00.30
Bugün olanlardan sonra uzun bir duş almış ve biraz toparlanıp uykuya dalmıştım.
Kulübüme döndüğümde uyuyamayacağımı sanıyordum ama son birkaç gündür olanlar üzerime karabasan gibi çökmüştü. Yatağın içinde dönüp durduğum birkaç dakikadan sonra sonunda kendimi uykuya teslim ettim.
Telefonum çaldığında belki 15 dakika ancak uyumuştum.Gece lambamı yakıp,telefonumu elime aldım ve arayana baktım. Arayan Lord Mason’dı. Bu adamın ya sağduyu eskikliği vardı ya da ısrarla onu öldürmem için bana yalvaran,intihara meyilli,mazoşist sersemin tekiydi.
Telefonu açtım ve kulağıma götürüp uykulu ses tonumu en aza düşürmeye çalışarak ona cevap verdim.
“Alo!”
“Kate. Umarım uyandırmamışımdır.”dedi umursamaz ve keyifli bir ses tonuyla
Evet onu bende umuyordum. Tanrım! Ayrıca neden bu kadar keyifliydi. Ben evinden ayrılırken keyfinin tamamen kaçtığını hatırlıyorum. Sanırım mazoşist olan benim çünkü bana acı veren şeyleri kendime sürekli hatırlatıp durmayı alışkanlık haline getirdim.
“Sorun değil Lord’um.Bir şey mi oldu?” diye sordum.
Ne diyecekse,umarım çabuk söylerdi çünkü uykum kaçmadan tekrar başımı yastığıma gömmeyi ve mümkünse bir daha uyanmamayı diliyordum.
“Evet. Çok acil sana burda ihtiyacım var. Hemen buraya gelmelisin. General Tyler’ın haberi var.Hazırlan ve en hızlı şekilde buraya gel” dedi ciddi bir ses tonuyla ve sonra her zaman ki ukala Lord Mason olarak ekledi “lütfen eğlenceli bir şeyler giyin.”
Bu saatte kalkıp arabama binip oraya gidemezdim. Üstüne bir de eğlenceli bir şeyler mi giyecektim? Sanırım buralarda bir yerde kamuflajlarım olacak. Elime eldiven geçirdim mi,hançerimi kadim noktasına kolayca saplar ve iz bırakmamış olurum.
“Ama efendim…” diyebildim sadece ama ben cümlemi tamamlamadan lafımı kesti.
“Hızlı ol Kate” dedi ve telefonu kapattı.
Telefonu yerine bıraktım vebaşımı yastığa gömüp çığlık attım.
Ah! Sersem Lord.
Yataktan kalktım ve hızla hazırlandım. Eğlenceli bir şeylerden kastı neydi?Şu an tek eğlence anlayışım uyumaktı. Sanırım oraya pijamayla gideceğim.
Üzerime siyah şık bir elbise giydim ve ayakkabılarımıda ayağıma geçirip ordan dışarı çıktım. Arabama bindim ve Mason’ın evine doğru sürdüm.
Yol boyunca benden ne istiyor olabileceğini düşündüm. Bu saatte beni uyandırıp evine çağırdığına göre hoş bir şey olmasa gerekti.
Acaba başı dertte miydi? Belki de ruh avcıları ordaydı. Ah,hayır belki de onun kim –ne- olduğunu öğrenmişlerdi ve bir mahkeme kurup onunla ne yapacaklarına karar vereceklerdi. Bende asistanı olarak yanında kalacaktım ve geçmişimde göz önüne alınırsa….Tanrım!
Tyler’ın sesi kulaklarımda çınlamaya başladı. ‘Katharina Elenor Garcia! Hemen şimdi kendine gel ve sakin olup işine odaklan’ diyordu.
Direksiyonu daha sıkı kavradım ve Lord Mason’ın evine doğru sürmeye devam ettim
Oraya vardığımda gördüğüm manzara karşısında neler olduğunu anlamadım.Aslında daha çok hayal kırıklığına uğradım denebilir. Evden müzik sesleri geliyordu. Heryerde insanlar vardı.Çoğu sarhoştu. Herke eğlenip dans ediyordu.
Arabadan indim ve Tonny’e döndüm.
“Burda neler oluyor Tonny?” diye sordum.
“Lord Mason bir parti veriyor” dedi
“Ve burda ki acil durum?” diye sordum,tek kaşımı kaldırarak
“Sanırım canı sıkılıdı.”
Başımı arkaya atıp Tanrı’ya beni bu gerzekten kurtarması için dua ettim.Bu adamın derdi neydi?
Ah evet kesinlikle biliyorum.Yarın ilk iş kraliçeye,Lord Mason’ın uyuşturucu kullandığını ve tedavi olması gerektiğini söyleyeceğim. Çünkü beyin fonksiyonlarını kaybetmesini başka şekilde açıklayamıyorum.Tabi bir beyne sahipse!
Sonra Tonny’e veda edip içeri girdim. Kalabalığın içinden kendime yol açarak ilerledim ve Mason’ı buldum. Bir koltukta oturuyordu. Elinde bir bardak vardı ve sanırım içinde ki alkoldü. Sanırım mı? Adam kör kütük sarhoştu resmen.
Elimi yumruk yapıp ağzıma götürdüm ve hafifçe öksürdüm.
“Lord’um” dedim geldiğimi belli ederek.
Beni baştan ayağa inceledi. Gözlerinde ki hoşnut ifade kollarımdan bir ürpertinin geçip gitmesine sebep oldu.
“işte bu kesinlikle eğlenceli bir elbise,Kate.Sakın iş yemeklerine bununla katılma yoksa seni kıskanabilirim”
Gözlerimi devirdim. Katalanılmaz herif. Benden ne istiyordu? Neyse bunu sormadım sayın.Zaten ne istediğini biliyoruz.
“Beni neden çağırdınız?” diye sordum ciddi ve kızgın bir ses tonuyla
“Sadece sıkıldım ve bence ben burda sıkılırken asistanımın uyuması ve partiyi kaçırması acil bir durum” diye açıkladı.
Lanet olsun sana Mason!
Güldü. Bakışlarını karşıya dikti ve elinde ki bardağı hafifçe sallamaya başladı. “Düşüncelerini okuyabiliyorum Kate.” diyerek konuşmaya başladı.
Hayır okuyamıyordu. Böyle bir yeteneği olmadığını biliyordum.Yoksa var mıydı?Hayır,şu an saçmalıyorum.Büyük ihtimal o da öyle yapacaktı.
“Aklından ‘senin derdin ne?’ diye geçiriyorsun” dedi ve kıkırdadı. Sonra bana döndü ve ışıl ışıl parlayan gözlerini,beni baştan çıkarmak ister gibi gözlerime dikti. İşe yarıyor muydu? Belli ki evet ama ona teslim olmayacaktım. Kim olduğumu biliyordum ve kararım kesindi. “Ah! Sadece düşüncelerini değil, rüyalarını da görebiliyorum ve hepsinde ben varım” diye devam etti saçmalamaya
Güldüm. Sinirimden gülüyordum. Bu adam gerçekten sinirimi bozuyordu. Onu öldürürsem büyük ihtimal idam edilirdim ki bu ben dahil herkesin yararına olurdu. Eh,öyleyse yapacak bir şey yok.
“Zihin okuma yeteneklerinizi geliştirmelisiniz efendim” diyerek ona meydan okudum
Gözlerini devirip,başını arkaya yatırdı ve kendi kendine kıkırdadı “Ah! Demek yanıldım. Peki sen ne düşünüyorsun?” diye sordu
İpler benim elime geçmişti ve ben sarhoş patronumla istediğim gibi eğlenecek yeteneğe sahiptim.
“Sizden daha iyi bir zihin okucu olduğumu” dedim kendimden oldukça emin bir ses tonuyla
Kaşlarını kaldırdı ve bana baktı. Aklından geçenleri okumamdan korkmuş olduğunu hissettim bir an için.Sadece bir an için ve şunu bilin ki o bir an beni de korkuttu. O ayyaş aklından neler geçtiğini düşünmek bile istemiyordum.
Oyunumu oynamaya geri döndüm
“Öyle mi? Dene o zaman.Şu an ne düşünüyorum?” diye sordu
Şimdi iplerimi hareket ettirim onunla bir kukla gibi oynama zamanıydı.Bu adama aklımdan geçen herşeyi söyleyebilirdim.
“Benim,sizin katlanılmaz biri olduğunuzu düşündüğümü ve bir de on saniyede bir baktığınız kızları görüp çapkınlıkta berbat olduğunuzu düşündüğümü,düşünüyorsunuz” dedim
İşte bunlar benim düşüncelerimdi ama düşüncelerimi sanki onunkilermiş gibi ortaya dökmüştüm. Ben olmak bazen eğlenceli olabiliyordu.
Egosunu baya bir zedelemiş olmalıydım.Tek kaşını kaldırıp bana baktı ve bir süre durup düşündükten sonra konuştu. “Berbat bir çapkın olduğumu mu düşünüyorsun?”
“Hayır Lord’um” dedim “Bu sizin düşünceniz. Ben böyle bir şeyi asla düşünmem. Haddim değil”
Suratına aynı pişkin ifadeyi yerleştirdi ve ayağa kalktı. Kendinden emin adımlarla ilerde oturan kızlardan birinin yanına gitti. Onunla konuşmaya başladı. Eğleniyor gibi görünüyorlardı. Ne yani bugün beni öptü ama şimdi gözümün önünde başkalarıyla mı flört ediyor? Ne diyorum ben? Ne hali varsa görsün. İstediğiyle istediğini yapabilir. Ah,hayır yapamaz. Deli gibi kıskanıyordum.Biri bana sert bir tokat atsın ve bu kabustan uyandırsın.
Onlar gülüşürken bir şey oldu. Bir adam geldi ve Mason’ın konuştuğu kızın elini tuttu.
Tanrım!
Bu gerçekten komikti ve o berbat bir çapkındı. Mason adama içkisini uzattı ve adamda kendisinin ki uzattı. Bardaklarını tokuşturdular ve Mason içkisini başına dikti.Eh,o rezaletten sonra gerçekten sert bir şeylere ihtiyacı vardı ve ben,o kız başkasıyla birlikte olduğu için fena halde rahatlamıştım. Pof!
Geri döndü ve eski yerine oturdu. Başını kaldırıp bana baktı. Gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
“Kendini sıkma hadi gül” dedi elini sallayıp,kafasını başka bir yere çevirerek
“Komik bir şey mi var,efendim? Ben…bir şey göremedim”
Konuşurken kıkırdamalarım istemsizce ağzımdan kaçıyordu.Sanırım birazdan patlayacaktım. Ne yapabilirdim ki? Bu kesinlikle çok komikti. Hayır,hayır.Gülmemeliyim.
“Aynen öyle” dedi ve başını bana çevirdi “Hey! Sen neden eğlenmiyorsun?” diye sordu,sitem eder gibi
Derin bir nefes alıp,öksürerek boğazımı temizledim ve ona cevap verdim “Eğlence anlayışlarımız aynı değil efendim. Üzgünüm”
“Senin eğlence anlayışın ne?”diye sordu.
Hakkımda bilgi edinebileceği hiçbir fırsatı kaçırmıyordu. Bense hakkımda ki gerçekleri öğrenmemesi için onun önüne çıkan bütün fırsatları engelliyordum
“Belki bir gün söylerim efendim”
Gözlerini bana dikti. Uzun süre öylece baktı. Gözlerinde tanımlayamadığım bir acı gördüm.Ne düşünüyordu? Düşüncelerinden en az birinde beni öptüğü anın olduğuna emindim. Ben bunun hakkında düşünmekten kaçıyordum ve düşünmeye başladığım anda hissetmeye de başlayacaktım ki ne hissedeceğimi bilmeden bunu yaparsam çok ciddi sorunlar ortaya çıkabilirdi.
“Belki bir gün…” dedi kısık bir ses tonuyla ve sustu.
Sesinde ki tını içimde bir şeyler kopmasına neden olmuştu. Hala bugün olanları düşünüyordu.Artık bundan emindim.Beni öpmüştü ve…Hayır!Bunu düşünmeyecektim. Bir öpücüğün beni etkisi altına almasına izin veremezdim. Ben aşık olmayı,mutlu olmayı hak etmiyordum.Bir haindim ve bunu hiç bir şey değiştiremezdi.
“Pekala madem seni eğlendiremiyorum o zaman gitmekte özgürsün” dedi başını tekrar önüne çevirip
“Teşekkürler efendim” dedim ve gitmek için arkamı döndüm.
“Kate!” diye seslendi arkamdan
“Evet Lord’um!”
“Bana bir gün olanları anlatır mısın? Ne zaman olacağını sen seç. Hazır olduğunda”
Biraz düşündüm. Tyler’ın dediklerini. Fakat bu farklıydı. Mason bana bunu yapmazdı. Üzerime gelmezdi. İçimde bir yerlerde beni incitecek her türlü şeyden kaçınacağını biliyordum.Üstelik bende onun sırrını biliyordum. Belki bu birbirimizi anlamamızı sağlardı. Yine de bunu yapmam için çok erkendi.
“Belki bir gün efendim”dedim usulca.
“Peki o gün…” dedi ve durup bir süre yüzüme bakarak düşündü. Derin bir nefes aldı ve tekrar konuştu. Yüzünde söylediği şeyin gururunu çiğneyip geçmesine sebep olduğunu anlatan bir ifade vardı “O gün,sen bana sırrını söylediğinde,seni kazanmak için bir şansım olabilir mi?”diye sordu
Ah! Bana bunu niye yapıyordu?Onun gururu çiğnenmişti benimse…birinin kalbimi çiğnediği kesindi. Bir yanım ona evet demek istiyordu ama diğer yanım bunun yanlış olduğunu biliyordu.Öyleydi. Çok ama çok yanlıştı
Yine de “Belki” dedim ona.
Belki bir gün…
Arkamı dönüp arabama gittim. Kendimi bütün düşünce ve duygulardan arındırıp sadece yola baktım.
Kampa geri döndüm ancak uykum tamamen kaçmıştı. Kalktım ve Mason’ın haftalık planını incelemeye başladım.
-
-
-
Sabah olduğunda kucağımda tabletimle salonda ki kanepenin üzerinde uyuya kalmıştım.
Her tarafım tutulmuştu.
Uyandım ve hazırlandım. Arabama atlayıp Mason’ın evine gittim. İşte bu kadar basitti hayatım. Kalk,hazırlan,patronun evine git,patronunla uğraş,kampa dön,uyu ve sonra tekrar aynı şeyler. Hissetmek yok.Mutlu olmak yok.Bütün bünyevi duygulardan uzak bir hayata ihtiyacım vardı ve hak ettiğim hayatta buydu. Lord Mason’a kapılmak için kendime izin vermek yaptığım herşeyden daha aptalca olurdu.
Oraya gittiğimde,hizmetçileri etrafı toparlıyordu. Elinde bir bardak su ile beni merdivenlerin başında karşıladı.
“Günaydın Kate.” dedi eliyle başını tutarak
Dün gece içtiklerinin acısı yeni yeni çıkıyor olmalıydı.
“Günaydın Efendim” dedim hafifçe tebessüm ederek.
Bu hali beni güldürmüştü. Sorumsuz küçük bir çocuk gibi davranıyordu. Sanırım birazdan söylenmeye başlayacaktı ve bende tüm gün bunu çekecektim.
“Başım fena halde ağrıyor. Şişede durduğu gibi durmuyor dedikleri bu olsa gerek” diye açıkladı ama başka bir şey demedi. Söylenmek yok mu? Harika!
Güldüm. O sırada içerden bir kadın ve bir kız çıktı. Kadın uzun boylu esmer ve güzeldi. Mason’dan en az on yaş büyük olduğuna emindim. Yanında ki kız ise ikisinden de küçüktü. Kadının kızı olduğunu tahmin ettim.
“Kate bunlar Bayan Elena Rodrigez ve kızı Mia” diye açıkladı
Başımı hafifçe sallayıp “Merhaba efendim” diyerek onlara selam verdim
Onlarda bana tebessüm ederek selam verdiler.Lord Mason,Beni kolumdan tuttu ve onlardan uzak bir yere çekti. Omzunun üzerinde onlara bir kez daha baktıktan sonra kısık bir sesle benimle konuşmaya başladı
“Bugün ki görevin Mia ile ilgilenmek”
Ne yapmak?
Ben Lord Mason’ın asistanıydım,ergen bir kızın bakıcısı değil! Bu adamın saçma sapan görevlerinden sıkılmıştım. Şu an ofiste olmak ve dosyaların arasında sıkıntıdan patlamak için herşeyi yapardım.
Şaşkın ve öfkeli bakışlarımı görünce gözlerini devirdi ve konuşmaya devam etti.
“Bak benim annesiyle çıkabilmem için Mia’ya birinin göz kulak olması lazım.” Dedi
“Bu kişi ben miyim?” diye sordum gözlerimi daha da açıp başımı hafifçe geri çekerek
Öfkemi kontrol etmeye çalışıyordum. Sonuçta ona vuramazdım ya da ilk bulduğum sivri cismi kadim noktasına saplayamazdım.Bunu istiyor muydum?Evet ama yapabilir miydim? Hayır!
“Tebrikler. Çabuk anlıyorsun. Hem piyano çalıyormuş. İçerde bir piyano var. Çalmayı bilmiyorum ama dekoratif duruyor,her neyse. Mia ile birlikte bir şeyler çalın. Onu oyala bende annesini oyalayım. Harika bir iş bölümü.Biz mükemmel bir ekibiz”
Ne özgüven ama! Dün gece egosunu kırmıştım ya şimdi de o piyanoyu kafasında kırmak istiyordum istiyordum. İnadına mı yapıyordu? Evet,evet.Kesinlikle inadıma yapıyordu. Beni öptü ve ben de onu reddettim. Şimdi o da önüne gelen herkese asılıyor ve çıkıyordu.Bana da çıktığı kadınların kızlarına bakıp,çalmayı bilmediği bir piyanoyla onları oyalamak düşüyordu.
Ne tür bir psikopat böyle bir bahaneyle piyano alırdı ki? Cevap veriyorum,benim patronum!
Öfke mi tekrar kontrol altına aldım.
“Ama Lord’um…” diyerek lafa girdim ama,YİNE,konuşmama izin vermedi.
“Aynen öyle ben Lord’um ve senden bunu rica ediyorum ve benim ricam senin için…”diyip gözlerini cümlesini tamamlamam için üzerime dikti
Ah!Beni köşeye sıkıştırmıştı. Ona boyun eğmekten başka çarem yoktu.
“Emirdir” diyerek cümlesini tamamladım
“Harika. Akşam görüşürüz” diyip omzuma hafifçe vurdu.
Arkasını döndü ve Elena’ya seslendi. Mia ile birlikte yanıma geldiler. Mason, Mia ve beni tanıştırdı sonra da Elena ile birlikte dışarı çıktı bizde onunla birlikte piyanonun yanına gittik.
-
-
-
“Böyle piyano çalmayı nerden öğrendin” diye sordu,Mia
“Ailem çok çalışıyordu. Bana bakması için birini tuttular ve o da bana piyano çalmayı öğretti.” Başımı kaldırıp,gözlerimi piyanonun tuşlarından çektim ve ona “Peki ya sen?” diye sordum
“Babam.” dedi “O öğretti. Her hafta sonu onu ziyarete gidiyorum. Birlikte piyano çalıp şarkı söylüyoruz. Bu hafta sonu şehir dışında ve annem benimle ilgilenmek yerine senin sersem Lord’unla çıkıyor”
Güldüm.”Evet kesinlikle çok sersem ama bu aramızda kalsın” dedim
Gülüşüme karşılık verdi. Henüz ergenlik çağında olmasına rağmen onunla anlaşmıştım. Uzun zamandır bu kadar rahatladığımı hissetmiyordum. Bunun Lord Mason’ın sinirimi bozmak için verdiği bir görev olması gerekiyordu değil mi? Hı-hı,evet.
Piyona çalmayı seviyordum. Bana ailemle geçirdiğim güzel günleri,bir hain olmadığım günleri hatırlatıyordu.
“Hadi birlikte çalalım” dedi.
Onu soru soran gözlerle baktım. Önce kendi çalmaya ve söylemeye başladı ve sonra bir elini çekip çalmam için bana yer açtı.
Ona uydum ve şarkıyı çalmaya başladım. Bir süre sonra onunla söylememi istedi.
I am beautiful no matter what they say
Ben güzelim onların ne dediği önemli değil
Words can't bring me down ohh no
Kelimeler beni yıkamaz ohh hayır
I am beautiful in every single way
Ben güzelim, her şekilde
Yes words can't bring me down ohh no
Evet, kelimeler beni yıkamaz oh hayır
So don't you bring me down today
O yüzden bugün beni yıkmayi aklından geçirme
Şarkı bittiğinde küçük kıza hayranlıkla bakıyordum. Muhteşem bir sesi vardı ve kesinlikle görüp,dinlediğim herkesten daha iyiydi.
“Vay canına! Senin yaşına göre harika bir sesin var” dedim,hayranlığımı belli ederek
Biz birbirimize gülümserken “Sende fena sayılmazsın” dedi arkadan bir ses.
Arkamı döndüm ve kapının pervazında bizi dinleyen Mason’ı gördüm.