EVE DÖNÜŞ

1937 Words
"Istedigim şey kedicik... " dedi üzerine bastırarak. Istediğim şey sensin . Sözleri yanağında patlayan tokatla yarıda kesilirken tırnaklarınında bu tokada eşlik ettiğini belirten bir sıcaklık yayıldı yüzüne. Kedicik sonunda tırmaladı. Yanağı sızlarken ani bir  hızla kızın ellerini yakalayıp tek elle başının üstünde sabitledi. Kıza sanki daha da yaklaşabilirmiş gibi yaklaştı, gözlerine uzun süre baktı ve "Biliyor musun kedileri severim fakat vahşi olanları daha çok.. " diyerek dudaklarını kızın dudaklarına hapsetti. .... " Katherine adamın sözünü tamamlamasını beklemeden tırnaklarını yüzüne geçirdiğinde ne yaptığını çok sonra fark etmişti. Adam kızgınlıkla kendisine bakarken nefes alıp almaması bile önemini kaybetmişti. Adam tehlikeli bir sesle "Biliyor musun kedileri severim fakat vahşi olanlarını daha çok " dediğinde ve dudaklarını kendi dudaklarına bastırdığında bütün vücudu kaskatı kesildi. Anın şoku sadece Katherine'i değil Arthur'u da etkisi altına almış olacak ki bir kaç saniye ne yaptığının ayırdına varmakta güçlük çekti. Vardığında ise yumuşak dudakların tadını almak için kendi dudaklarını kızın dudakları üzerinde kaydırdı. Katherine'in kaskatı olmuş bedeni, dudaklarında dolaşan dudakların baskısıyla ne geri çekilebiliyor ne de tepki verebiliyordu. Daha önce kimse tarafından öpülmemiş yanı karşılık vermek için can atıyor mantıklı yanı ise geri çekil sinyalleri veriyordu. Nefes alamadığını çok sonra fark etmiş ve istemsiz ağzını açmak zorunda kalmıştı ki bu yaptığına pişman olması yaklaşık aynı ana tekabül ediyordu. Aynı anda adamın dili keşfe çıkmış gibi ağzında dolanmaya başladı. Bundan iğrenmesi gerekirken hoşuna gitmiş olması ise Katherine'i oldukça şaşırmıştı. Önceleri ders verircesine sert öpüşü bir süre sonra yavaş bir yoğunlukla nazik fakat ısrarlı hale gelmişti. Ellerini kızın bedenine doğru götüren Arthur için zaman ve mekan sadece isimden ibaretti. Hatta kızın ellerini ne zaman bıraktığını dahi hatırlamıyor ve anın büyüsüne kapılmış bir şekilde karşısındaki ateş parçasından başka bir şey düşünmüyordu. Kendini nasıl bu kadar kaptırabilmiş ve kontrolü kaybetmişti anlam veremedi. Katherine serbest kalan ellerini koyacak bir yer bulamamış ve adamın omuzlarına yerleştirmişti. Omuzları bile kaslıydı ve kavramakta zorluk çektiğini fark edince ensesine götürdü. Arthur bu hareket karşısında inlememek için kendini zorladı. Bir ders vermek istemişti ama sonucu beklemediği şekilde gerçekleşmişti.  Kahretsin ki kesinlikle beklememiş istemişti. Bir eli kızıl saçlarında diğer eli belinde olacak şekilde kızı kendisine daha çok bastırdı. Ikisi de cehennem ateşinin içinde yanmaya hazır bedenlerini birbirine dayamıştı ,yakınlık ikisini de etkisi altına alacak şekilde sıcaktı. Katherine vücuduna dokunan ellerle kendine gelirken ne yaptığını son anda fark etti. Tanımadığı bir adamla öpüşüyordu! Yüce Tanrım! Hadi ama Kathy adama dokunurken bunu istemiştin ve hareketlerinin gayet farkındaydın diyen iç sesini umursamayarak adamın ensesine koyduğu ellerini çekip ittirdi. Arthur öpüşmeleri derinleşirken kızda olan değişimleri fark etmemiş bu yüzden kızın itmesi ile istemeyerek de olsa ondan ayrılmıştı . Katherine adamı iter itmez titremeye başladı. Lanet olsun az önce yanıyordu şimdi ise üşüyor. İkisi de nefes nefese birbirlerinin gözlerinin içine bakarken ; Arthur kızın öpüldükten sonra bir Tanrıçaya benzediğini düşündü. Öpüşmekten şişmiş kırmızı dudaklar ve daha fazlasını bekleyen bir beden. "Kathy tatlım sabahtan beri seni arıyoruz. Yine göle gelmiş olduğunu düşünerek doğru tahmin etmişim " diyen Bethia'nın zaten yeterince göremeyen gözleri bir süre Katherine üzerinde dolaştıktan ancak çok sonra yanındaki adamı fark edebildi. "Aman Tanrım. Katherine!!" Katherine şansına milyonlarca kez lanet ederken karşında gözlerini bir şey tartar gibi Bethia'ya diken adama da öldürücü bir bakışla bakıyordu. Şaşırmış gibi bir hali mi vardı ? Bethia gözlerini ikili arasında gezdirirken Katherine 'ı yabancı bir adamın karşısında yeterince çıplak görünce ne tepki vereceğini unutmuş gibiydi. Neden sonra adamın çok tanıdık gelen simasıyla gözlerini ona çevirdi. Katherine , şu anki durumları yeterince utanç verici değilmiş gibi az kalsın Bethia'ya karşısındaki adamla öpüşürken yakalanacaktı. Bunun ne kadar ahlaksızca olduğunu biliyordu ama lanet olsun ki karşı çıkmamış üstüne bir de karşılık vermişti. Arthur karşısında artık yaşlanmış ama ona rağmen dinç duran Bethia'yı görünce şaşırmadan edemedi. Daha sonra ondan duyduğu Kathy ismi beynine balyoz etkisi yapmış olacak ki Katherine'e uzun uzun bakma gereği duydu. Ne yani bu afet çilli miydi ? Duygularını her ne kadar belli etmemek için uğraşsa da bugün yeterince şaşırdığını düşündüğü anda bile daha fazlasının olabileceğine ihtimal vermiyordu. Tanrı sınamak için bugün Arthur'u seçmişe benziyordu. Dikkatli bakışları Katherine'de takılı kalmıştı. Nedense kendisini tanımadığı için ona bozulduğunu hissetti. Bu saçmalıktı! Bunu daha sonra düşünmek için beyninin gerilerine postalarken Bethia'nın tartan bakışlarını fark etti. Hemen buradan gitmeliydi. Katherine'e dönüp sinirli bir ifade ile uyarı niteliği taşıdığı her halinden belli olan sesiyle "istediğim tek şey bir daha tek başına ormana ya da bu göle gelmemen" dedi ardından Bethia'ya "Iyi günler madam" diyip reverans yaptı ve arkasında şaşırmış bir ifade ile bakan Katherine ile Bethia'yı bırakıp geldiği yoldan geri döndü. Katherine ise adamın kendisinin tek başına ormanda dolaşmamasını isteyeceğini tahmin etmemişti. Bunu söyleyiş tarzı aklına geldiginde ise kaşlarını çattı. Sahi o kimdi ki buna karışabiliyordu? "Aman Tanrım Kathy bu adam da kim? " Bethia adamın gözden kaybolmasının ardından endişeli bir sesle Katherine yaklaştı. "Sana bir şey yaptı mı?" Katherine Bethia'nın sesiyle kafasını ona çevirdi ve birden "Ha-hayır" dedi. Evet Kathy adam sadece seni öptü ama sen alev topu gibi yanmaya başladın. Katherine iç sesine bir yumruk atabilmeyi çok isterdi . Ama kahretsin! Haklıydı. Adamın sert ve baştan çıkaran öpüşü aklına gelince yüzü kızardı. Böyle düşünmeye devam ederse büyük ihtimal yakında mora dönecekti. Tanrı aşkına neyi vardı böyle. Zavallı Bethia Katherine'in tuhaf hallerinin yabancı biri karşısında ilk defa bu şekilde çıplak durduğundan kaynaklandığını sanıyordu büyük ihtimal. Ama Katherine az önce bir sürtük gibi davrandığını düşünüyordu . Ah kesinlikle bir sürtük gibi davrandın Kathy diyen sesine inat Bethia'ya "Hadi gidelim yeterince oyalandık Bethy " dedi ve hızla üzerini giyindi . Bethia ise hala genç adamı kime benzettiğini bulmaya çalışıyordu. Tanrım diye iç çekti. Katherine'ı o halde gören başka biri olsaydı- bayan Bonni gibi şimdiye çoktan dedikodusu yayılmış olurdu. Ayrıca Lord Alastair'i bu konuda bilgilendirmeli miydi ? Kafasını salladı. Mezarını kazdıktan sonra belki diye geçirdi içinden. Gidelim diyen Katherine'e sadece bir baş hareketi ile cevap verip giyinmesine ve eşyalarını toplamasına yardım etti. Buraya gelmek neredeyse ızdırap olmuştu. Tanrım elli beşinde yaşlı bir kadın için bu yol oldukça yorucuydu ama Lord Alastair Katherine'ı sorduğunda onun gitmiş olabileceği aklının ucundan bile geçmemişti. Küçük cadı yine yapacağını yapmış ve ortalıktan toz olmuştu ve arkasını toplaması yine Bethia'ya kalmıştı. Hayır bu yol değil ama Katherine gibi bir kıza dadılık yapmak gerçekten yorucu bir iş diye düşündü. Gidince ona ne yapacağını biliyordu ya neyse. Şimdilik susmak en iyisiydi. Katherine hiç iyi görünüyor gibi durmuyordu . Yüzü solmuştu bedeni hafifçe titriyordu. Acaba başka bir şey mi olmuştu ? "Katherine tatlım iyi misin ? " Katherine sorulan soruyu duymuştu fakat ne cevap vereceğini bilmiyordu. Fiziksel olarak iyiydi. Fakat kafası karışıktı. Neden olduğu konusunda ise bir fikri yoktu. Öpülmekten belki de Kathy. Ilk kez birini öptün ya da o seni öptü. Her neyse. Kendiyle kavga etmenin sırası değildi. Bethia cevap bekler gibi suratına bakıyordu. O kadar dikkatli bakıyordu ki sanki biraz daha baksa anlayacakmış gibiydi. Yapma Kathy alt tarafı tanımadığın fakat etkisine kapıldığın ve yüzünü tırmaladığın adam seni öptü. Hafif tebessüm ederek "Iyiyim Bethia .Sadece yorgunum " Bethia Katherine'ı zorlamak istemediği için fazla konuşmadı. Ama neler olmuştu tanrı aşkına? Bunu sonra detaylı olarak Kathy'e sormalıydı . Ikisi de daha fazla konuşmadan kendilerini bekleyen Lord Alastair'in gazabından habersiz geldikleri yoldan geri kaleye döndüler . *** Arthur kafası karışık bir biçimde dalgınca yürüyor ve beynine doluşan düşüncelerden bir türlü kendini kurtaramıyordu. Harika . Bu gerçekten harika diye düşündü ve şansına bir kez daha lanet etti. Önce bir peri kızı olarak düşündüğü ardından Afrodit olarak nitelendirdiği ve daha sonra yüzünü tırmalayarak vahşi bir kedi olduğunu kanıtlayan ateş parçası tanıdığı çilliydi. Aman ne harika. Bunun bir rüya olmasını diledi. Ya da kabus . Kabus kesinlikle uygun olanıydı. Ve ardından zihnine dolan hatıralarla birlikte tuttuğundan bile habersiz olduğu nefesini gürültü ile bırakıp temiz havayı içine çekti. Bu iyi gelmişti. "Katherine Laira McCromwell derhal buraya gel. " Katherine kendisine banyo yapması için ısrarla bağıran Bethia'yı duymazdan gelerek elindeki yarısı yenmiş duran elmasıyla ağzı açık bir şekilde, talim alanında kılıcıyla bütünleşen Arthur'u izliyordu. Arthur yaşına rağmen oldukça iyi kılıç kullanıyordu ve gelecek sene askeri eğitim için kaleden ayrılacaktı. Bu yüzden her gün aynı saatte talim alanında komutan Owain ile birlikte çalışıyordu ve Katherine her gün aynı saatte onu izlemek için talim alanına geliyordu. Tanrı biliyor ya Katherine kendini bildi bileli Arthur'u izliyordu. Yaşı çok küçük olmasına karşın sevgisi o kadar büyüktü ki Arthur'un onu görmesi için elinden geleni yapıyordu. Hırsla elmasından bir ısırık aldı. Arthur Katherine'ın ona olan sevgisini görmüyor bu da Katherine'ı hırçınlaştırıyordu. Üstüne bir de kendisi ile sürekli dalga geçiyordu. Önceleri buna sinir olmamaya çalışıyordu. Hatta Arthur onunla dalga geçip gülerken o sadece bir kez daha gülmesi için-kendini rezil edecek bile olsa fırsat yaratıyordu fakat Arthur'un bir keresinde Maira'ya çok kibar davrandığına şahit olduktan sonra onun bu dalga geçen hallerine kesinlikle sinir oluyordu. Maira o yapmacık halleriyle Arthur'a yaklaşırken Arthur hiç şikayetçi olmuyordu .Ama Katherine onun yanına geldiğinde hiç de kibar davranmıyor aksine saçları yıldırım düşmüş gibi dikleşiyordu. Maira'dan nefret ediyordu. Arthur'dan nefret ediyordu. Hayır Maira'dan nefret ediyordu. Elindeki elmadan son bir ısırık daha aldı. Ve kalanını da Arthur'un kafasına fırlattı. Elmanın isabet edişiyle küçük suratında gurur ifadesi belirirken bu çok uzun sürmeyecekti. Arthur ne olduğunu anlamadan kafasına çarpan şeyle durakladı. Gözlerini yere eğdiğinde bunun bir elma olduğunu gördü ve gözlerini kıstı. Talim alanında olan herkes Arthur'un ne yapacağını bekliyor gibi sessizleşmişti. Bir kişi hariç. Herkes susmuşken küçük, kalabalık denemeyecek kadar az insanın bulunduğu talim alanında tek bir kişi kahkaha atıyordu. Arthur kulağını tırmalayan ve sinirlerini bozan bu sesi tanıyordu. Baş belası küçük şeytan diyerek gözlerini sesin geldiği tarafa çevirdi. Katherine Arthur'un gözlerinin kendi gözleriyle buluşmasıyla birlikte kahkahalarına son verdi. Ve yaptığı şeye o saniye pişman oldu. Çünkü Arthur onu öldürecek gibi bakıyordu. "Elimden kurtulamayacaksın seni sıçan" diyerek bir panter gibi avına odaklandı. Katherine bir kaç saniye yerinde oyalandıktan sonra kaçmaya başladı. Arthur sakince-tabi buna sakin denilirse arkasından gidiyordu. Katherine bir önüne bir arkasına bakmaktan dolayı önündeki taşı gòrmemişti ve yere kapaklanmıştı. Arthur onun düştüğünü görünce endişeli bakışlarla yanına gelip bir sorun olup olmadığına baktı. Dizindeki ve kolundaki sıyrıklar dışında bir şey olmadığını görünce eski sinirli haline geri döndü. Katherine neredeyse ağlamak üzereydi. Canı çok acıyordu ama Arthur buradayken ağlayamazdı. Kendisinin küçük bir kız çocuğu oldunu söyleyip durmasını istemiyordu. Arthur kendisine elma fırlattığı için onu pişman edecekti ama o çoktan kendini pişman etmişti. En azından biraz uğraşmalıydı. " Ne oldu çilli?" dedi yamuk bir gülüşle ve devam etti "ağlayacak mısın?" Ağlamayacaktı. En azından Arthur burdayken. Ayrıca ona çilli demesine sinir oluyordu. "Ben çilli değilim " sesi ağlamaklı çıkınca Arthur bir an üzüldüğünü hissetti. Fakat tekrar soğuk haline geri dönmesi uzun sürmedi. "Değil misin? Peki onlar ne ?" Eliyle Katherine'ın kahve lekeleri olan yüzünü işaret etti. "Çamura mı düştün domuzcuk? Yoksa yuvarlandın mı ?" Katherine canının acımasını umursamayarak ayağa kalktı. Arthur her şekilde ondan uzundu. Gözlerini yukarı kaldırıp sinirli bir şekilde ona bakmaya başladı. "Onlar çil değil seni geri zekalı " onlar güneş lekesiydi . Bethia ona öyle söylemişti. Ayrıca ona domuz demişti. Gözünden bir damla yaş düştü. " Bethia bir gün onların geçeceğini ve çok güzel bir kız olacağımı söylüyor. " ağlamaklı bir şekilde devam etti." Ve senin bu dediklerin yüzünden pişman olacağını da söyledi. '' Arthur karşısında kırmızı saçları güneşte durmaktan dolayı turuncuya dönen ve uzun süredir taranmadığı için karmakarışık duran saçlara ,asla şekil alamayacağını bildiği- ki bundan kesinlikle emindi- bir tahtaya benzeyen sıska vücuda ardından yara bere içinde kalan sıska bacaklara sahip kıza baktı. Bethia'ya onu bu şekilde kandırmaması gerektiğini söylemeliydi . Ileride Katherine hayal kırıklığı yaşayacaktı Bu sıska çilli sıçan onu sinirlendirse de Lord Alastair'i severdi ve onu sevmek kızını da sevmek demekti. Her ne kadar yarı ingiliz olsada diye düşündü ve bu düşünce ile yüzünü ekşi bir şey yemiş gibi buruşturdu. Sonra Katherine'e dönüp " Git Bethia'ya böyle bir şey gerçekleşirse senin ayaklarına kapanacağımı söyle " diyip hayal kırıklığı içinde olduğu kızı umursamadan arkasını döndü ve talim alanına doğru yürüdü. ...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD