9.BÖLÜM

952 Words
Ondan sevgilisi olmamı isteyecek kadar alçak bir kişiliği vardı. Umurumda değildi. Tamam, birazcık umurumdaydı fakat neden umursadığıma anlam vermek zorunluluğundaydım. "Şimdi düş önüme." dediğini yaparak önünden yürümeye başladım. Dış kapının önüne geldiğimizde kolumu tutarak diğer eliyle kapıyı açtı. Soğuk hava tenimi yalarken tüylerimin diken diken olduğunu hissettim. Sadece hissettim. Kolumu tutan elleri canımı yakmasa da tutuşu sertti. Resmen şuan onunla birlikte dipsiz bir kuyunun dibinde sürükleniyordum. "Bin." diyerek çenesinin ucuyla on koltuğu gösterdi. Daha fazla sinirlendirmeden dediğini yapacağımı sansa da yapmadım. Arkamı dönerek hızlı bir şekilde ormanın içine daldım. Evet kaçış yöntemim buydu. Gideceğimiz yerin neresi olduğunu bilmediğim için kaçmam pek kolay olmazdı. Ormanlık alana dalar dalmaz gökyüzünün siyah kasvetli havası gözlerimi kamaştırdı. Hiçbir şey görememek bu denli kötü müydü yoksa ben ileride bana doğru gelen birisini mi görüyordum emin değildim. Fakat siyah görünümlü bir şey bana doğru yaklaştıkça ben geri adım atıyordum. Aramızda neredeyse dört beş adım kala durduğunda karşımda Giray'dan başka birisini görünce kaşlarım istemsizce daha çok çatıldı. İçimden lütfen sarhoş olmasın! diyerek yalvarsam da dışa yansıtmamak için kendimi sıkıyordum. "Şişt!" diyerek adam ellerini dudaklarına götürdü. "Sessiz ol seni bulacak!" Kaşlarım daha çok çatılırken adama baktım. Siyah bir penye ve siyah bir kot pantolona ayağında siyah ayakkabıları birbirine uydurmuştu. "Sende kimsin?" dediğimde çalıların arasından gelen sesle irkildim. "Esin!" diyen ses kulaklarımı doldurunca kalbime inen korkuyla birlikte olduğum yere çakıldım. Beni bulması isteyeceğin son şeydi. Beni bulup, tekrar hırpalamasını istemiyordum. "Esin saklambaç oynayacak yaşta değiliz." gözlerimi devirdim. Ben senden kurtulmak için saklanıyorum zaten aptal herif! "Bak ortaya çıkarsan istediğini yapacağım!" dediğinde çıkmak istesemde bileğime yapışan eller buna engel oldu. "Bırak." diyerek fısıldadı karşımdaki iri cüsseli adam. "Anın tadını çıkar." Onaylamaz anlamda salladım kafamı. Karşımdaki adama güvenmiyordum. Nedense Giray bana bu adama karşı daha güvenli hissettiriyordu. Adam ellerini bileklerime koyduğunda şimşek hızıyla çekti. "Nesin sen böyle?" "Aptal mısın?" dediğimde yutkundu. Çenesinin aşağısında başlayan boynundaki oyuntu kafasını geri kaldırmasıyla dikkatimi dağıttı. "Aç kurt Giray'ın küçüğünün tadına bakmak istiyor." Bedeninizin uyuşması ya da bütün dünyadaki varlıklardan soyutlaşmanız mümkün müydü? Şuan öyle hissediyordum. Hiçbir şey yokmuş ve karşımdaki adamla ben varmışız gibi. Bu denli soğukkanlılıkla söylemişti 'tadına bakmak istiyorum' diye. Mantığım kaçmam için yalvarırken, ben ayaklarım sanki yere mühürlenmiş gibi olduğum yerde duruyordum. "Ne saçmalıyorsun?" diyebileceğim tek şey buydu sanırım. Ona fazla yakındım ve beni yiyecekmiş gibi bakan adam fazlasıyla ürkütücüydü. Mantığım virüs bulaşan bir bilgisayar gibi çökerken anti-virüs programı yüklemek en iyisiydi. O, adama karşı bir kalkan oluşturmalı ve gereğini yapmalıydım. "Anlamamana şaşmamalı." diyerek bana doğru bir adım attı. Parçaları dökülmüş duvarların diğer kısımları tek tek dökülürken adam bana daha çok yaklaştı. Arkamdaki duvarlar tek tek yıkılmaya başlarken kendimi birinci dünya savaşında gibi hissettim. Adamın adımları o kadar yavaştı ki tüylerimin ürpermesine yetmişti. Ondan korkmuyordum fakat güvenli olmadığını hissettiren bir şeyler vardı içimde. Sanki negatif elektrikler bütün üzerime toplanmış ve bir araya gelerek manyetik bir kuvvet oluşturmuştu. Elime tutan adam sanki bir şey çarpmış gibi elini hemen geri çekti. Adam yüzünü buruşturarak korkuyla bana baktığında ne olduğunu anlamadım. "Siktir!" diyerek tısladı adam bir yandan da elini tutmaya devam etti. "Nesin sen böyle!" Şaşkın bakışlarım elimle adam arasında giderken açık olan ellerimi yumruk yaptım. Ellerimi açtığımda avuç içimde parlayan beyazımsı elektrik akımı bayılmama sebep olacaktı neredeyse. Elimde parlayan metalimsi elektrikler manyetik akım oluşturmuş gibi birbirine çarpmaya devam etti. Hepsi bir arada toplandığında bir şey olmaması için ellerimi sıktım. "Ben n-ne olduğunu bilmiyorum." diyerek şaşkın bakışlarımı adama çevirdim. Başını inanamıyormuşcasına salladıktan sonra elini üflemeye başladı. Vücudumda elektrik akımının dolaştığına hala inanamıyordum. Karanlık hava dolunayın parlamasıyla etrafa saçıldığında ayağıma dolaşan elektrik akımının toprağa doluştuğunu hissettim. Ben şimdi elektrik saçan bir kız olmuştum. "Esin!" diyen ses ormanda yankılanarak tiz bir etkiyle kulaklarıma doluştu. Ne yapacağımı bilemez halde şaşkın bir şekilde bir şeyler yapmayı hedeflesem de bir şey bulamayınca vücudumda dolaşan elektrik akımını umursamadan sesin geldiği tarafa yürüdüm. Ayaklarımın altında hışırtı sesleri çıkaran yapraklar sadece ürkmeme sebep oluyordu. Hayatın bana oynadığı oyunlar yetmezmiş gibi birde bu çıkmıştı başıma. İnsanlardan nasıl gizleyeceğim konusunda bir şey bulmak o kadar zordu ki birisinin bana dokunduğunda çarpılma düşüncesi kahrolmama sebep oluyordu. İnsanlar artık bana sarılamayacak yada tokalaşamayacaktı. Dokundukları zaman vücuduna giren yüksek doz elektrik ölümlerine sebep olacaktı. Bir bakımdan mda iyiydi. En azından bana beni yiyecekmiş gibi bakan insanlar artık dokunamayacaklardı. Buna seviniyordum beni seven birileri olmadığı için dokunacaklarını da sanmıyordum. "Buradayım." diyerek ileriden bana doğru gelen Giray'ı görünce içimi kaplayan hüzünle ağlamak istedim bir an. "Lanet olsun, neden kaçıyorsun!" derken sesindeki kızgınlık tonu yükselmişti. Ağlamak istiyordum. Bana yaklaştıkça ağlamak istiyordum. Onun ölümüne sebep olmak istemiyordum. "Yaklaşma!" diyerek ses tonumu arttırdım. Daha çok kızgın çıkmasını umut ederken sesimdeki çatlaklık kendini belli etmişti. "Neden, korkuyor musun yoksa?" dediğinde damaklarımı ısırdım. Senin benim yüzümden ölmenden korkuyorum aptal, vücudumda dolaşan elektrik akımı var ve sen bunu bilmesen de bana yaklaşıyorsun Giray, yaklaşma! "Giray lütfen, yaklaşma." derken sesimdeki çaresizliği bariz bir şekilde belli etmiştim. Özel gücümün olduğu kanısına varamazken Giray'ı öldürme düşüncesi beni mahvederdi. "Yaklaşmamam için bir sebep söyle sonuçta elimden kaçtın değil mi?" başımla onu onayladım. Evet, elinden kaçmıştım fakat nereden bilebilirdim ki özel gücümün olduğunu. "Giray lütfen, evde azarlarsın ama şimdi değil lütfen." diyerek yalvaran bakışlarımı ona yolladım. Bana dokunmamalıydı, bana dokunduğu zaman ölecekti. Giray, beni umursamadan bana doğru yaklaşmaya başladı. Bana yaklaşmasını istemiyordum. Onun benim elektrik akımım altında ölmesini gözlerimin önünde görmek istemiyordum. Israrla adımlarımı geriye doğru attım. Bana daha çok yaklaştı ve yaklaştı... Tam önümde, nefeslerimiz birbirine karışacak şekilde durdu ve ilgi odağı kahverengi gözlerim oldu. "Gece olduğunda acılar artar küçük hanım, çünkü geceler korkunun ta kendisidir." kelimeler sessizce dudaklarından dökülürken elektrik akımının vücudumda dolanışını tekrar hissettim. O kadar yoğun bir enerji vardı ki üzerimde, bir anda havanın bozmasını sağlayacak kadar güçlüydü. "Giray, ölmeni istemiyorum." derken sesim yine gereğinden fazla kırık çıkmıştı. Bakışları dondu, kaşları çatıldı ve bana doğru yaklaştı. Yaklaştıkça geri kaçtım ondan. Ölmesini istemiyordum, kimsenin benim yüzümden ölmesini istemiyordum. Bunu kaldıramazdım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD