Viktor kırk sekiz yaşındaydı artık; Berlin’in o gri, kasvetli sonbahar günlerinden biriydi, Ekim 2023’ün son haftası, Spree Nehri’nin kıyısındaki yapraklar tamamen dökülmüş, dallar çıplak ve siyah, nehir suyu koyu gri akıyordu, sanki Viktor’un gözlerinin rengini yansıtıyordu. Yıllar ağı çökerttikten sonra Viktor’u değiştirmişti; Lukas tutuklanmış, sunucular imha edilmiş, müşteriler dağılmıştı. Viktor’un adı hâlâ bazı karanlık forumlarda geçiyordu –“Bellek Silicisi”, “Unutuşun Efendisi”– ama o artık yalnız bir adamdı. Mitte’deki loft’u satmıştı; parası vardı ama harcamıyordu. Kreuzberg’de küçük, eski bir apartman dairesinde yaşıyordu; penceresi bir avluya bakıyordu, soba eskiydi ama hâlâ yanıyordu, duvarlarda hiçbir şey yoktu –ne fotoğraf, ne tablo, ne hatıra. Viktor her sabah siyah kahve i

