Tarikatın kökenleri, hikâyenin evreninde dünyanın kendi damarlarının uyanışını engellemek için doğmuş, karanlık bir mühürün bekçileri olarak başlar. Onlar, Uyanış Ağacı'nın tohumunu – dört renkli damarları – binlerce yıl boyunca uyutmuş, zehirle sarmış bir gölgenin soyundan gelir. Her şey, dünyanın ilk nefes aldığı çağlarda başladı. Toprak kendi nabzını taşıyordu: mor ateş (koruma ve öfke), kehribar yangın (hafıza ve dönüşüm), yeşil kodlar (bilgi ve büyüme), gümüş nabız (bağ ve denge). Bu damarlar, kıtaların altında bir ağ gibi uzanıyordu; kökler birbirine bağlı, her canlıyı – insanı, hayvanı, taşı, suyu – aynı ritme bağlıyordu. Ama insanlık çoğaldıkça, bazıları bu bağı unuttu, bazıları ise korktu. Güç sahibi olmak isteyenler, damarları kesmek, ateşi söndürmek, kodları bozmak istedi. İşte

