Maria’nın Münih’teki hayatı, Lena’nın üçüncü yaşına bastığı günlerde yeni bir renk kazandı; o renk, Clara adında bir kadındı. Clara, Maria’nın Der Rote Salon’daki performanslarından birinde, ön sırada oturmuş, ellerini kucağında kenetlemiş, gözleri hiç kırpmadan dinliyordu. Maria şarkıyı bitirdiğinde alkış koptu; Clara alkışlamadı, sadece kalktı, sahne önüne yürüdü ve Maria’ya uzattı elini. “Ben Clara,” dedi. Sesi yumuşak, ama içinde bir çelik vardı –yılların kırılmışlığıyla sertleşmiş bir çelik. Maria elini sıktı; Clara’nın eli soğuktu, ama avuç içi nasırlı, hayatın izlerini taşıyordu. “Şarkıların… tanıdık,” dedi Clara. “Sanki biri anlatmış gibi.” Maria gülümsedi; “Herkes bir şey anlatır. Sen ne anlatıyorsun?” Clara o gece kulüpten çıkmadı; Maria’nın seti bittiğinde bara oturdular. Felix

