"Cihan..." diye fısıldadı. Sesi heyecandan çatallanmıştı. "Cihan, uyan!" Cihan, sanki bir baskına uyanıyormuş gibi irkilerek gözlerini açtı. Eli gayriihtiyari beline gitti ama karşısında Ayşe’nin ışıldayan yüzünü görünce duruldu. "Ne oldu? Bir yerin mi ağrıyor?" "Gel, çabuk gel," dedi Ayşe, kocasının elini tutup hızla karnının üzerine yerleştirdi. "Bekle... Kıpırdama." Cihan nefesini tuttu. Koca gövdesiyle Ayşe’nin önünde diz çöktü. Birkaç saniye geçti, sonra o küçük, mucizevi darbe Cihan’ın avucuna vurdu. Cihan’ın gözleri fal taşı gibi açıldı. Sert yüz hatları bir anda gevşedi, dudakları titredi. "Vurdu..." dedi Cihan, inanamayarak. "Ayşe, resmen elime vurdu!" "Sana 'günaydın' diyor," dedi Ayşe, gülerek gözyaşlarını sildi. Cihan, alnını Ayşe’nin karnına yasladı. "Buradayım aslanım.

