Adliyenin önündeki kalabalık çoktan dağılmıştı. Elinde mahkeme kâğıtlarıyla ağır adımlarla yürüyordu Hale. Rüzgâr saçlarını dağıtıyor, gözleri ise bir noktaya takılı kalmıştı. Kaldırımın köşesinde siyah bir araba duruyordu. Camları karartılmıştı ama içinde biri vardı. Sanki gözleri üzerine kilitlenmiş gibiydi. Hale, o bakışı bir yerden tanıyordu. Bir ânlık başını kaldırdı. Gözleri, camın ardındaki siluete takıldığında; “Yok…” dedi içinden, yutkunarak. “Beni takip etmiyorsundur hala değil mi?” diye mırıldandı içinden. Göz göze geldikleri an, Agir hızla başını çevirdi ve kontağı çevirdiği gibi arabayı çalıştırdı. Halenin kendisini farkettiğini anladığında, tekerlekler hafiften çıkardığı çığlıkla yerden sıyrılırken, Hale ise bakakalmıstı giden arabanın arkasından. Ardında tek kelime b

