Sabah kalktım Kubilay işe gitmişti.Bugün kendime vakit ayırmayı düşünmüştüm Hava Ekim ayı gibi serin, gökyüzü ise Kubilay’ın gözleri kadar siyahtı. Arkadaşlarımla kahve içmek için şehir merkezinde bir kafeye gitmiştim. Uzun zamandır görüşemediğimiz bir arkadaş grubuydu bu; samimi, sıcak ama bir o kadar da gürültülü. İçlerinden biri —Baran— geçmişten tanıdığım biriydi. Üniversiteden. Fazla konuşkandı, enerjik ve hafif dokunarak konuşanlardan. Yanıma eğilmişti bir ara, bir şey anlatıyordu ama yüzü fazla yakındı. Güldüm. O sırada içimde hafif bir huzursuzluk vardı; neden bilmiyorum, belki de o gri gözlü adamın beni bir yerlerden izliyor olabileceği fikri. Ve haklıydım. Kapının açılışındaki o rüzgâr, Kubilay’ın içeri girmesiyle aynı anda oldu. Gözleri hemen beni buldu. Sert, keskin ve sahipl

