Kapı aralığından sızan ışık, koridorda dans eden iki gölgeyi aydınlatıyordu. Homurtular, inlemeler, tezgahın ahşaba sürtünmesinin keskin sesi… Feride, sırtını kapının soğuk yüzeyine dayamış, avuçlarını karnının üzerinde kenetlemişti. Gözleri aralıktan süzülen o dar ışık huzmesine dikiliydi. İçeride tek kelime yoktu, sadece hayvani bir mücadele vardı. Sanki biri diğerini yenmeye, ezmeye, kanıtlamaya çalışıyordu. Yemin ederim, diye geçirdi içinden, ikisi de aynı bokun laciverti. Dışarıdaki sesler ancak yarım saat sonra kesildi. Ağır ayak sesleri, bir kapının açılıp kapanması, sonra derin bir sessizlik. Ev, sanki boğazına kadar iğrenç bir sırla dolmuş, sindirmeye çalışıyordu. Sabahın ilk ışıkları Feride’nin yüzüne vurduğunda, o hâlâ aynı pozisyondaydı. Bacakları uyuşmuş, beli katır gibi ağr

