"Boynumda kalınca bir tasma... Tasmanın bağlı olduğu zincir. Zincirin ucu Aslan Bey'in elinde. Çektikçe çekiyordu boynumun kızardığına aldırmadan. Bir silüet yaklaşıp zinciri elinden aldığında boğazımı daha da sıkmaya başladı. Kapkara gölgenin sahibi... Kulaklarımda sesini yankılatıyordu: "Bunlar... İyi günlerin." Bariz bir şekilde bu kişinin Tunç olduğunu görebiliyordum. Aslan Bey onun omzunu sıvazlarken çömeldiğim yerden ayağa kalkmak istedim. Bütün çekiştirmelere rağmen tabanlarım nihayet yere değmişti. "Otur!" Sözüne itaat etmemenin verdiği haz bütün bedenimde yayılıyordu. Aslan Bey'in çatık kaşları ürkütse de beni... Ayaktaydım artık. Zincirin gıcırtılarıyla sağa sola sürüklensem de düşmüyordum. Ayakta... Dimdik! Tunç da babam da gülmeyi kesip memnuniyetsizce süzmeye başladı

