gece mi ? gündüz mü ?

630 Words
‘’Allahu ekber’’ Şimdi tüyerim diken diken oluyordu. Güçlü bir ses tarafından okunan ayetten ‘’la uksimu biyevmil kıyameti vela uksimu binnefsilevvameti’’ kısmı yankılandı. ‘’kıyameti’’ kelimesinden kıyamet suresinin okunduğunu anladım. Surenin bu ayetini okunurken hiç duymamıştım haliyle de anlamını bilmiyordum. Buna rağmen kulaktan girip kalbime tesir   eden bu ayetle beraber ilk defa ahrete dair cennet, cehennem, hesap günü gibi kavram aklıma gelmişti. Namaz sonrası vedalaştıktan sonra doğan hocamla ayrılmıştık ama hala kulaklarımda imamın ‘’lauksimu bi yevmil kıyameti’’ cümlesi yankılanıyordu. Merak edip anlamına baktım bakmasına ama nefsime ağır gelmişti ve bana ‘’keşke gitmeseydim de bu sureyi duymasaydım’’ dedirtiyordu. Biryandan bunu söylerken diğer yandan da bugüne kadar nasıl namazsız, duasız, yaşayıp ebedi yurdumuz olan ahreti hesaba katmadan yaşamış olmanın pişmanlığını duyuyordum.                                                Bismillahirrahmanirrahim 1.    Hayır, yeminederim o kıyamet gününe 2.    Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse 3.    İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor. ? Kıyamet suresinin bu ilk üç ayetini tekrar tekrar okudum. Her okuyuşumda yeniden okuyormuş gibi şaşırıyordum ve beni dehşetler içerisinde bırakmıştı. ‘’İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toparlayamayacağımızı mı zannediyor. ? ‘’ Bu halde evin yolunu nasıl yürüdüğümü bile hatırlamıyordum. Biraz uyumanın düşüncelerimi dağıtmama yardımcı olacağını düşünerek yatağımda uzandım. ‘’Sağımda solumda tanımadığım yüzler var. Ama onlar bana beni tanıyormuş gibi bakıyorlar. Okyanus görüntüsü veren turkuaz renkli suların ortasında beş altı metre genişliğe sahip beyaz kumlardan oluşan yolda tanımadığım insanlarla küçük adımlar atarak yavaşça yürüyoruz.  Birden yolumuz dağınık, düzensiz havası kasvetli bir mezarlığa çıktı. Geriye dönüp baktığımda ne okyanusu görebildim nede yürüdüğümüz beyaz kumlardan oluşan o yolu. Gördüklerimin hayal mi, gerçek mi ? olduğuna karar veremiyordum. Sorgulayan gözlerle yanımdakilere baktım ama sanki herkes yolun buraya çıkacağını biliyormuş gibi tepkisizdi. Kabirlerin arasından geçerek ilerlemeye devam ettik.  Eski bir mezarın başında durduk. Toprağı, sanki yeni kapatılmış bir mezarın toprağı gibi düzgün duruyordu. Burada bir süre bekledik. Herkes başı önüne düşmüş halde sessizce duruyordu. Titrek sesimle ‘’Neden buradayız’’ dedim yine ses yok.Kimse kimseye bakmıyordu. Şimdi hepimiz geldiğimiz istikamete doğru yürümeye başladık. Tıpkı programlanmış o-robotlar gibiydik. Tepkisiz, sessiz, ve sorgulayıcısız…  Çıkışa vardığımızda, demin dönüp de göremediğim turkuaz rengine bürünmüş okyanus ve beyaz kumlu yol tam karşımızdaydı. Demin çıt çıkarmayan insanlar şimdi fısıldaşıyordu. Belli belirsiz söylediklerini duymaya çalışırken beni olduğum yere sabitleyip yutkunduracak bir ses duydum. ‘’Yiğit’in babasının mezarıydı.’’ Geri dönüp koşarak ‘’babaa, babaaa’’ diye haykırdım. Demin başında durduğumuz o mezara doğru koşarak vardım. Şimdi gözlerimi mezara dikmiş bakıyordum. Dizlerimin üzerine yığıldım. Mezardan avuçlarıma sığacak kadar toprağı avuçlayarak aldım. Kısık hırıltılı sesimle ‘’baba’’ dedim. Nutkum tutulmuştu. Şimdi bir avuç toprağa baba diyordum.   Toprakla dolu avuçlarımı yüzüme kapadım. Babamı öperken yaşadığım o hissi verir diye avuçlarımda ki toprağı nazikçe öptüm. Belki de bu toprağa babamın kokusu sinmiştir dedim. Koklamaya başladım, kokusunu alamadım. Yo hayır, keslikle bu toprakta babama dair birkaç şey olmalıydı gözyaşlarım toprağı çamurlaştırıyordu. Yeniden öptüm yeniden kokladım ama ne çare. Arkamdan gelen yabancılar beni zorla oradan uzaklaştırıyorlardı ki ‘’Allahu ekber Allahuuu ekber’’ sesiyle yatağımdan sıçradım. Kanter içerisinde nefes nefese kalmış soğuk terler akıtıyordum. Yatağımdan çıktım odada birkaç adım atıp yatağıma oturdum. Gecemi gündüzmü olduğunu kestiremedim. Saate baktığımda akşam yediyi gösteriyordu. İkindi ile akşam arasında uyuduğum uyku beni sersemletmişti. Birkaç dakika sonra kendime geldiğimde ezan bitmişti. Yeniden kalktım bu defa nereye gittiğimi ne yaptığımı biliyordum. Abdest alıp akşam namazını eda ettikten sonra ilk defa babam için dua edip ruhuna Fatiha okudum. Rüyamı anlamlandırmaya çalışırken babamın ölüm gecesi geldi düştü aklıma.  ‘’Yiğit, git babanı öp, demeleriyle gidip babamı utana utana öpmem. Sonra kapı önünde bekleyenlerin bana öldü onu gördün mü ? Demelerinin ardından baba baba diye ağlayıp içeri koşmam ve beni tutup oradan uzaklaştırmaları…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD