Ayşe sabah gözlerini açtığında bir an nerede olduğunu hatırlayamadı. Yüksek tavanlı, taş duvarlı bu oda ona hala yabancı geliyordu. Ama hemen yanında Cihan’ın ağır nefesini duydu, başını yana çevirdiğinde onu izleyen koyu renkli gözlerle karşılaştı. Cihan ellerini yastığa dayamış, bütün gece uyanık kalmış gibiydi. “Uyandın,” dedi kısık bir sesle. Ayşe yutkundu. “Sen… hiç uyumadın mı?” Cihan gözlerini ondan ayırmadı. “Seni korumak varken nasıl uyuyabilirim?” Ayşe’nin göğsü sıkıştı. O kadar sert, o kadar soğuk bir adamken böyle cümleler kurması onu darmadağın ediyordu. Cihan parmaklarıyla saçlarını taradı, başını eğip yanağını öptü. “Bundan sonra burası bizim yerimiz,” dedi. “Kimse yaklaşamayacak.” Ayşe başını salladı ama bir anda yüzüne düşen gölgeyi saklayamadı. “Cihan… ben… ail

