48.Bölüm

1635 Words

Akşam güneşi Mardin’in taş evlerine turuncu bir örtü sererken, konağın içini ilk önce sessizlik sardı. Ardıl’ı okula götürüp getiren Sadık, sabah evden çıktığından beri dönmemişti. Normalde saat beşte konakta olurdu. Ama saat beşi çoktan geçmiş, hâlâ ortalıkta yoktu. Fırat bir terslik seziyordu, kalbinin içini kemiren bir kurt vardı sanki. Kapının her aralanışında içi kıpırdıyor, ama Ardıl’ın sesi gelmeyince o kıpırtı yerini korkuya bırakıyordu. Korumalardan biri, aceleyle konağa girmiş, yüzü bembeyaz olmuş halde Fırat’a yanaşmıştı: “Sadık… Sadığa sıkmışlar ağam… Ardıl’ı… çocuğu alıp götürmüşler…” dediği anda Fırat’ın kalbi atmayı bırakmıştı sanki.. Sultan hanım duyduğu şeyle sedire çöküvermişti. Fırat ise gözlerinde korkuyla karışık bir öfke ile; “Ne diyorsun lan sen..! Ne demek sıkm

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD