti.. Elife bakıp ‘iyi misin’ dedi sesinden bile ne kadar öfkeli olduğu belli oluyordu, Elif camdan dışarı bi bakış attı. İsmail yerden kalkmış burnunu tutarak kendine gelmeye çalışıyordu Kürşat'a döndü; "Şimdi daha iyiyim’ dedi.. Kürşat başını olumlu anlamda sallayıp aracı çalıştırdı ve yolda ilerlemeye başladı.. Birbirlerinden habersiz ikisininde kalp atışları oldukça hızlıydı.. İkiside şuan aynı şeyleri düşünüyordu neden yanyana gelince hem anlamsız bir rahatlık huzur oluşuyordu içlerinde hemde kalpleri bu kadar hızlı atıyordu.. Bakalım bu soruların cevaplarını bulabilecek mi bu ikili…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD