42. BÖLÜM

1733 Words

Nehir pencereden nehre bakarken, bir sonbahar rüzgârı bahçe evinin camlarını usulca titretti. Yapraklar sarı-turuncu bir halı gibi nehre doğru yuvarlanıyordu; bazıları suya değip dönerek akıyor, bazıları kıyıda takılıp kalıyordu. Nehir fincanını masaya bıraktı, montunu aldı ve dışarı çıktı. Lena mutfakta bir şeyler karıştırıyordu –annesinin tarif ettiği tarçınlı elmalı kek– ama Nehir “Biraz yürüyorum,” dedi sadece. Lena başını salladı; annesinin gözlerindeki o tanıdık dalgınlığı gördü. Bıraktı gitsin. Nehir köprüye kadar yürüdü. Eskiden babasının her sabah yaslandığı demir korkuluk hâlâ aynıydı; pas tutmuş, ama sağlam. Elini korkuluğa koydu, soğuk metal avucuna işledi. Aşağıda su, her zamanki gibi aceleci ama sakin akıyordu. Nehir cebinden küçük, yıpranmış bir taş çıkardı –babasının yılla

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD