İhanet

1604 Words
Bütün gece uyuyamadım gözüme bir gram uyku girmedi. Sağıma döndüm soluma döndüm kendimi kurtarmak için bir şeyler düşünmeye çalıştım ancak beynim çok yorulmuştu. Gözlerim uykusuzluktan ağrırken aklıma giren şeytanı reddedemedim. Şeytanın aklına uyarak sabahın erken saatinde konaktaki kimseye gözükmeden evden çıktım. Merkeze kadar tek başıma çıkıp deli gibi eczane aradım ve sonunda açık bir eczane buldum. Soluk soluğa kalmış bir şekilde kendimi eczaneden içeri attım. Eczacılar beni hemen tanıdığında yüzlerinde gülümseme belirdi. ''Avşin hanım hoş geldiniz.'' dedi kadın eczacı ancak ona cevap veremeyecek kadar yorgundum. Başımı aşağı yukarı sallayıp derin nefesler aldım. ''Gebelik testi istiyorum.'' dedim tek nefeste. Eczacı ilk başta bana anlamadan bakınca tekrar ettim. ''Kendim için gebelik testi istiyorum, üç adet!'' bu sefer sert tonda söyleyince bana şaşkınca bakmaya devam etti. Çekmeceden çıkardığı gebelik testlerini bana doğru ittirdiğinde cüzdanımdan çıkardığım iki yüzü camın üzerine bırakıp kutuyu elime aldım. Cebimden çıkardığım peçeyi yüzümün gözükmemesi için taktım ardından bu sefer adımlarımı hastaneye doğru yönelttim. Hastanenin içine girdiğim an kadın hastalıkları ve polikliniğini buldum. Sandalyelerde oturan onlarca kadında göz gezdirirken karnı burnunda bir kadını gördüm. İşte bana yardım edecek kadın oradaydı. Elimi karnıma koyup hiç bir şey yokmuş gibi yanındaki boş sandalyeye oturdum. ''Kaç aylık hamilesiniz?'' ses tonumu biraz daha incelterek konuştuğumda bana bakıp gülümsedi. ''Yedi aylık hamileyim.'' başımı aşağı yukarı salladım. ''Sizden bir ricam olacak.'' kaşlarını çattı. ''Ne ricası?'' dediğimde cebimdeki gebelik testlerini çıkarıp avucunun üzerine bıraktım. ''Bu gebelik testini yapıp bana vermenizi istiyorum.'' kaşlarını kaldırarak bana ifadesizce baktı ardından testi bana uzattı. ''Ne diyorsunuz hanım efendi?'' sesi yüksek çıktığında mavi gözlerimi irileştirip kaşlarımı çattım. ''Bunun karşılığında size...'' cebimden çıkardığım bezi avucuna bıraktım. ''Bunu vereceğim.'' Avucuna bıraktığım beze anlamsızca baktı. Bezi hafifçe araladığında ortaya çıkan bir avuç dolusu altın ile nefesini tutup gözlerini irileştirdi. Etrafına bakıp hızla bezi kapattı ardından avucunda sakladı. ''Neden böyle bir şeyi istiyorsunuz?'' dediğinde yüzüne yaklaştım. ''Eğer teklifimi kabul ederseniz kim olduğumu göreceksiniz. Şimdi kararınızı söyleyin bu testi yapacak mısınız?'' kadın kuşkuyla altınlara baktı tekrardan. ''Ne amaçla bunu bana yaptırdığınızı anlamıyorum fakat bu altınlar sahte çıkarsa...'' ''Testi yapacak mısınız?!'' diye tısladığımda yutkundu. Avucunun içindeki altınlara bakarak başını aşağı yukarı salladı ardından bezi çantasına attı. Gebelik testleriyle birlikte ayağa kalktığında bende onun peşinden gittim. Girdiğimiz lavaboda onun testleri yapmasını beklerken ellerim ayaklarım titriyordu. Her şeyi göze almıştım özellikle yiyeceğim sayısız sebepsiz dayakları. Biliyorum risk aldım, belki bu testleri gördükten sonra beni tek bir kurşunla hayattan koparırlar ancak o ihtiyar adama varmaktansa ölmeyi yeğlerim. Kadın tuvaletten çıkıp gebelik testlerini kutusuyla bana uzattı. Yüzümdeki peçeyi kaldırdığım an irileştirdiği kahveleriyle bana bakarken titrediğini gördüm. ''Avşin hanım ağam.'' başını hızla aşağı doğru eğdi. ''Şimdi o altınların sahte çıkacağını düşünüyor musun?'' ''H-Hayır.'' diye fısıldadı. ''Eğer bu gebelik testlerini yaptığını bir yerde konuştuğunu duyarsam seni bulurum. İstersen yerin dibine gir ama yinede bulurum seni, duydun mu beni?'' dedim ürkütücü ses tonuyla. ''B-Başım derde girmez değil mi hanım ağam?'' ''Sen birine bir şey demezsen başın derde girmez ama eğer birinden bu aramızda geçen şeylerden bahsettiğini duyarım... İşte o zaman başın derde girer.'' korkuyla başını aşağı yukarı salladı. ''Allah razı olsun hanım.'' Peçemi tekrar takarak hastaneden çıktım. Hastanenin önünden geçen taksiyi durdurup bindim saniyeler sonra konağın önünde indim. Seri adımlarla kapının önüne geldim elimdeki anahtarla çelik kapıyı ittirip konağın içine göz attım. Konaktaki sakinliği görünce kimsenin uyanmadığını anladım. Derin bir nefes alarak içeri girdim ardından sessizce kapıyı kapatıp ayakkabılarımı çıkardım. Konaktaki herkes uyandığı an planımı devreye sokacaktım böylece kendimi kurtaracaktım. Koridorda dolanıp merdivenlere yöneleceğim sırada ağabeyimin sesiyle olduğum yerde korkudan sıçradım. ''Avşin?'' korkuyla arkamı döndüm. Bana şüpheli bakışlarla bakarken korkuyla yutkundum. Ağabeyimden bu kadar korkarken ben nasıl planımı devreye sokacaktım? Ondan bir o kadar korkarken, bir o kadarda seviyordum. Kurduğum bu planın sonunda hem mahvolacaktı hemde bana öfkelenecekti. ''E-Efendim ağabey?'' ''Nereden gelisen sabahın köründe.'' yutkunarak arkamda sakladığım gebelik testlerini avuçlarımın içinde sıktım. ''Uyuyamadım ağabey, hava almak istedim.'' dedim titreyen sesimle. ''Avşin bir şey mi saklisen sen?'' demesiyle karnıma ağrılar geldi. Allahım ne olursun bana yardım et. Ağabeyimin tepkisinden o kadar çok korkuyordum ki her an yaptığım plandan vazgeçecek hale gelmiştim. Ben bu gebelik testlerine nasıl benim diyecektim? Kendimi kurtarıyor muydum yoksa kendime bir cehennem mi yaratıyordum? ''Yok ağabey.'' ''Betin benzin atmış Avşin, bir şey mi oldu?'' başımı hiddetle sağa sola salladım. ''Yok ağabey ne saklayacağım Allah aşkına?'' diye sinirle söylendim. ''İyi.'' dedi ardından kuşkuyla bana bakmaya devam etti. Odama gitmek için onun gitmesini beklerken içimden geçenleri duymuş gibi yanımdan ayrıldı. Koşar adımlarla kendimi odama atıp kapıya yaslandım. Elimdeki gebelik testlerini masanın üzerine bırakıp kendime gelmek için derin nefesler alıp durdum. Ağabeyimin bir anda karşıma çıkması birde beni sorguya çeker gibi kapana sıkıştırmasıyla neredeyse korkudan idrarımı bile tutamayacak hale gelmiştim. Yemin ederim bir an bayılacağımı sandım ama zar zor ayakta durmaya çalıştım. Yatağıma oturup kendime bir süre dinlenmem için vakit ayırdım. Çok değil yaklaşık iki saat sonra yaptığım planı devreye sokacak konağı birbirine katacaktım. Şimdiden kendimi göreceğim bütün dayaklara, küfürlere alıştırdım. Bu gebelik testini babamın görmesini sağlayacaktım. Lavaboya girip bu testleri çöp kovasına atacaktım kapağını ise babamın görmesi için yarım bir şekilde açık bırakacaktım. Böylelikle babam bu gebelik testlerini alacak salona girecekti. Anneme soracaktı fakat annemden ses çıkmayınca tüm gözler benim üzerime çevrilecekti. Babam bana öfkeyle bakarken bir anda ağlama krizlerine girip ayaklarına kapanacaktım. Sonrasında ise güzel bir dayak yiyecek ardından küfürler işitecektim. Attığı dayaklardan sonra soracak bana, 'Kimden?!' diye bağıracak suratıma karşı. Vereceğim isim ile her şey kan davasına dönüşecek. Bizim buralarda birinin namusunu kirletirsen bunun bedelini ya canınla ödersin ya da karşılığında bir şey vermekle ödersin. Şahmaran ailesini çok iyi biliyorum, Urfa'nın en köklü ailelerinden birileridir onlar. Biz ise onlardan sonraki sıradayız. Her ne kadar ikinci sırada olsak bile bizde onlar kadar herkesten üstünüz ve söz sahibimiz var. Bizde güçlüyüz evet, kalabalığız ancak Şahmaran aşireti bu konuda bizi ezer geçer bizden bir iz bile bırakmazdı geriye. Bu yüzden planıma onlardan başka birini dahil edemezdim. Onları dahil etmekte mecburdum. Tehlikeli sularda yüzdüğümün, kendime bir cehennem yarattığımın farkındayım. Cehennemim hazır olduğunda ise adım adım gideceğim ve ateşin içine atacağım kendimi. Dün bakıştığım adam aramızdaki o kadar mesafeye rağmen bir bakışıyla nefesimi kesti. Yaptığımın ne kadar yanlış olduğunun farkındayım, belki Ciwan Şahmaran'ı seçebilirdim ancak Dewran Şahmaran ile bakıştığım anda bir şeyler hissettim. Onun bana hak vereceğini, benimle sırdaş olabileceğini düşündüm. Elli yaşındaki dayım dediğim ihtiyarla evlenemezdim, Şahmaran ailesinden başka çarem yoktu. Bir ihtiyarın koynunda çürüyemezdim, dayım dediğim adama bir gün sonra kocam diyemezdim, onun koynuna giremezdim. ''Affet beni Morîşîn.'' Ben alçak bir insandım, en yakın arkadaşının sevdiği insana kocam diyecek kadar kötü kalpli. Morîşîn bunları öğrendiğinde büyük ihtimalle üzülmekten beter olacak, dünyası başına yıkılacaktı. En güvendiği insan tarafından sırtına bıçak darbesi yediğine inanamayacaktı. Benden nefret edecekti. Ne dersem diyeyim kendimi savunamam, ben iyi bir insanım diyemem ve hiç bir şey olmamış gibi insanların yüzüne gülemem. Ben alçak bir insanım, evet bunu kesinlikle kabulleniyorum. Düşüncelerimle boğuşmaya devam ederken şakaklarımdan saç diplerime doğru giden göz yaşlarımdan bile habersizdim. Duyduğum utançla bedenim alev alırken ağlayışlarım hıçkırıklara dönüştü. Hayır, ağlayamazdım. Yapacağım onca kötülükten sonra birde masum gibi ağlayacak mıydım? Başımı sağa sola sallayıp yatağımdan kalktım. Akan göz yaşlarımı silerek ruhsuzca masanın üzerinde duran gebelik testlerini aldım ve odamdan dışarı çıktım. Tahmin ettiğim gibi kahvaltı masası hazırlanırken babam ve annem masada konuşuyorlardı. Tam zamanı olduğunu düşünerek lavaboya girip kapıyı kilitledim. Cebimden çıkardığım gebelik testleri pozitifi gösterirken titreyen ellerimle çöp kovasının içine attım. Kalbimde hissettiğim ağrıyla elimi göğsüme koyup duvara tutundum. Derin soluklar alıp veriyor kendime gelmeye çalışıyordum. Yaşadığım korku yüzünden başım dönüyor ellerim ayaklarımda uyuşma meydana geliyordu. Allahım sen bana yardım et. Sendeleyerek banyodan çıktım hiç bir şey yokmuş gibi çıktım bedenimi dik tutarak salona doğru yürürken ağabeyim yanımdan geçti. Ellerimi yumruk halinde sıkarak arkasından baktım ve banyoya girdiğini görmemle daha çok korktum. Annem ile babam kahvaltılarına çoktan başlamışken boş sandalyeye oturup bekledim. Kahvaltı yapacak iştah kalmamıştı ne yiyecektim ki? Derin nefesler alıp gözlerimi kapattım. Bütün ihtimalleri değerlendirip her şeye karşı hazır oldum kendimi. Adım sesleriyle gözlerimi araladım ve bingo! Ağabeyim elinde tuttuğu gebelik testleriyle önce bana sonrasında anneme baktı. '’Bav siz şaka yapisiz?” Babam başını kaldırıp ne oluyor dercesine ağabeyime baktı. Annemde aynı şekilde bakarken ağabeyimin ne demek istediğini daha algılayamadılar. “Ne disen oğul?” dedi annem şaşkınca. “Yadê ben kardeş istemiyem, otuz yaşındayım lo!” “Dîyar ne disen?” dedi babam tekrar. Ağabeyim elindeki gebelik testlerini masaya bırakınca annem ağzındaki çayı püskürttü. Babam ise “Çöş!” diye bağırdı. “Bunlar kimin?!” annem hızla yerinden kalktığında sandalyesi geriye doğru düştü. “Yadê dalga mı geçisen? Bende saa soriyim.” “Bunlar benim değil oğul!” Gözlerimi sıkı sıkıya kapattım, uzun bir sessizlik yaşanırken arka arkaya korkuyla yutkundum. Babamın görmesini isterken ağabeyim görmüştü. “Avşin?” ağabeyimin ağzından ismimi duyunda gözlerimi yavaşça açıp yüzüne baktım. “Avşin sakın!” dedi öfkeyle. “A-ağabey… B-ben…” o kadar korkuyordum ki, bile isteye kekelemiyordum. “Avşin sakın!” dedi tekrar ederek. “Lan Avşin!” babam öfkeyle masaya vurdu. “Avşin bacım yanlış düşünüyorum değil mi? Söyle lan, hayır desene!” diye gürledi. “Kızım konuşsana lan, bana ait değil desene! Avşin, konuşsana lan konuş!” “Namussuz!” babam öfkeyle bağırırken ağabeyimin saçıma yapışmasıyla gür bir çığlık attım. “Kimden peydahladın lan?! Kimden peydahladın söyle! Kimin altına yattın Avşin?!” “B-Ben…” gözlerim korkuyla doldu, bacaklarımı hissedemiyordum. “Bu sabah o piçin yanından geldin değil mi?! Kızım konuş, kimden peydahladın bu çocuğu Avşin! Yeminim olsun cevap vermezsen bütün Urfa’yı kapının önüne dizerim. Söylesene lan!” öfkeden gözü dönen ağabeyimin suratına acıyla baktım. Saçlarımı öyle bir kavramıştı ki, kopan saç tellerimi bile hissediyordum. İç çamaşırımda hissettiğim ıslaklık, korktuğumdan dolayı altıma kaçırdığımın belirtisiydi. Gözlerimden yaşlar akarken ağabeyim bu sefer çenemi sertçe kavrayıp saçlarımı bir tur daha çekti. “Söyle Avşin! Bav bırak, öldüreceğim bu kızı! Avşin çıldırtma beni, söyle lan artık!” “D-Dewran…” dedim korkuyla yutkunup. “D-Dewran Şahmaran.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD