10 | GERÇEKLER

2347 Words
Tekrar ana yola çıktım. Mason’ın arabası ordaydı.Arabaya atladım ve hızla kampa döndüm. Kamp saldırıyı geri püskürtmeyi başarmıştı. Yolda William beni gördü ve durdurdu. Nefes nefese kalmıştım. “Katharina neler oluyor? Sen iyi misin?” diye sordu omuzlarımdan tutup “Burda olmamalıydın. Gitmiş olmalıydın. Mason nerde?” Yaşlar gözlerime hücum etti. Ağlamamak için kendimi zor tuttum.Nefesim kesilmişti.Titriyordum.Deli gibi titriyordum “O-o-o…saldırı…Martin” diye kekelemeye başladım Konuşamıyordum. Yine kitlenip kalmıştım. William beni omuzlarımdan tuttu ve toplantı odasına götürdü. Görevlilerden birine herkesi çağırmasını söyledi. Bir bardak su doldurdu ve bana verdi. Suyu minnetle kabul ettim ve içtim. William benim için endişelenmiş gibi gözüküyordu. Sakinleşmemi bekliyor ve bana sabırla yaklaşıyordu. Bu hali beni şaşırtmış ve şüpelendirmişti. O Lord William’dı.Bana zulm edip,kim olduğumu hatırlatmak hayatının amacıydı. “Bana neden iyi davranıyorsunuz Lord’um?” diye sordum boşalan su bardağını iki elimle kavrayarak Şaşırmış gözlerle bana baktı. Bu soruyu beklemediği kesindi. “Siz bana her zaman bir hain olduğumu hatırlatırdınız? Peki şimdi niye?” diye bir kez daha sordum “Hala yaptığın şeyi unutmadım Katharina!” dedi sakince ve bardağı elimden alıp yanımda ki sehpaya koydu.  “Sadece çok cesur biri olduğunu fark ettim ve cesaretinin ilerde işime yarayacağını düşünüyorum” diye ekledim Ona anlamayan gözlerle baktım. Benden ne istediği hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Bunu ona sormak istedim ama o sırada Komutan Frank ve General Tyler, Kraliçe ile birlikte içeri girdi. “Neler oluyor?” diye sordu Kraliçe “Majesteleri. Lord Mason kampa yapılan saldırıdan sonra beni uzaklaştırmaya çalıştı” diye anlatmaya başladım Bana soru soran gözlerle baktılar. Bir de endişeli ve paniklemiş. “Merak etmeyin ona henüz hiçbir şey anlatmadım” diyerek onları biraz sakinleştirmeye çalıştım ve deavm ettim. İşte olayın en sevmediğim kısmına gelmiştik “Ancak yolda Martin Benson ve adamları bize saldırdı ve saldırı sırasında Lord Mason kayboldu” Herkes şok olmuş ifadelerle bana bakıyordu. Bir kahraman,bir haini kurtarmaya çalışırken kaybolmuştu. Mason kaybolmuştu.Onu kaybetmiştim “Onu korumaya çalıştım ama…” devam edemedim. Onu koruyamamıştım.Derin bir nefes aldım. Martin Benson’a bir kez daha yenilmiştim işte.Beni yine kandırmıştı. “Onu korumak senin işin değildi Kate. Kendini suçlama” dedi Frank,beni sakinleştirmeye çalışarak “Sizce kaçırılmış olabilir mi?” diye sordu Kraliçe. Emin olamadığını söyledi Tyler. Mason kaçırılmış olabilirdi ve bu benim suçumdu. Ona bir şey olmuş olma düşüncesi kalbimin sıkımasına sebep oluyordu. Onu kaybetmek istemiyordum. Sadece yanımda olmasını istiyordum.Bir de beni bu kadar korkuttuğu için ona sıkı bir yumruk atmak. “Efendim izniniz olursa kulübeme dönebilir miyim?” diye sordum Tyler’a. Daha fazla dayanacak gücüm yoktu. Kendimi en fazla ne kadar sıkabilirdim bilmiyordum.Yalnız kalmak ve nefes almak istiyordum. “Tabi.Çok yoruldun git ve dinlen” dedi  Gitmek için harekete geçtiğimde beni ani bir şekilde durdurdu “Ya da bekle” dedi ve bir kutuyu açıp,bir anahtar çıkarıp,bana uzattı “Lord Mason’ın dairesine git. Bir sorun halinde sana daha hızlı ulaşmamız gerekiyor” Ben nefes almaya çalışıyordum ama o beni,onun dairesine gönderiyordu. Elim titreyerek yavaşça uzandım veanahtarı aldım.Toplantı odasından çıktım veMason’ın dairesine doğru ilerledim.Bacaklarım artık beni taşıyamıyormuş gibi titriyordu. Sonunda Mason’ın dairesinin önünde durdum.Anahtarı deliğe soktum ve kapıyı açıp,içeri girdimİçeri girdikten sonra,kapıyı arkamdan kapattım. Anahtarı girişte ki sehpaya bıraktım. Odaya baktım ve onun kollarında uyandığım sabahı düşündüm. Acıyla gözlerimi kapattım ve bir damla yaş yanağımdan süzüldü. Nasıl olmuştuda ona böyle aşık olmuştum? Neden ona karşı koyamıyordum? Camın önüne geçtim ve dışarıyı izlemeye başladım. Tek düşünebildiğim Mason’ın nerde ve nasıl olduğuydu ve elimden iyi olması için dua etmekten başka bir şey gelmiyordu. -MASON’IN AĞZINDAN- Avcılardan biri kılıcını karnıma saplamayı başarmıştı. Bu beni öldürmezdi ama eski gücümü toplamam zaman alabilirdi. Onu etkisiz hale getirdim ve kılıcımı sırtına sapladım. Kate hala savaşıyordu. Ona yardıma gitmek istedim ama saldırganlardan birinin kaçtığını gördüm. Hemen peşinden gittim ancak çok hızlıydı. Yaram kanamaya devam ediyordu. Hiç gücüm kalmamıştı. Orman etrafımda dönüyordu ve ben yolumu şaşırmıştım. Sonra yere yığıldım ve kendimi boşluğa teslim ettim. - - - Uyandığımda sabah olmak üzereydi. Hava yeni yeni aydınlanıyordu. Doğrulmak istedim ama yaram henüz yeni iyileşmeye başlamıştı. Ben hareket etmeye çalışınca korkunç bir acı hissettim ve geri yattım. Yaram elbette iyileşecekti. Ben ölümsüzdüm. Bu şekilde ölmezdim. Biraz toparlandığımda aklımda tek bir düşünce vardı. Kate! Acaba kurtulabilmiş miydi? Eğer kurtulmuşsa beni bulamadığı için çıldırmış olmalıydı! Büyük ihtimalle kampta olağanüstü hal ilan edilmişti ve herkes beni arıyordu. Kate’in kurtulmuş olmasını diledim.Eğer ona bir şey olmuşsa hiçbir yasa beni Martin’in öldürmekten alıkoyamazdı. Doğrulmaya çalıştım ama yapamıyordum. Uzandım ve yaramın iyileşmesini bekledim. Güneş tamamen doğduğunda yaramda kapanmıştı ve hareket edebiliyordum. Çok yorgundum,acıkmıştım ve deli gibi Kate’i merak eidyordum. Üstelik nerde olduğum hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Ayağa kalktım ve ağaçlara bakarak yönümü bulmaya çalıştım. Sonunda anayola çıkmayı başardım ve kampa doğru yürüdüm.Her adım beni biraz daha yoruyordu ama beni yoran her adımda yaramın daha iyi olduğunu hissediyordum Kampa girdiğimde herkes beni görmüş olmanın verdiği bir sevinç ve kutlama haline girdi. Evet insanların üzerinde böyle bir etki bırakıyorum. Son kalan gücümle adımları hızlandırdım ve merkez binaya girip toplantı odasına gittim. Herkes ordaydı. Kate hariç! “Lord  Mason! İyi misiniz?” diye sordu anında Kraliçe. Yanıma geldi ve iki eliyle omuzlarımı sıkıca kavrayıp beni inceledi. Bir kraliçe bile endişelendiği zaman sakinliğini kaybediyordu. “Lord’um neler oldu?” diye sordu Frank ama anlatacak gücüm yoktu. Yine de onları başımdan salmak için-yaralanma kısmını atlayarak- bir özet geçtim. Yaramın nasıl kapandığını anlatmak demek yeni bir sorun demekti. “Kate nerde?” diye sordum. “Dinlenmesi için onu sizin dairenize gönderdim efendim” dedi Tyler. Onu başımla onayladım ve daireme gitmek için odadan çıktım. -KATE’İN AĞZINDAN- Neden hala ondan bir haber gelmiyordu? Nerdeydi? Hayatta mıydı? Lütfen hayatta olsun? Saatler geçmek bilmiyordu. Burda böyle elim kolum bağlı durmak beni öldürüyordu. O bir ölümsüzdü. Belki de kim olduğunu-ne olduğunu-çözememişlerdi.Belki de yaralayıp,ölmesi için bir köşeye atmışlardı. İyleşince geri dönerdi.Bana geri dönerdi,değil mi? Sonra kapının açıldığını duydum ve arkamı döndüm. Kilit kavaşça döndü ve kapı açıldı ve kapıda beliren kişi…. Mason! Hızla gidip boynuna sarıldım ve kendime ikinci kez düşünme şansı tanımdan,dudaklarımı dudaklarına bastırdım. İlk kez kendimi ona karşı koymak zorunda değilmişim gibi hissediyordum. Mason kapıyı kapattı ve güçlü kollarını belime dolarken öpüşüme karşılık verdi. Geri çekildim ve anlıma anlına dayadım. “Sen kimsin ve benim Kate’ime ne yaptın?” diye sordu gülerek. Nefes nefese kalmıştık. Umrumda değildi.İyi olacaksa benim nefesimde onun olabilirdi. O kadar korkmuştum ki! Onu kaybettiğimi düşünmek tüm herşeyi değiştirmişti. İsterse benim hayatımıda alabilirdi. Sadece iyi olsun yeterdi “Ben hala sizin Kate’inizim Lord’um” dedim. “Evet bunu anlamak için benimle konuşman yeterli oluyor” Güldüm.Onunla tanıştığım ilk günden beri ukala tavırlarının beni deli ettiğini düşünmüştüm. Şimdi ise bu bana kendimi iyi hissettiriyordu. Son bir kez daha güldüm ve ardından gülüşüm tamamen silindi. Alnımı alnından çekmeden,gözlerimi kapattım. Elimi yanağına koydum ve sıcaklığını hissederek rahatlamaya çalıştım “Sana bir şey oldu diye o kadar korktum ki.” Diye fısıldadım “Seni kaybettim sandım. Seni orda göremeyince ben…ben…” Göz yaşlarıma hakim olamadım ve ona sarılıp ağlamaya başladım. “Şşş…Sakin ol geçti. Burdayım. Ben sadece ormanda yolumu kaybettim. Yaralıydım ve kendimden geçmişim” Yaralı mıydı? Aman Tanrım! Şok olmuş bir şekilde ona baktım ama o yine güldü. Sersem Lord! Yaralandığını söyleyip nasıl gülebiliyordu. “Sakin ol unuttun mu ben ruh avcısıyım” dedi “Hayır. Değilsin!” diye cevap verdim ve hafifçe tebessüm ederek “Sen bir ölüm meleğisin” diye ekledim Bir ölüm meleğiydi ve dünyaya benim canımı almak için gönderilmişti. 2 seneye kalmaz kalp krizi geçirip,ölmem gibi yüksek bir ihtimal söz konusu. Güldü. “evet” diyip ve beni tekrar öptü. Bu anı asla kaybetmek istemiyordum. Birazdan yapacağım şey belki de herşeyi berbat edecekti ama bunu yapmalıydım. “Hala sırrımı merak ediyor musun?” diye sordum gözlerine bakıp. Tereddüt etti.Bir saniye düşündü ama sonra başıyla beni onayladı. Elinden tutup çektim ve onu yatağa oturttum. Ardından da anlatmaya başladım. -BİR BUÇUK YIL ÖNCE- İçinde birkaç kahramanın da bulunduğu 15 kişilik bir ekiple, ruh avcılarının saklandığı bir depoya baskına gelmiştik. Depo şehir merkezinde bir arka sokaktaydı. Görev yerlemizi aldık ve General Tyler’dan saldırı emri gelmesini bekledik. Her görev benim için ayrı bir heycandı. Çünkü bunlardan birinin sonunda bir kahraman olabilirdim. Belki bir Komutan belki bir Leydi. Umrumda değildi. Sonunda saldırı emri geldi ve depoya girdik. Ruh avcıları bizi fark ettikleri anda karşı saldırıya geçtiler. Onları birbir etkisiz hale getiriyor ve öldürüyorduk. Aralarından birinin depodan dışarı kaçtığını gördüm ve peşinden gittim. Ana yola doğru kaçıyordu. Peşinden tüm hızımla koşuyordum. Sonunda onu çıkmaz bir sokakta sıkıştırdım. Elimde ki silahı yüzüne doğrulttum ve ateş etmek için hazırlandım.Bir anda bir ışık fark ettik. Arka sokaklarda ki suç çetelerine karşın polis devriye geziyordu. Ruh avcısı yakalanmamak için hızla beni kendine çekti ve öptü. Ona karşı koymaya çalışıyordum ama beni çok sıkı tutuyordu. O kadar sıkı tutuyordu ki silahım yere düşmüştü. Polis gidince beni geri bıraktı. Hızla belimde ki hançeri çektim ve saldırıya geçtim. Saldırımdan kaçtı ve savunmaya geçip elimi tuttu.Beni duvara doğru itti. Hançeri tutan elimi başımın üzerinde kaldırıp,parmaklarıyla sıkıca kavaradı. Ben hareketsiz bir halde orda dururken,beni tekrar öptü. Hançer  de silahım gibi elimden kayıp yere düştü. Geri çekilip bana gülümsedi ve gitti. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Elimle ağzımı sildim ve yere eğilip hançerimi aldım. Peşinden gitmek istedim ama yapamadım. Onun yerine depoya diğerlerinin yanına döndüm. -ŞİMDİ- “Bunu yaptığı için ne kadar sinirlendiği tahmin bile edemezsin. 18 yaşındaydım ve ilk öpücüğümü bir ruh avcısı tarafından almıştım.” Mason’ın güldüğünü hissettim.Bu komik değildi!Hem de hiç değildi! “Gülmeyi kesmezsen anlatmam” dedim Sustu ve bende anlatmaya devam ettim. “O günden sonra sürekli karşıma çıkmaya başladı ve bir gün bir operasyon sırasında beni ele geçirdi” Gözlerinde bir sürü duygu vardı. Korku,endişe,şaşkınlık,merak… “Ve sen hala hayattasın!” dedi “Sorunda bu ya” derin bir nefes aldım. Nasıl devam edeceğimi bilmiyordum ama bunu yapmalıydım “Bak beni yakaladı ve ben orda bilmiyorum,2 hafta felan kaldım. Benimle konuşuyor ve bana iyi davranıyordu. Bana aşık olduğunu söyledi. Ne diyeceğimi bilemedim” Hiçbir şey anlamamış ve şok olmuş şekilde bana bakıyordu. Duyduğu herşeyden daha tuhaf ve korkunçtu anlattıklarım “2 haftanın sonunda beni serbest bıraktı. Kampa geri döndüm ama bende bir şeyler farklıydı ben…ben de ona aşık olmuştum ve bundan bir türlü kurtulamıyordum.” İşte şimdi Mason’ın gözlerinde korktuğum bütün duygular vardı. Ben anlatmayı bitirdiğimde olacakları düşünmek devam etmemi engelliyordu. Dudaklarını yalayıp,yutkundu ve “Devam et” diye fısıldadı Bir nefes daha aldım “Sonra bir gün…” sesim titriyordu. Aldığım nefesi bıraktım ve devam ettim “Bir gün bana bir mektup gönderdi ve onunla gitmemi söyledi. Eğer onunla gidersem içinde bulunduğu hayattan vazgeçeceğini söyledi. Ben ne yapacağımı bilemedim ve sonunda bir gece kamptan kaçtım” “Sen bir ruh avcısına mı aşık oldun?” dedi şok olmuş şekilde Mason. Ağlamamalıydım.Şimdi olmazdı. Sadece hikayeyi bitirmeli ve ona pişman olduğumu olan herşeyin bir hata olduğunu söylemeliydim “Ben ona gittim ve o da verdiği sözü tuttu. Bir yıldan daha kısa bir süre onun yanında kaldım” Şok olmuş şekilde yüzüme baktı. Rengi tamamen kırmızı olmuştu. Patalayacak gibi duruyordu. “Bekle. O müzik kutusunu sana o mu verdi?” diye sordu. Başımla onu onayladım.Yüzünde ki şaşkın ifadeden kurtulamıyordu. Anlatmayı kesmem gerekiyordu. Herşeyi mahvetmeden önce susmalıydım ama artık çok geçti. “Onunla olmayı seçtiğim için çok mutlu olduğunu söyledi ve bana o müzik kutusunu verdi” dedim fısıldayarak. Gözlerimi ondan kaçırdım. Gözlerinde ki…. ‘nefreti’ görmeye katlanamazdım. “Peki neden ayrıldınız?”diye sordu İşte hayatımı mahveden noktaya gelmiştik. “Çünkü bana yalan söylüyormuş. Eski hayatını hiç bırakmamış. Benim öyle sanmamı sağlamış” “Bunu nasıl öğrendin?” Derin bir nefes aldım. “Darcie’yi hatırlıyor musun?” -DARCIE’NIN SALDIRIYA UĞRADIĞI GÜN- Hızlı adımlarla yukarı çıktım ve eve girdim. Lanet Olsun! Tahmin ettiğim gibi. Yaptığı şeyden asla vazgeçmemişti. O hala sersem bir ruh avcısıydı. Bir kız yerde yatıyordu. Ellerini kıza uzatmıştı. “Sen ne yapıyorsun?” diye sordum. Panik dolu bakışlarını bana çevirdi. “Üzgünüm aşkım! Çok üzgünüm.Bunu görmeni istemezdim ama küçük bir işim var sonra dışarı çıkar biraz gezeriz” dedi,umursamaz bir şekilde Öylece donup kalmıştım. Yaptığı şeyi izliyordum,çünkü başka çarem yoktu.bacakalrımı hareket ettirmeyecek kadar şokta ve korkmuştum.O, kızın yaşam enerjisini alıyordu. Kız ona yardım etmem için bana yalvarıyordu. Yardım edebilirdim ama yapamadım. Donup kalmıştım. Kıza konsantre olmuştu ama bir ara kafasını çevirip bana baktı. Bir başkasının yaşam enerjisini almak ve acımı dindirmek arasında bir seçim yapması gerekiyordu ve seçimini benden yana kullandı.Kıza eziyet etmeyi kesti ve hızla yanıma geldi. “Kate sen iyi misin? Kate konuş benimle!” dedi omuzlarımdan beni sarsarak Nefes alamıyordum. Ben nasıl bir canavara aşık olmuştum böyle?! Elimi boğazıma  götürdüm “Ben….Nefes alamıyorum! Çıkar beni burdan” dedim.Gözlerime baktı ve bir an için bakışları yerde yatan kıza kaydı. Tekrar bana baktığında “Lütfen” diye yalvardım Sesim titremeye başlamıştı. Beni göğsüne çekti ve sıkıca sarıldı. “Pekala hemen burdan çıkıyoruz. Özür dilerim. Bunu senden saklamamalıydım. Söz veriyorum herşey düzelecek.” Dedi. Geri çekildi ve dudaklarıma bir öpücük kondurup beni ordan çıkardı. Beni öptüğünde her zaman heycanlanırdım ama ilk defa bu midemi bulandırmıştı.O midemi bulandırıyordu. Beni dışarı çıkardı. Onu kendimden uzaklaştırdım ve ona  bağırdım. Yanında olmak bana acı veriyordu. Hayatımı ne uğruna mahvettiğimi düşünmek beni mahvediyordu.Artık onu istemediğimi söyledim. “Şu an sadece sinirlisin,aşkım.Söz veriyorum herşey düzelecek” dedi ve beni alt katta ki odamıza kitledi. Var gücümle beni burdan çıkarması için bağırdım ama dinlemedi. Kapının önüne aşağılık,ruh avcısı arkadaşlarından bir kaçını yerleştirdi ve gitti. Bir hafta sonra. O odadan kaçtım ve ihanet ettiğim insanların yanına geri döndüm. Tek dileğim beni affetmeleriydi. Hayatımı geri kazanmalıydım. Tabi hala bir hayatım varsa! -ŞİMDİ- “Tanrım! Bu korkunç bir şey! Sen buna nasıl dayandın?” diye sordu. “Dayanabilmişe benziyor muyum?” Dedim Bana sıkıca sarıldı.Bana sarıldığında artık hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. Tüm o acılar kollarının arasında silinip gidiyordu. “Çok üzgünüm Kate. Bunları yaşadığın için çok üzgünüm” Geri çekildi ve gözlerimin içine baktı. Gözlerimde ne aradığını bilmiyordum ama ben onun gözlerinde bana umut verecek ve tüm endişelerimin silinmesine sebep olacak küçük bir kıvılcım arıyordum. İşte o zaman kendimi herşeyimle ona adayabilirdim “Ama bunun için seni suçlayamazlar ki “dedi “Üstelik onlara ajanlık felanda yapmamışsın. Aşık olacağımız kişiyi seçemeyiz. Bununiçin suçlanman haksızlık. Ne yani? Kime aşık oldun sen Martin Benson’a felan mı?” dedi ve geri çekilip bana yaptı. Aslında o şaka yapmıştı ama suratıma bakınca yaptığı şakanın gerçek olduğunu anlamıştı. Evet! Ben Martin Benson’a aşık olmuştum ve şimdi o beni geri istiyordu!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD