İncecik bir saten gömlek. Beyaz, bembeyaz... Beyaz ki sızan kan bulaştı mı, iyice görünsün. Boydan boya aynayla kaplı oda ne de hızlı yenilenmişti. Üzerimde yalnızca gömlek, altımdaki iç çamaşırımın görüntüsünü kapatacak kadar uzun... Aynaların ortasında kendimle yüzleşmek yoğun bir korku veriyordu. Aslan Bey... Yönetimi tamamen ele almıştı. Ben kaç gündür buradaydım? Sahi, en son ne zaman pencereden bakma fırsatı bulmuştum? Piyanoya parmaklarım değmeyeli kaç gün olmuştu? Kapı açılıp da içeriye sokulan tepsiyi görünce seslendim. -Demet, sen misin? Bir karşılık gelmeden kapandı kapı. Ard arda getirilen üçüncü yemekti bu. Kısa bir süre önce sadece bir tepsi yemek gelmişti. Sanki bir öğün gibi... Tam olarak neler döndüğünü anlayamasam da, tepsidekilere göz ucuyla baktım.

