Dağ evinin içindeki hava bir anda buz kesti. Cem’in videodaki sesi, sanki mezarın ötesinden gelip odanın duvarlarına çarpan bir lanet gibiydi. Aras, elindeki silahı hâlâ Vedat’a doğrultmuştu ama parmaklarının titremesine engel olamıyordu. Elif ise videonun donmuş karesine, Cem’in o her şeyi bildiğini iddia eden küstah yüzüne bakıyordu. "Bu ne demek oluyor?" diye sordu Elif, sesi bir fısıltıdan farksızdı. "Aras’ın en yakınındaki kişi mi? Cem neyden bahsediyor?" Avukat Vedat, namlunun ucunda olmasına rağmen tuhaf bir huşu içindeydi. "Cem Bey, hayatını bir satranç tahtası gibi kurguladı," dedi Vedat. "Siz onun veziriydiniz Aras Bey, Elif Hanım ise şahı. Ama tahtanın dışında, her iki tarafı da yöneten bir el vardı. Cem Bey bunu çok geç fark etti. Öldüğü gece aslında bir itiraf yapacaktı ama

