İş görüşmesi 👩‍💼👩‍💼

2306 Words
İdris Polat Kandemir Toprağa gerekli talimatları verip, adının Leva olduğunu öğrendiğim balıkçı güzelini iş için görüşmeye çağrılmasını söyledim ve toprağı gönderdim. O da bu kadar çabuk birini kabul ettiğimi sorgulasa da, yetişmesi gereken proje olduğu için fazla üstünde durmadı. Toprak gittikten sonra şirket avukatını arayıp, Leva'nın kesinlikle reddetmeyeceği bir iş sözleşmesi hazırlamasını söyledim. Bu sayede inatçı cadı bu işi kabul edecek ve sürekli etrafımda olacaktı. Ben de böylece onunla sürekli uğraşabilecektim. Sözleşmenin gizli kısımlarını kendime saklayarak iş anlaşmasını imzalatırsam, hem hafiften intikamımı alacak hem de Leva'yı çıldırtacaktım. 😎😎 Gereksiz bir heyecanla uykusuz kaldım, sabahı sabah ettim ve günün ilk ışıkları doğar doğmaz hazırlanıp şirkete geçtim. Avukatı da uyutmamıştım; sözleşme için geçerli maddeleri bir kez daha gözden geçirtip, Leva gelmeden hazır etmeliydim. Avukat Hakan kapıyı çalıp selam vererek girdi. Elini sıktıktan sonra oturması için koltuğu gösterdim. Sözleşmeyi hazırladım, Polat Bey, lakin gizli maddeleri çalışana sunamamak daha sonradan başınızı ağrıtabilir. "Sen orasını düşünme Hakan, ben hallederim. Öncesinde sunulan imkanları görünce gizli maddeleri okumak aklına bile gelmez," dedim sırıtarak. "Eh, siz öyle diyorsanız..." Ciddileşip, "Öyle diyorum, geri kalanı bende," "Peki o halde, buyurun bir daha inceleyin," diyerek sözleşme dosyasını uzattı. Leva'ya yarayan maddelere ek olarak bir de araba ve yurt dışı tatili ekleyip oldukça dolgun bir maaşla vazgeçilmez bir teklif sundum. Bana yarayan maddeler de aralara serpiştirilmişti. Bu kız kaç gündür aklımın köşesinde kol geziyordu. Eğer isteğiyle yatağa atarsam, tüm hevesim uçup gidecekti. Bundan eminim ama istemezse, işte o zaman siktiri çekmek zor değildi. Kimseyi zorla koynuma alacak değildim. Fazlasıyla güzeldi, vicdansız. Hele o ateş saçan keribar gözleri, kavisli kaşları, dolgun kiraz dudakları ve inatçı hırçın davranışlarıyla aklımı çelmişti. O gün yol kenarında epeyce incelemiştim hırçın cadıyı. Benimki işten ziyade bir gecede olsa tadına bakmaktı. Tabi bunu onun bilmesine gerek yoktu. Zaten sekse palitesi olan bir kıza da benzemiyordu, işim bu yüzden zordu. Hevesimi bir alsam aklımdan da çıkıp gidecek, ben de yoluma başka güzel hatunlarla devam edecektim. Umarım Melis gibi yapışkan bir şey çıkmazdı. Gerçi oldukça başarılı bir mühendis, şimdi hakkını yemeyeyim. Onu tavlayıp yatağımı süslemek pek kolay olmayacaktı; hırçın ve inatçıydı. Acaba çalışırken tavırları nasıldı? Haldeki gibi hırçınsa, işim o zaman daha zordu. Profesyonellik ve kaliteli hareketler şirket ortamı için önemliydi. Avukatı gönderdikten sonra bir kahve isteyip işime odaklandım. Birkaç dosyayı tamamlayıp birkaç gemi taslağını hazırladıktan sonra saati kontrol ettim; Leva ile görüşme saat 11'deydi. Melis kapıyı çalıp "Leva Hanım geldi" dediğinde dakik biri olduğunu saate baktığımda teyit ettim. Tam 11'de kapıdaydı. Ayağa kalkıp karşılamak istedim. Kapıdan girip beni gördüğünde yüzündeki şaşkınlık görülmeye değerdi doğrusu. "Sen," dedi dişlerini sıkarak. Ben de şaşırmış gibi yapıp, "Vayyy balıkçı güzeli senin gemi mühendisi olduğunu bilmiyordum," dedim. Yüzüme şüpheli bir bakış atıp, "Ben de başvurduğum şirketin patronu olduğunuzu bilmiyordum," dedi. "Neyse, bu görüşmeye gerek yok," İdris Polat Bey, "Size iyi günler," diyerek tam kapıdan çıkıyordu ki, "Bir dakika, Leva Hanım, tanışmamız pek düzgün değil, farkındayım ama CV'nizi inceledim ve siz bizim için biçilmiş kaftansınız. İnanın, sizin yardımınıza ihtiyacımız var. Mühendis açığımız var ve yetişmesi gereken önemli bir projemiz var. Projenin getirisi belki ilginizi çeker. Her şeyi geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmaya ne dersiniz?" Bir süre düşünüp, "Pekala, yaptıklarınızı unutup size bir şans verebilirim. Şirketinizin başarılarını bildiğim için başvurmuştum, umarım yanılmam," diyerek elini uzattı. Ben de, "Leva Kazdal," dedi elini nazikçe sıkıp, "İdris Polat Kandemir, memnun oldum Leva Hanım," diyerek oturmasını sağladım. İlk engeli geçmiştim. Beni görünce çıkıp gider diye endişelenmiştim ki az kalsın gidiyordu. Şimdi sırada işi kabul ettirip sözleşmeyi imzalatmak vardı. Projenin detaylarını anlatmakla başladım. İlgisini en çok projeden gelecek olan yatırımın bir kısmının kimsesiz çocuklar derneğine bağışlanacak olması çekmişti. Aslında birkaç taslağımız var. Leva Hanım, sizden istediğimiz o taslakları inceleyip birkaç çizim daha ekleyerek projeyi tamamlamanız ve akabinde mühendisimiz olarak devam etmeniz. Buyurun, proje taslağı diyerek dosyayı uzattım. Bu kız, benim düşüncelerimin aksine işine önem veren biriydi.Profesyonel olduğu her halinden belliydi. Pazarda, karakolda ve yol kenarında gördüğüm kızla uzaktan yakından alakası yoktu. Nerede o küfürbaz, inatçı kız; şu an karşımda işinde oldukça başarılı bir iş kadını duruyordu. Etkilenmedim desem kıza hakaret olurdu. İçimdeki arsız piçe "düşme Polat, düşme" diye kıçını yırtıyordu. Projeyi bir süre inceledikten sonra, "Ben bu projeyi tamamlarım. Ancak gemi modellerinin benim kalemimle uzaktan yakından alakası yok. Projeyi bu taslaklar ve benim eklemelerimle sunarsak projeyi kaybederiz. Gemi modellerinin hepsi benim elimden çıkmalı ki fark oluşmasın. Bunu kabul ederseniz projeyi tamamlarım." Onun çizimini incelemiştim zaten. Bu yüzden hem şirket için hem kendim için bir şans yaratmaktı amacım. "Kabul, istediğin gibi olsun. Gemi modüllerini en kısa sürede tamamlarsan taslağı inceleriz. Eğer modüller kabul edilirse projeyi sunarız." "Pekala, anlaştığımıza göre iş sözleşmesini imzalayabiliriz," dedim. Yüzüne ciddi bir gülümseme takınıp, "Ben modülleri hazırlayıp projeyi kabul ettirdikten sonra imzalamayı tercih ederim. İdris Bey ve maddeleri birlikte hazırladığımız bir sözleşme olursa ancak o şekilde iş sözleşmesini imzalarım .Benim çalışma prensibim bu şekilde, lütfen yanlış anlaşılma olmasın," diyerek dosyayı hafifçe sehpaya bırakıp kollarını göğsünde birleştirdi. İşte bunu beklemiyordum; bu kız fazla zekiydi ve bu zekayla işin zordu, oğlum Polat. Ama benim onu kaçırmaya da niyetim yoktu. Peki, siz nasıl uygun gördüyseniz, Leva Hanım, başarılı bir gemi mühendisini kaçırmamak için elimden geleni yapacağım. O zaman şimdi anlaştık diyerek tekrar elini uzattı. Kendime çekip o dolgun dudaklarını öpmek varken nazikçe elini sıkmakla yetindim. Ben projeyi bir kaç gün içinde hazırlayıp kabule sunarım, İdris Bey. Polat dedim, sözünü keserek, Polat ismini daha çok tercih ediyorum dedim, sırıtarak. Uyuz olduğum dedemin isminin kullanılmasını hiç sevmiyordum. Peki, Polat Bey, görüşmek üzere o halde diyerek ayaklandı. Sonra aklına bir şey gelmiş gibi geri dönüp, bir de çalışmak için uygun bir oda ayarlayabilirseniz, çizimlerimi daha rahat tamamlarım, endişeniz olmasın Leva Hanım. Hemen uygun bir ofis ayarlıyorum. Dilerseniz bir kahve içerken o sırada odanızda hazır hale gelir. Tamam, şimdi bir kahvenizi içerim diyip ilk kez samimi şekilde gülümsedi. Önden buyurun diyerek kapıyı açtım. Melise, odayı ayarlamalarını söyleyip Leva ile birlikte her kafeterya bölümüne geçtik. Leva kazdal Polat Kandemir'e başta uyuz olmuştum, yalan yok. Benim karşıma ilk çıkan çapkın, yangaz uşakla şu anki adam arasında dağlar kadar fark vardı. İşini belli ki büyük bir titizlikle yapıyordu; projenin detaylarını anlatışı, bakış açısı ve çalışma prensibi oldukça etkileyiciydi. Başta çıkıp gitmek istesem de, kibar bir dille yaptıklarını unutup yeni bir başlangıç yapmamızı önermesi, işine saygı duyduğu ve bu projeye önem verdiğini gösteriyordu. Eh, ben de zaten bu şirkete girmek için epey beklemiştim; ayağıma gelen bu fırsatı gereksiz bir sürtüşme yüzünden geri tepmek istemedim. Üstelik proje başarılı olursa birçok kimsesiz çocuğa yardımım dokunacaktı; bu, işi kabul etmemdeki en önemli etkenlerden biriydi. Fakat iş sözleşmesini hemen imzalamamın sebebi, eğer projem kabul edilmezse üzerimde yanlış bir izlenim olacağı ve gereksiz yere 1 veya 2 yıl şirkette çalışmak olacaktı. Gemi mühendisi için, özellikle benim gibi mesleğini dişiyle, tırnağıyla kazanmış biri için, yanlış bir izlenim edinmek kariyerimi alt üst ederdi. Kazandığım bu yolda haklarımı sonuna kadar kullanmak, bırakın benim ayrıcalığım olsundu. Proje kabul edilirse o zaman sözleşmeyi de rahatlıkla imzalardım. Kafeterya bölümü oldukça güzeldi; tamamen camla kaplı terası açılır kapanır şekilde tasarlanmıştı. Bina, gemi formatında olması sebebiyle kafeterya adeta gemi güvertesi gibi dizayn edilmiş ve şahane bir manzaraya sahipti. "Acaba çalışmalarımı burada mı yapsam?" diye düşündüm. Şuraya bir masa, bir bilgisayar attım mı, acayip ilham kaynağı olurdu bu teras. Ben heyecanla etrafı incelerken, Polat Bey, "Çok hoşunuza gitti sanırım ortam. Leva Hanım, epey bir incelediniz mekanı," dedi. Suratındaki o sırıtış, "Buralar benim eserim," diye ego bağlıyordu. Bu adam medeniyetle kalaslık arasında ince bir çizgideydi. Bir sözüyle profesyonel bir iş adamı diye düşünürken, bir sözüyle arsız bir piç olduğunu düşündürüyordu insana. Evet, oldukça etkileyici tasarlanmış mimarı tebrik etmek lazım, dedim. "Ben tasarladım, beni tebrik edebilirsin," dedi. Bu ego fazlaydı ama üzerinde daha fazla durup, daha ilk günden adamla sürtüşmeye girmeye niyetim yoktu. "Anladım, tebrik ederim o halde. Bu güzel manzaraya bir kahve yakışır," diyerek oturma bölümüne geçip oturdum. Daha fazla böbürlenmesini dinleyecek halim yoktu. Bir an bozulur gibi olsa da, ellerini ceplerinden çıkarıp iki kahve söyledi ve karşıma geçip oturdu. "Evet, Leva Hanım, kahvelerimiz de geldiğine göre proje hakkında biraz detayları konuşabiliriz." "Evet, Polat Bey, siz projeyi gösterdiğinizde kafamda birkaç detay oluştu bile. Güney Kore'de kurulan limana yük gemileri tasarlanacak. Bu gemilerin sağlamlığı ve güvenilirliği söz konusu. Güney Korelilerle daha önce çalıştım; her konuda, özellikle gemiler konusunda çok detaycılar. Her bir unsuru, her bir detayı tek tek inceleyeceklerdir. Bu nedenle gemileri en iyi şekilde tasarlamamız ve kusursuz bir proje sunmamız gerekiyor." "Anladım, CV'nizde görmüştüm. Bu konuda bizden bir adım öncesiniz, Leva Hanım. Size bu konuda güvenmek istiyorum." "Güveninizi boşa çıkarmayacağım. Bir an önce çalışmalara başlamak istiyorum." O sırada odamın hazır olduğu bilgisi geldi. "Pekala, Leva Hanım, odanız hazır. Bugün birkaç taslak hazırlarsanız, mesai bitmeden tekrar inceleriz, olur mu? Uygun mu sizin için?" "Elbette, Polat Bey. Bunun için buradayım," diyerek ayaklandım. Bana odamı gösterip, "Kolay gelsin, bol şans," diyerek beni yalnız bıraktı. Babama yardım etsem de, asıl mesleğimi, çizimlerimi de asla bırakmamıştım. Bilgisayarımı çıkartıp, ofiste olan çizim ekranına bağlayıp çalışmaya başladım. Yük gemisi tasarlamak benim için çocuk oyuncağıydı. Hali hazırda boş beleş beklemedim, çalışmadığım dönemde değişik tarzlarda gemiler tasarlamıştım. Yük gemileri de bu tasarımlar arasında yerini almıştı. Birkaç taslağı çizim ekranına aktardım, eksik detayları gözden geçirdim. Kore'lerin üzerinde durduğu birkaç detayı da ekleyip iki saat dikkatle çalışarak üç adet gemi taslağı hazırladım. Daha önce hazırladığım çalışmalar işimi oldukça kolaylaştırmıştı. Taslakların çıktısını alıp Polat Bey'in odasına yöneldim. Girmeden Melis Hanım'a, "Polat Bey içeride mi?" diye sordum. Melis, yüzüne memnuniyetsiz bir ifade takınıp, "Bekle, haber veriyorum," dedi. Telefonu eline alıp, "Polat Bey, Leva Hanım geldi," dedi. Polat'la konuşurken oldukça kibardı ama bana olan bakışları adeta küfür ediyordu. Daha beni tanımadan, neydi bu kızın derdi bilmiyorum ama benim damarıma basmaya devam ederse, o ifadesiz suratında birkaç tasarım yapmaktan çekinmezdim doğrusu; kaşınıyorsa zevkle kaşırdım. "Geçebilirsin, seni bekliyor," dedi. "Peki," diyerek ona sırtımı dönüp Polat Bey'in odasına girdim. "Gel Leva, bir sorun mu var? Bu kadar çabuk beklemiyordum seni," dedi. "Ah hayır, Polat Bey, taslakları hazırladım, size göstermek için gelmiştim." "Vay bu kadar çabuk beklemiyordum, şaşırttın beni. Leva, gel bakalım, hadi," dedi. Neye şaşırıyordu acaba, bir kendisi mi başarılı olacaktı? Hey yarabbim, neyse Leva, neyse şu adama karşı doldurma kızım kendini diyerek masasının yanına gelip hazırladığım çizimleri göstermeye başladım. Biraz fazla yakındık o çizimlere bakarken burnuma gelen sert, erkeksi parfümü çok hoşuma gitmişti; pislik koku konusunda zevkliydi belli ki. "Şuradaki detay nedir?" diye sordu. Yük gemisinin kaptan kısmında küçük bir dinlenme bölümü koymuştum. Uzun süreli yolculuklarda kaptanların daha rahat dinlenmesi için kaptan köşküne bu detayı ekledim. Genelde aşağıda olan dinlenme bölümünü ben kaptan köşkünün yanında düşünmüştüm. "Hızlı ve pratik inip çıkmakla uğraşmamış olacak ve sürüşle ilgili bir problem olursa anında müdahale edebilecek," diyerek açıkladım. Etkileyici, gerçekten. Diğer çizimleri de inceleyip beğendiğini açıkça belli etmeyerek, bir de çizim departmanı incelesin; onlar da onaylarsa projenin gemi çizimlerini tamamlamış oluruz. "Peki, o zaman ben gerekli ince detayları tamamlayıp maket kısmına geçerim." Koltuğunu biraz geriye çekip bir şeyi merak ettim, "Leva?" Evet, nedir diye sordum; ellerimi göğsümde birleştirip onu dinlemeye koyuldum. "Bu kadar kısa sürede çizmiş olamazsın, işin sırrı ne?" Yüzüme "Buda benim farkım" der gibi bir gülümseme yerleştirip, "Hiçbir zaman boş durmadım, Polat Bey; hali hazırda bulundurduğum birçok çizimim var," dedim. Bakışlarında yakaladığım hayranlığı kaçırmadım elbette. "Anladım, oldukça başarılısın ve senin bu yeteneğini çok güzel değerlendireceğim," dedi bu kez patron edasına geçmişti. "Göreceğiz, Polat Bey; umarım proje onaylanır ve sizin bana olan inancınızı zedelemem." "Hiç sanmıyorum, Leva ama onaylanmazsa da ben başarılı bir mühendis kazanmış olacağım." "Teşekkür ederim, o halde müsaadenizle," diyerek kapıya yöneldim. Çalışmalarımın ekmeğini bir gün fazlasıyla yiyeceğimden şüphem yoktu. Kendimi övmeyi sevmesem de ben bu işte gerçekten başarılıydım. 😎 Odama geçerken Melis'in delici bakışları beni takip ediyordu. Bu kızın derdini çözerdim elbet, her şey zamanla. "Leva" diyerek kendime bir kahve alıp tekrar gemiciklerimin başına geçtim. Projeye sunulacak olan taslakları tekrar tekrar kontrol edip sunum dosyasını hazırladım. Projem onayladığında Türkiye’nin en büyük gemi şirketinin resmi mühendisi olacaktım. En önemlisi, projeden elde edilen gelirle birçok yetim çocuğun geleceklerine katkı sağlayacaktım; işte en büyük gurur buydu benim için. Mesai bitimine yakın Polat Bey, yanında bir adamla kapımı tıklatıp odama girdi. "Leva hanım, sizi Toprak Bey'le tanıştırayım; hem projenin hem de şirketimizin genel işleyiş koordinatörü, aynı zamanda iş ortağım." Toprak, bu hanımda görmüş olduğun müthiş gemilerin mimarı Leva. Toprak Bey elini uzatarak, "Çok memnun oldum Leva, ve inan, beni şu adamın dilinden kurtardın; çizimlerin şahane." " valla hiç mütevazı olmayacaktım. "Teşekkür ederim Toprak Bey, uzun çalışmaların sonucu diyelim." "Valla, hiç tevazu göstermeyin Leva hanım; projeniz büyük ihtimalle onaylanacak. Sizi yoracağız ama bu proje prestijimiz ve en önemlisi çocuklar için çok önemli." "Evet, biliyorum Toprak Bey; birlikte başaracağız inşallah." Toprak Bey gerçekten neşeli, kibar ve en önemlisi kibirsiz bir adamdı. Konuşmaları, esprileri beni epey güldürmüştü. Sohbet havasına girdiğimizde Polat Bey'in "Bu kadar yeter," söylemiyle bölünmüştü. Toprak Bey de bu söyleme şaşırmıştı ama ben daha çok şaşırmıştım. "Pardon," derken buldum kendimi. "Yani mesai bitti, Leva hanım; sizi daha fazla işle sıkmayalım." "Yarın devam edersiniz artık," dedi hafif dişlerini sıkarak. Neye sinirlenmişti anlamasam da fazla da üzerinde durmadım; hakikaten saat epey geçmişti. "O zaman yarın görüşmek üzere baylar," derken ikisi de odadan çıkmak için ayaklanmıştı. Toprak Bey, sizinle çalışmak çok keyifli olacak. Leva Hanım, yarın görüşmek üzere derken Polat da "İyi akşamlar" diyerek önden çıkmıştı. Ben de toparlanıp çıktım. Taksi beklerken telefonun çalmasıyla çantamdan çıkarıp yanıtladım. Arayan babamdı. "Ne yaptın kızım? Arayıp meşgulde etmek istemedim, olumsuz olsa arardı," dedim ama bu saate kaldığına göre olumlu geçmiş sanki iş görüşmen. "Çok iyiydi, hemen işe başladım. Eve gelince konuşuruz babacığım .Tamam, benim dişi kartalım, elinden ne kurtulmuş ki iş kaçsın, alayım mı seni?" "Babam, evden çok uzaktayım, senin gelmen en az 45 dakika. Ben taksiyle gelirim, yorulma sen." "Peki o zaman canım kızım, haydi bekliyoruz seni." Telefonu çantama koyarken Polat Bey de yanında Melis ile çıkıyordu. Melis Polat’ın koluna girip başını omzuna yasladı. Şimdi anlaşılmıştı, bunun derdi belli ki patron sevgilisini kıskanmıştı. Gerizekalı, hayır kıskanacak bir durumda yoktu ya. Aman, layığını bulmuş, pis zampara anlaşılan her kıza ağ atan bir çapkın patronum vardı.Haydi hayırlısı... Aman her neyse diyip kendime omuz silktim. Gelen taksiye atlayıp, zampara Polat Bey ile sevimsiz Melis'i geride bırakıp evimin yolunu tuttum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD