HELİN
Pazar günü odadan dışarı çıkmadım. Sadece arabayı dün park ettiğim yerden almaya gittim ve hemen geldim.
Mete ile karşılaşmak istemiyordum. O yüzden hemen yurda dönmüştüm.
Esra hafta sonu gündüzleri bir restaurantta oyun ablası olarak çalışıyordu. O yokken bağıra bağıra şarkı söylüyordum.
Gelecekte ki geçmişimde bu şarkıları severdim. Daha önce böyle söyleme şansım olmamıştı. Hayatımın içine edilişini düzeltmeyle meşguldüm.
Biraz yatakta zıpladım. Bu özgürlüğü özlemiştim. Bu beni özlemiştim.
Esra gelince yorgunluktan kendini yatağına attı. Ben de Pizza siparişi verdim. Kız gecesi yaparak bir film izledik.
Pazartesi sabahı ikimiz de derse gitmek için erkenden hazırlanmaya başladık.
Yeşil gömlek içine beli açık beyaz ince askılı atlet, bol pantolon ve beyaz spor ayakkabı giydim.
Esra o da spor ayakkabı ve pembe bir elbise giymişti. O kadar güzel ki..
Esra her zaman bu konuda mütevazi olmuştur. Onun elinden tuttum ve döndürmeye çalıştım onun boyu uzun olduğu için biraz zorlandım.
Birlikte kıkırdamaya başladık. Harika gözüktüğümü söyledi ama asıl harika sensin dedim.
Sonra arabaya bindik ve okula gittik. Okulun fakülte kapısından içeriye girdik. Arka küçük kapısı da karşıdaydı.
Oradan güneş vururken kapı açıldı ve birileri içeri girdi. Bir iki adım daha atarak yürümeye başladı. İlk önce Ozanı gördüm. Sonra yanında biri vardı.
Kalbim onu gördüğümde takla attı.
Yakışıklı kelimesi bu adam için üretilmiş olmalıydı.
Böyle bir şey olamaz!
O kadar uzun boylu ki bakmak için boynumu geriye atmam gerekiyordu. Kaslı ve T shirt üzerine yapışarak tüm kaslarını belli ediyordu.
Gözleri mavinin en koyu tonu olabilir. Burnu bile çok güzel, bir adamın burnu bu kadar güzel olamaz yahu...
Dudakları daha da güzel ama uzun süre bakmak ve öpmek için yaratılmış. Resmen yaratılırken özenilmiş. Tövbe yarabbi!
Resmen Yunan yarısı gibi adam..
Ben şuanda rüyada mıyım? Biri beni çimdiklesin. Rüyanda bile böyle bir şey göremezsin ki.
Arkamda bir yerden Sezen Aksu'dan Kaçın Kurası şarkısı çalıyor. Gözümle adamı yedim galiba..
Ağzımdan 'vaovvv' sesi çıkıyor. Esra bana doğru bakmadan 'bencede vaoov 'diyor. O sesle transtan çıkıp Esra'ya bakıyorum.
Şu Sezen Aksu şarkısını kapatır mısınız?
Esra’nın baktığı yere baktım. Yakışıklı adamın yanındaki Ozan'a bakıyordu ve iç geçirdi. Minik kuzum Esram çoktan aşık olmuştu.
Esrayı transtan çıkarmak için gözünün önünde elimi şıklattım. Utanarak kendine geldi. Birlikte sınıfa doğru ilerlemeye başladık.
Karşımızda onlarda merdivene doğru geliyordu.
Merdivenlerin yakınında Ozan bize doğru koşar adım geldi ve 'Selam ' dedi. Bizde 'Selam' dedik. Esra biraz kızardı.
Arkasından yakışıklı adam da geldi. Yanımızda durdu. ‘Bu benim kuzenim, Ekin' dedi.
Esra 'Tanıştığıma memnun oldum ben Esra 'dedi.
'Bende Helin' dedim. Gözümün önüne gelen saçımı kulağımın arkasına koydum.
Ekin bana dikkatle bakarak ‘Seni bir yerde gördüğüme eminim' dedi. Bana basit tavlama cümlesi mi kurdu?
'Hiç sanmıyorum' dedim. Sanırım biraz tersledim. Kaşlarını çatarak bana baktı. Belki de tavlamak için söylememişti. Böyle taş bir adam bana mı yürüyecek?
Sonra merdivenleri çıkmaya başladık. Ben önden gidiyordum.
Bu adamın önünde kocaman üçgen şeklinde uyarı var. ⚠️
Kaç buradan Helin kaç diyerek kendimle konuştum. Çünkü bir kez yakışıklı sandığım adama kendimi kaptırmıştım.
Sonra da kendisi hayatımın içinden geçmişti. Tam anlamıyla hayatımı elimden almıştı. Bir daha asla kimseye güvenmem.
Yakışıklı gördüğüm an kaçmam lazım.
Derslikte ki sınıfa ben önde olmak üzere dördümüzde girdik.
Sınıfan girdiğimiz an tüm kafalar bize çevrildi. Muhtemelen herkes arkamızda ki Yunan tanrısını merak ediyor olmalıydı.
İkinci sıraya doğru yaklaşıp, oturdum. Yanıma da Esra oturdu.
Ozan ve süper yakışıklı kuzeni Ekin arkaya doğru ilerlediler. Sağ tarafım doğru Esra'ya baktım. Bu sırada onu görebildiğimi fark ettim.
Kafamı çevirip ona bakmamaya çalıştım. Arkamıza sınıftan dört kız yaklaştı ve pek sessiz olmadan konuşmaya başladılar yani en azından biz net şekilde duyabiliyorduk.
İçlerinden birisi ‘Bunlar yeni çocuklar mı ne kadar yakışıklılar' dedi. Diğer kız 'Kesinlikle başta ki benim. Ders sonunda gidip tanışacağım' dedi.
Yanımda Esra gerildi ve öksürdü. Onlar konuşmaya devam ederek 'Diğeri de benim. Lütfen kızlar sizin sevgiliniz var' dedi.
Diğer kızlar üfleyerek izin verdiler. Ama savaşmaya devam edeceklerine emindim.
Bir an sağa doğru bakma gafletinde bulundum ve Ekin’i saçını düzeltirken gördüm.
Gene arkada şu şarkı çalıyor. Sezen Aksu’yu çok severim. Bu şarkısı da çok güzel ve bu adama çokta yakışıyor. Ama şu an beni kendimden geçiriyor.
Ekin, Ozana bakıp gülümsedi. Bu an yavaş çekimde ilerledi.
Oha! İnanmıyorum! Yanaklarındaki gamze mi?
Gerçekten bu adama baktıkça Sezen aksunun sesi yükseliyordu.
Yavrum, baban nereli?
Nereden bu kaşın, gözün temeli?
Sana neler demeli?
Ay, seni çıtır çıtır yemeli
Esra beni dürtü ve kendime geldim. ‘Napıyorsun Allah aşkına gözlerin daha ne kadar büyüyebilir?' diye sordu.
Esra’ya yakalandım. Harika!
Esra'ya baktıktan sonra arkama döndüm ve arkamızdaki diğer kızlara 'Kapatın şu şarkıyı' diye ayağa kalkarak bağırdım.
Çok öfkeliydim. Özellikle kendime öfkeliydim. Adamı resmen gözlerimle yiyordum. Kendime bir sözüm vardı. Yakışıklılardan uzak duracaktım.
Herkes bana doğru dönüp baktı. Arkamda ki kızlar şaşkın şaşkın 'Ne şarkısı ya?' diyerek birbirlerine baktılar.
Tekrar gözüm Ekin’e kaydı. Bana bakarak gülüyordu.
Esra 'Şarkı falan çalmıyor, iyice kafayı yedin' diye bana fısıldadı ve beni kolumdan tutarak aşağı çekti.
'Kaçın kurası çalıyor. Sezen Aksu’dan hemde. Duyuyorum işte sen duymuyor musun?' diyerek sessizce Esra’ya fısıldadım.
Esra ‘Sus rezil ettin bizi’ diyerek bana kızdı.
O sırada profesör içeri girdi ve beni rezilliğimden kurtardı.
Dersin sonuna kadar kafamda dönüp duran gülümsemesine rağmen dikkatimi dağıtmadan dersi dinlemeye çalıştım. Tabi ne kadar dinleyebilirsem o kadar dinledim.
Çünkü kızlar durmadan arkamızda konuşmaya devam ediyorlardı.
Ders sonunda Ozan bizim sıramıza geldi ve Esra'ya yaklaştı 'Geçen haftalardaki ders notlarını alabilir miyim?' diye sordu.
Arkamızda ki kızların Ekine doğru gittiğini göz ucuyla gördüm. Tabi Ozan’dan yüz bulamamışlardı. Bu kızlar gerçekten aranıyorlardı yani..
Esra kafasını kaldırarak Ozana baktı. 'Tabi ki ama hepsi burada değil. Diğerleri odamda' dedi.
Ozan ' O zaman akşama müsaitsen baykuş kafede buluşalım mı?' diye sordu. Esra 'Olur saat 8 uygun benim için' dedi.
Ozan ona gülümsedi ve uzaklaşmaya başladı. Arkasında da Ekin gidiyordu. Kapıdan çıkmadan önce bana dönüp baktı.
Kafamı çevirdim. Teşekkürler belaya ihtiyacım yok diye düşündüm.
Esra bana dönerek sinsice gülümsedi. Bana ona güldüm. Ozan daha şimdiden Esra’ya fazlasıyla yürüyordu.
Eve dönüş yolunda Esra ile bu konuyu konuştuk. Esra’ya ‘Ozan sana yürüyor’ dedim. Bir elim direksiyondaydı.
‘O ne demek be?’ dedi. Doğru ya hala bu zamanda böyle konuşulmuyor.
‘Yani sana çıkma teklifi edecek bak görürsün’ dedim. Çünkü öyle olacaktı. Biliyordum.
‘Saçmalama’ diyerek beni geçiştirdi.
Sonra ‘Peki senin Ozanın kuzenine bakış şeklini konuşmayacak mıyız?’ dedi. Omzumu silktim.
‘Onu gözlerinle yedin. Ben şahitim’ dedi.
‘Boş versene adam çok yakışıklı ben onun kulvarında bile değilim’ dedim.
‘Saçmalama Helin. Sen de onun kadar dikkat çekicisin. Yürüdüğün yolda sana bakmayan tek erkek bile göremiyorum ben’ dedi.
Sanırım öyleydi. Dikkat çekiyordum.
‘Her neyse’ diyerek geçiştirmeye çalışsamda Esra’nın başımın etini yiyeceğini biliyordum.
Özgüvenim bir zamanlar yerlerdeydi. Hemen toparlanmasını bekleyemezdim. Ama her şey zamanla güzelleşecekti.
Ve Ekine kesinlikle yaklaşmayacaktım.