Dudaklarımdan dökülen isimle ağabeyimin kaşları çatıldı, gözleri nefrete büründü. Korkudan uzuvlarım buz kestiği yetmezmiş gibi birde titriyordum.
''Namussuz!'' diye hırladı genzinden gelen öfkeli sesiyle. Yüzüme indirdiği okkalı tokat ruhumun derinlerinde bir yara açtı. Bu zamana kadar ağabeyim bana bir fiske vurmazken şimdi yapmadığım bir şey için bana vurmuştu. ''Nasıl yaparsın lan Avşin?! Nasıl yaparsın kızım sen bunu?!'' öfkeyle gürlerken çenemi sıktı.
Ağzının içinde biriktirdiği salyalarını yüzüme tükürüp saçlarımı canımı daha çok yakmak için çekeledi. Yapmadığım bir ayıp için namussuzlukla suçlanırken dudaklarımı aralayıp 'Ağabey yapmadım!' demedim, diyemezdim.
''Ne yaptın Avşin sen ne yaptın?!'' annem çığlık atarcasına haykırırken aslında namussuzluğum için değil elinden kayıp giden mirası için haykırıyordu.
Annem beni ağabeyimin elleri arasından çekerek kendine çekti. ''Yapmadım de Avşin!'' dedi inanmayan bakışlarıyla bana öfkeyle bakarken.
''Y-yaptım.'' dedim boğazım düğümlenirken. Bir tokatta annemden yedim sonrasında ise babam beni kollarının arasına aldı. Beni koruyacağını düşünürken saçlarımdan tutup beni bahçeye sürükledi. Bedenimi bir paçavra gibi çimenliklerin üzerine atarken pantolonunun kemerini çıkardı.
''Sen ağa kızısın, nasıl yaparsın bunu Avşin?!''
Kemerini havaya kaldırıp bedenime indirdiği an dudaklarımdan bir çığlık koptu. Acıyla bedenimi korumaya çalışırken bir kemer darbesi daha yedim. Gözlerimdeki yaşlar hissettiğim acı yüzünden sicim gibi dökülüyordu.
''Bav dur!'' ağabeyim babamın elinden kemeri almaya çalıştı ancak babam durmadı.
''Çekil!'' dedi öfkeli sesiyle.
Ağabeyimin engellemek için uğraştığı çabaları babam görmezden geldi. Vurduğu her bir zerrem acıyla sızladı. Ben burada canımın acısıyla inlerken annem köşesine çekilmiş öfkeli gözleriyle babamın bana vurmasına müsaade ediyordu.
Babam hırsını almış olacak ki elindeki kemeri bir köşeye fırlattı. Hıncını aldı diye düşünürken bu sefer beni kendi elleriyle dövmeye devam etti.
''Bav yeter!'' babamın gözü o kadar döndü ki, ağabeyimi duymadı bile.
Sessizce dayağımı yemeye devam ederken en sonunda kanlı ellerini sirkeleyip belinden çıkardığı silahı alnıma yasladı. Annemin dudaklarının arasından çığlık dökülürken ağabeyim babamın bileğini tuttu.
''Bırakasın oğul, bu namussuz geberecek!''
Kurduğum planın bana patlayacağını düşünmedim, düşündüm ancak babamın beni öldürme isteğinin bu kadar net olacağından habersizdim. Derin bir nefes alırken ciğerlerim ağrıyla sızladı, kaderime boyun eğerek gözlerimi kapattım. Silahın ucundan çıkacak merminin beni hayattan tamamen koparacağının inancıyla kendimi hazırladım.
''Bav yeter! Bunun tek suçlusu o değildir anlisen? O piç benim bacımın nasıl namusuna göz koyar bav!''
''Öldüreceğim lan hepsini, o konağı onların başına yıkacağım lan!''
Korkuyla babama baktım döktüğü her kelimenin gerçeklik payı vardı.
''Bav yapma, yalvarırım yapma! Kimsenin suçu yok, ben istedim bav!''
''Lan hala konuşisen arsız!'' ağabeyim kolumu kavrayıp beni bir kaç kez sarstı. ''Yürü!'' saçlarıma ellerini dolayıp beni sürüklemeye başladı.
''Nere götüresin?!''
''Bav bu namussuzluğu ya ikiside canıyla öder, yada başka bir yoluyla! Yürü Avşin!''
Beni sürükleyerek konaktan çıkardı boş yollarda götürmeye devam ederken köylülerin şaşkın bakışlarına maruz kalıyordum. ''A-arabayla gitmeyecez mi?'' dedim sesim bir fısıltıdan ibaret çıkarken.
''Görsün!'' diye hırladı. ''Cümle alem senin nasıl bir kepaze olduğunu görsün Avşin! Yaptığın namussuzluktan değil, milletin bakışlarından mı utanisen?! Yürü!''
Tüm ahalinin acıyan bakışlarına maruz kaldım. Oysaki ben bu planın kurbanı olacağımı düşünememiştim, evet dayak yiyeceğimi hatta küfürler işiteceğimi biliyordum fakat bu kadar aşağılanacağımı tahmin bile edemedim.
Bir paçavra gibi Şahmaran konağının önüne atıldım. Ağzımdan salyamla beraber akan kan damlacıkları betonu boyarken halsizce başımı önüme eğdim. Sürüklenmenin etkisiyle ayağımdaki mor renkteki babet ayakkabılarım çıkmış, ayaklarıma cam kırıntıları ve taşlar batmıştı.
Hissizce gri renkteki betona bakmaya devam ederken bir kaç el silah sesiyle irkildim. O kurşunların beynime gireceğini sandım fakat yanıldım. Konağın içinden gelen çığlık sesleriyle başımı kaldırdım.
''Çıkın lan dışarı Şahmaranlar! Bunun hesabını size ödetmezsem şerefsizim lan!'' öfkeden kuduran ağabeyimin deli gibi gürlemesiyle irkildim. Konaktan bir kişi bile dışarı çıkmazken ağabeyim tekrar bağırdı ancak bu sefer suçsuz Dewran'ın ismini haykırdı.
''Çık dışarı Dewran Şahmaran! Size erkekliği öğreteceğim, çıkın lan dışarı!''
''Çıkın lan dışarı ödlek Şahmaranlar!'' ağabeyimin bu cesaretine hayran kaldım diyebilirim. Şahmaranlar konağını tek başına basıp herkese meydan okuyordu ancak onlar ağabeyimi tek kurşunla öldürürlerdi. Korkuyla titredim.
Sonunda çelik kapı açıldı ve içeriden bir kalabalık çıktı. Başımı biraz daha kaldırıp baktığımda ağabeyimin başıma yasladığı silahı görünce midem kasıldı. Beni onların gözü önünde mi öldürecekti?
Şahmaran kardeşler birbirlerine şaşkınca bakarken en küçük oğlan, Rêzan ağaya bakıp kendi aralarında şaşkınca konuştu. Bütün erkekleri teker teker tararken Dewran'ı onların arasında görmediğim için mideme kramplar girdi.
''Ne bu Dîyar ağa?'' Rêzan ağa hiç bir şeyi anlamadan öfkeyle bağırmakla yetindi. ''Aklını mı kaçırdın sen?! Konak basmak nedir lan geri zekalı!''
Bana şaşkınca bakan gözlere tek tek bakarken Hejvin hanım ile kesişti gözlerim. Yüreği ağzında bir şekilde bana bakarken ağabeyim silahını Rêzan ağaya doğrulttu. Rêzan ağanın karısı Rojbin korkuyla çığlık attı ardından kocasının önüne geçti.
''Çekil!'' diye bağırdı ağabeyim. Karı koca ise aralarında birbirlerini ittiriyorlardı. Bir şeyler söylemek istedim ancak dudaklarım uyuştuğu için konuşamıyordum bile.
''Erkeklik, kadınların gözü önünde ev mensubuna silah doğrultmak mı Dîyar ağa?'!'' Rojbin, ağabeyime karşı geldi.
''Ne zamandır kadınların konuşma hakkı vardır Rêzan ağa?! Karını çek gözümün önünden!''
''Karım hakkında düzgün konuş lan! Şadoğlu demem sikerim sülaleni!''
''Derdin ne Şadoğlu?'' bu sefer ortancaları olan Ciwan araya girdi. Bir bana bakıyor birde ağabeyime.
''O namussuzu çağırın buraya! Bu kahpeyi, o namussuzla beraber öldüreceğim!'' dediği anda duyduğum utanç duygusuyla bedenim alev aldı. Yaşlı gözlerle ağabeyimin bacaklarına sarıldım.
''Ağabey yapma ne olursun!'' dudaklarımdan hıçkırıklar dökülürken, ağabeyime korku dolu bakışlarla bakmaya devam ediyordum.
''Lan sen kimi öldürüyorsun it herif!'' Ferzan ağabeyime doğru bir adım atttı ancak silah sesiyle durmak zorunda kaldı.
''O namussuz kardeşiniz Dewran, bacımı hamile bırakmış lan! Bu pisliği temizleyeceğim, ikisini de öldüreceğim.''
Ben Avşin Şadoğlu, Şahmaranlar konağında aşağılandım. Herkesin dudaklarından şaşkınlık nidaları dökülürken, Rêzan ağa tekrar bağırdı.
''Lan sen kimi öldürüyorsun it!'' çıkan silah sesiyle çığlık atarak başımı kaldırdım. Ağabeyimin bacağının hemen kenarından geçen mermiyle yüreğim ağzıma geldi. Kurduğum planın nasıl tehlikeli bir ana dönüştüğünü yeni yeni fark ediyordum.
''Bu pislik temizlenecek lan! Yaşatmam, hiç birinizi yaşatmam. Bir gece uyurken, diri diri yanarsınız duydunuz mu?!''
''Ulan şimdi belanı siktim senin!''
Rêzan ağa elindeki silahını bir kenara atıp ağabeyimin üzerine doğru atılınca çığlık atıp ayağa kalmaya çalıştım. Buna bir son vermek için tüm planımın bir yalandan ibaret olduğunu söyleyecektim ancak ikisi çoktan birbirine girmişti. Benim yüzümden, ah hepsi benim yüzümden.
Hüngür hüngür ağlamaya devam ederken bedenimi saran kolların arasında çırpındım, kimdi beni böylesine korumak için saran kişi? Başımı kaldırıp baktım bir erkek bekliyordum ancak kadındı. Rojbin Şahmaran korkuyla beni kendi bedenine sardı. Küçük bir çocuğu aile içindeki şiddetten korumaya çalışan anne merhametiyle sardı beni.
''Ayrılın lan!'' yükselen silah sesleriyle tüm bedenimi daha çok sarmaladı. Ortalık mahşer alanına dönerken kimin kime ne yaptığını göremiyordum çünkü beni saran kızcağız görme yetimi engelliyordu.
''Bırak o kahpeyi! Bugün namusumuz temizlenecek, ikisini de mezara göndereceğim!'' benden daha çok Rojbin korkmuştu sanki. Ağabeyimin dedikleriyle onun bedeni titremesine rağmen beni bırakmadı.
''Bu hükmü vermek sana yakışmaz Dîyar ağa! Hüküm verecek birileri varsa onlarda bellidir. Şimdi akıllı olasın, alasın bacını götüresin!''
''Hüküm istemem, o şerefsiz kardeşini öldüreceğim Azad ağa!''
Saniyeler sonrasında beni tutan kadının kolları arasından öfkeyle çekildim. Ağabeyimin bana bir kez daha vuracağını düşünürken görüş açıma giren tanıdık çehre ile yutkundum.
''Doğruyu söylesene lan, Dewran ile beraber değildim desene!'' suratıma tükürürcesine haykırırken bana bu denli bağırması zoruma gitti.
''Dewran bırak kızı!''
''Yenge karışma! Bu kız yalan söylüyor, ben bu kıza bırakın elimi sürmeyi yan gözle bile bakmam!'' halbuki bana dün ne güzel bakmıştın Dewran Şahmaran. O güzel gece karası gözlerini neden benim üzerimden çekememiştin?
''Yalan söylüyorsun!'' dedim gözlerimdeki sıcak yaşlar alev alan yanaklarımdan aşağı süzülürken. ''Senden hamileyim, kendini korumak için yalan söylüyorsun! Bu bebeği ben tek başıma yapmadım duydun mu?!''
Özür dilerim, özür dilerim, ah ben aptalın önde gideniyim.
''Lan yalan söyleme! Ben sana elimi sürmedim, kızım ne istiyorsun lan benden?!'' beni öyle sert kaldırdı ki yerden, kollarımın kopacağını sandım. Beni sürükleye sürükleye ağabeyimin yanına götürdü.
''Lan it! Kabullensene lan, hamile bıraktığını kabullensene!''
''Şerefsiz! Yapsam kabullenirim, yapmadım diyorum lan!''
Halsiz bedenimle yerde oturmaya devam ettim. Artık her şeyden soyutlanmış bir şekilde hissizce etrafıma bakınırken Dewran'ın öfkeli gözlerinin üzerimde gezindiğini gördüm. Belinden çıkardığı silahıyla ağabeyimin omzunu hedef alırken artık yapmayın diyecek gücüm kalmadı.
Araba sesleri duyduğumda başımı çevirip konağın önünde duran sayısız araçlara baktım. Hepsinin içinden adamlarımız çıkarken dedem bastonuna tutunarak dışarı çıkmıştı. Onu burada görmemle başımdan aşağı kaynar sular döküldü, neden gelmişti? Annemle yaptığı planlar hayatımı mahvetmek için yetmemiş miydi?
Rêzan ağa kendi ailesine dönüp onların içeri girmesi için bağırırken Hejvin hanım bir bana baktı birde Dewran'a.
''Ne yaptın Dewran?! Ne yaptın sen?! Yaktın bizi oğul!'' gözyaşları dökerek konağın içine girdi.
Dewran'ın tiksinen bakışlarına sadece acıyla karşılık verirken ağabeyim dedemin yanına gitti. Dewran ise yüzüme doğru eğilip tükürdü. Dün gözleriyle beni etkisi altına alan adam bugün yüzüme öfkeyle tükürüyordu.
''Ben seninle birlikte olmadım!'' dedi, bakışları kin doluyken kalbim acıyla sıkıştı. ''Seni altıma almadım lan! Niye yalan söylüyorsun kızım?! Derdin ne senin?'' o bana delicesine bağırırken gözlerimi kaçırdım.
''Hatırlamıyorsun...'' diye fısıldadım onu yalanıma inandırmaya çalışırken.
''Birlikte olduğum kadınları dün gibi hatırlıyorum Avşin Şadoğlu.'' diye fısıldadı. ''Ama onların arasında senin kadar çirkin bir kadın yoktu, asla olamaz!'' sözleriyle beni yıkarken, onu birisi çekti.
''Ne diyorsun oğlum sen?!'' en büyükleri olan Azad Şahmaran çatık kaşlarıyla kardeşine bakıyordu. ''Kız yalan mı söylüyor piç?! Demek ki yapmışsın hatırlamıyorsun!'' öfkeyle burnundan soluyordu.
''Sende mi inanmıyorsun ağabey? Yalan söylüyor, bu kadın yalan söylüyor! Lan nasıl bir şeyin içine düştüm ben amına koyayım!'' Dewran yaşadıklarına inanamıyormuş gibi bir ileri bir geri atılırken, ağabeyim ve dedem geldi yanımıza.
''Bu pislik temizlenecek Azad ağa.'' dedemin öfke kusan gözleri bendeyken Azad Şahmaran ile konuştu.
''Ben kardeşimi size yedirtmem Şadoğulları!'' Azad ağabey öfkeyle dedeme baktı.
Dedem ise kararmış gözleriyle belindeki silahı çıkarıp Dewran'a nişan aldı. ''Avşin'in yanına çök!'' Dewran yaşadıklarına inanamıyormuş gibi şaşkınca bakarken dedemin ayaklarına kapandım.
''Dede yapma!'' dedim ağlayarak. ''Tamam, beni vur dede ama onu vurma! Onun hiç bir suçu yoktu, ondan ben faydal-'' karnıma yediğim tekmeyle öksürdüm.
''Namussuz!'' diye öfkeyle bağırırken, Dewran dedemi geriye doğru ittirdi ardından yanıma oturdu.
''Vur lan ihtiyar!''
Dedemin gözü dönmüş olmalıydı. Silahını hazır hale getirip önce benim alnıma getirirken ağabeyim dedemin elindeki silahı kaptı.
''Bu namusun temizlenmesi için tek bir yol vardır.'' diye hırladı Azad ağabeye bakarak. ''Berdel!''
Ağabeyimin dudaklarının arasından dökülen kelimeyle dünyam başıma yıkıldı. Berdel istiyordu, hayır olamaz! Ağabeyim, Morîşîn'e sevdalı olmasına rağmen beni kurtarmak için berdel istiyordu.
Sadece beni kurtarmak için değil.
Gözlerindeki cehennem ateşini görünce ürktüm. Şahmaranlardan kız alacak böylelikle onlardan aklınca intikam alacaktı. Beni onlara verecekti fakat karşılığında kız alacaktı.
''Bacılarımı vermem lan size!'' yanımdan gelen gür sesle yutkundum. ''Öldürün lan, sıkın lan kafamıza!''
''Hop!'' dedi Azad ağabey Dewran'a bakarak. ''Bizim kanımızı öldürmek o kadar kolay mı Dewran Şahmaran! Adamın kanını kuruturuz!''
Dedem bu sözün üzerine yutkundu ardından geri çekildi. ''Madem kanınızı öldürmek kolay değil o halde bize kanınızdan birini vereceksiniz Azad ağa.'' diye bariton sesiyle konuştu. Azad ağabey çaresizce boş bakışlarla bakarken, başka çaresi yoktu.
''Bacımın kılına zarar gelirse...''
''Bacın bizim kızımız olacak Azad Şahmaran.''
''Ağabey saçmalama!''
Dewran hızla ayağa kalkıp Azad ağabeyin omuzlarını sarstı. ''İkisini de vermem! Ağabey, sakın! Bırak öldürsünler, ben ölmeye razıyım. Bu kadınla evlenmektense...''
''Bacım hakkında düzgün konuş Dewran Şhamaran! O kadın senin piçini taşıyor!''
''Bacın bana iftira atıyor Şadoğlu! Bunu er yada geç göreceksin.'' Dewran kendinden emin bir şekilde başını aşağı yukarı sallarken Azad ağabey bana baktı.
Ağabeyim hızlı adımlarla Şahmaran konağının kapısına gitti ardından yumruklar attı. Kendinden emin bir şekilde bekledi ancak kapı açılmayınca tekrar yumruklarını savurdu.
Kapı saniyeler sonra açıldığında Rojbin şaşkın bakışlarla ağabeyima bakınırken arkasında Heja vardı.
''Çekilesin karımın önünden!'' demesiyle herkesin ağzından şaşkınlık nidaları çıktı.
Dewran koşar adımlarla ağabeyimin sırtından çekip ona yumruk attı. Hızla ayağa kalkıp oraya doğru gitmek için çabaladım ancak bedenimdeki sızı buna engel oluyordu. Dedem karnıma öyle sert tekme atmıştı ki, bacaklarıma kramplar giriyordu.
''Bacımı alamazsın lan burdan! Siktir git, bacını al konağımın önünden!'' Dewran öfkeyle bağırıyor aynı zamanda yumruk atmaya devam ediyordu.
''Hüküm verildi Dewran ağa! Bundan sonra bacın, benim namusumdur!''
''O senin eşyan değil!'' diye çıkıştı Rojbin Şahmaran görümcesini korumak istercesine fakat herkesi şaşırtan sözler Heja'nın dudaklarından çıktı.
''Dîyar ağa doğru söyler!''
''Sen ne dediğinin farkında mısın Heja?! Beni çıldırtma, içeri gir.'' kardeşlerden küçük olan Ferzan Şahmaran öfkeyle kardeşine baktı.
''Başka ne türlü halledeceksiniz ha?! Dewran ağabey ve o kızın yaşaması için dua mı edelim?! Bu artık kan davasına döner!''
Ortalık tekrar alev alırken tekrar ayağa kalktım. Ağabeyimi ve dedemi alıp bu konağın önünden gitmek istiyordum ancak dönen başım her şeye engel oluyordu.
''Ağabey...'' fısıltım fazlasıyla küçük çıkarken bedenimi ayakta tutamadım.
Bugün o kadar çok hırpalanmış ve ağlamıştım ki artık gücüm kalmamıştı. Lakin yaşanılan her şeyin tek sorumlusu bendim. Herkesin düzenini bozan tek kişi bendim. Bundan şikayetçi olamazdım, yaşadığım her şeyi hak ettim. Gözlerimin önü gittikçe kararırken bedenim yere doğru halsizce savruldu.