Travis’in ilk işlediği suç, Frankfurt’tan Berlin’e kaçtığı o ilk kışın, 2008 yılının Aralık ayı sonlarında, Alexanderplatz’ın arkasındaki dar bir sokakta gerçekleşti. O gece kar yağıyordu; neon ışıklar kar tanelerinde kırılıyor, sokak lambalarının sarı ışığı buz tutmuş kaldırımlarda yansıyordu. Travis yirmi dokuz yaşındaydı; annesinin evinden kaçalı birkaç hafta olmuştu, bavulu hafifti, içinde birkaç elbise, eski bir laptop, Milton Erickson’un yıpranmış bir kitabı ve titreyen elleriyle yazdığı birkaç not sayfası. Para bitmişti; hosteldeki son gecesiydi, sabah kovulacaktı. Açlık midesini kemiriyordu, soğuk kemiklerini donduruyordu, ama asıl soğuk içindeydi –o gri boşluk, annesinin alkol kokan nefesi, kırılan camların arasında yere düşen babasının eski fotoğrafı, “Git buradan,” diye fısılday

