Ertesi sabah… Konak yavaş yavaş uyanıyordu. Güneş ışıkları pencerelerden süzülüyor, salonu yumuşak bir sıcaklığa boğuyordu. Mert ve Elif bahçede oynuyordu. Helin mutfakta kahvaltı hazırlarken, Baran çocukların sesini duyup gülümsedi. — “Bak, ne kadar da neşeliler…” dedi kendi kendine. Helin yanına geldi, elini Baran’ın eline koydu: — “Evet… Ve bu mutluluk, bütün acılardan sonra bile buradaydı.” Baran başını salladı, gözleri çocuklara kaydı. — “Onlar için her şeyi yaparım. Her şeyi.” Helin karnına dokundu. — “Ve yakında bir mucize daha geliyor… bizim minik Aslan’ımızın kardeşi.” Baran gözlerini ona dikti. — “Bu kez her şey daha da güzel olacak. Ve biz birlikteyiz.” Cihan ve Alya… Onlar da kendi evlerinde güne başlamıştı. Alya mutfakta kahvaltı hazırlarken Cihan minik elleriyle

