“Bu ne hal lan, kendini mi hapladın!”
Arkadaşımın beni gördüğü anda selam sabahı es geçip söylediği şeye hayretle baktım. Afyonu mu patlamamıştı da saçmalıyordu acaba.
“O nereden çıktı oğlum? Sabah akşam hapçı görmekten herkesi aynı sanmaya mı başladın?”
Koca elleri ile kafamın iki yanını tutup gözlerimi ışığa çevirdi. Sonra da gördükleri her neyse hiç hoşlanmamış gibi geri çekilip öfkeyle konuştu.
“Sen hiç aynaya baktın mı? Gözlerin ben bir b.klar yedim diye bağırıyor.”
Bir b.klar yediğim doğruydu ama hapla ilgisi yoktu. Gece boyu Aslı’yı s.tiğim için uykumu alamamıştım.
Aklıma gelen görüntüler midemi bulandırdığı için konuyu değiştirdim.
“Boş ver sen şimdi beni, işin bittiyse hadi çıkalım.”
Yerinden bir santim kıpırdamadan sesini yükseltti.
“Serhat adamı deli etmese ne! Ne bu gözlerinin hali diyorum.”
İnadını kıramayacağımı anladığımda omuzlarım düştü.
“Mesele başka abicim, kurcalama. Hap falan yok işin içinde.”
Ben böyle söyleyince kolumdan tutup daha ben ne olduğunu bile anlayamadan saçımdan birkaç tel yoldu.
“LAN!”
Canımın acısıyla ellerinden kurtulup bağırdım. Hayvan herif hiç oralı olmadan elindeki telleri masasındaki delil torbasına attı gözlerimin önünde.
Adam beni göz göre göre bağımlı yapmıştı. İşin tadı kaçtığı için bu sefer sertçe konuştum.
“Ömer saçmalama, öyle bir şey yok diyorum. Sen beni ne sanıyorsun! Bırak şunları, devletin laboratuvarını boş yere meşgul etme.”
Beni duymamış gibi telsizini alıp odasının çıkışına yönedi..
“Boş mu dolu mu anlarız birazdan. Sen geç masama otur, iki dakikaya geliyorum ben.”
Başka seçenek bırakmadığı için laf dinleyip masasının önündeki sandalyelerden birine çöktüm. Kafam zaten bir milyonken bir de başıma bu iş çıkmıştı.
İki dakika bile olmadan döndüğünde elinde iki karton bardakta kahve getirmişti. İçeri girdiğinde kapıyı ayağıyla örtüp karşıma geçerek oturdu.
Beni düşürdüğü konum için yüzüne öfkeyle baktım.
"İş mi yani şimdi bu yaptığın?"
Sesimden kırgınlık akıyordu. Beni hiç iplemden elindeki kahvelerden birini uzattıp arkasına yaslandı.
“Yarım saate sonuç belli olur.”
Uzattığı kahveyi alırken canımın iyice sıkıldığını hissettim. Hakkımda böyle düşünmesi olacak iş değildi.
“Canın sağ olsun, güvenin gözerimi yaşarttı. Sayende hapçı da olduk.”