Konakta hayat artık bambaşka bir hale gelmişti… Ama en çok değişen şey, Helin ve Baran’ın küçük ailesiydi. Sabah güneşi odanın içine süzülüyordu. Helin yavaşça gözlerini açtı. Yanında Baran vardı… ama her zamanki gibi derin uykuda değildi. Onu izliyordu. — “Ne bakıyorsun öyle?” dedi Helin hafifçe gülümseyerek. Baran elini uzatıp saçlarını okşadı. — “Ailemizi düşünüyorum…” Helin başını yastığa yasladı. — “Bizim küçük dünyamızı…” Baran başını salladı. — “Evet… her şeye rağmen kurduğumuz dünyayı.” O sırada kapı bir anda açıldı. İçeri koşarak iki küçük çocuk girdi. — “Anneeee!” Elif ve Mert… Altı yaşında olmalarına rağmen hâlâ sabahları aynı heyecanla uyanıyorlardı. Helin gülerek kollarını açtı. — “Gel buraya!” İkisi de yatağa atladı. Baran gülerek: — “Sakin olun bakalım!”

