5

2292 Words
Salak gibi ekrana bakıyordum 10 dakikadır. Kerim piçi mesaj atmıştı. Ve ben bu mesajı algılamak istemiyordum. Daha doğrusu algılamak işime gelmeyecekti. Ondan gerçekten miğdem bulanıyordu. 'Yemeği bu akşam yiyelim. Uzun zamandır görüşmüyoruz. Sevdiğimiz bir restorantda yer ayırttım.' Oysa birazdan Baran gelecekti. Adam sevişmek için bana gelirken ben ailemin katiliyle nasıl yemek yiyeceğimi düşünüyordum. Miğdem nasıl alacaktı o yemeği? Bence asla almayacaktı... Ve zil çaldı. Derin bir nefes alıp ayağa kalktım. Saat 6 olmuştu. Bu saatte beni yemeğe çağırıyordu. Cidden gebertesim geliyordu bu adamı. Dış kapıyı açtığımda karşımda tüm karizmasıyla Baran duruyordu. Çok güzeldi bu adamın gözleri. koyu yeşil... Beyaz lakos ve kot pantolon giymişti. Zaten harika bir karizması vardı. Ben ise şort ve askılı pijama takımımla karşılamıştım onu. Ne güzel dimi... "Kerim mesaj attı."dedim direk konuyu açarak. Beklemeye ve kasılmaya gerek yoktu. Bunun üzerine Baran kaşlarını çatarak suratıma bakmaya başladı. Derin bir nefes alıp ona arkamı döndüm ve oturma odasına ilerledim. Odaya girip koltuğa geri oturdum. Oda arkamdan gelmişti. Önümde dikilmeye başladığında telefonumu ona uzattım. Telefonu alıp ekrana baktı ardından kaşlarını iyice çatarak bakışlarını başka bir yere sabitledi. Şu an sinirini nefes alışverişinden bile anlıyordum. Onun planı çok daha farklıydı. Ve bu sefer planımızı bozan şey zil sesi olmuyordu... "Gitmek istemiyorum ama..." "Gitmek zorundasın."diyerek bana baktı. "Rüzgar'ı arayacağım. Bu it işini sağlama almayı iyi biliyor. Mekana birilerini yerleştiremeyeceğiz. Büyük ihtimalle kapatmıştır zaten."dedi. Doğru arada böyle yemeğe çağırıp kapattığı olmuştu. Başbaşa keyifli vakit geçirip sohbet ediyorduk. Ben o ite ailemi bile anlatmıştım. Bu düşünce tüylerimi diken diken yapmıştı. Karşısında ağlayıp nasıl öldüklerini anlatmıştım. Lanet olsun! "Ne yapacaksınız?"diye sordum arkama yaslanıp Baran'a bakarak. "Dinleme cihazı koyarız çantana. Konuşulan her şeyi hatırlamanı bekleyemeyiz senden. Ya da o an bir durum olursa-ki sanmam ama biz yine de tedbir alalım."dedi. Ayağa kalkıp Baran'ın tam önüne doğru yürüdüm. Ellerimle ensesinden tutup onu kendime doğru çektim ve dudaklarımızı birleştirdim. Onu öpmeye başladığımda bana karşılık verdi. Ama Çok kısa sürmüştü öpüşmemiz. Geri çekilen taraf o olmuştu. Ayıp olmasın diye karşılık vermiş gibiydi. Bu üzmüştü. "Hazırlan sen, ben bizimkilere haber veriyorum."dedi ve telefonumu bana uzattı. Suratım asık bir şekilde kalmıştım. Telefonumu alıp oturma odasının çıkışına ilerledim. Planımız iptal oldu diye bana trip mi atıyordu? Bende kalan ömrümü Kerim itiyle değil Baran gibi yakışıklı bir adamla eğlenerek geçirmeyi tercih ederdim yani…. Nedense hiç oturup tövbe ederim diyen yoktu(!) Odama girip kapıyı kapattım. Kerim'e restorantın adresini atmasını istedim. Ardından Elbise dolabımı açtım ve bakınmaya başladım. Siyah renkli kısa elbisemi aldım. İnce askılı ve vücudumu saran bir elbiseydi. Daha önce bunu hiç giymemiştim. Elbiseyi giydikten sonra bir bileklik ve bir kolye taktım. Ardından birazda makyaj yaptım. Son olarak Çantamıda alıp içine telefonumu, cüzdanımı, anahtarlarımı koydum. Odanın kapısını açıp çıktığımda içeriden Baran'ın sesi geliyordu. "Tamam dedik ya... Bende öyle düşündüm zaten... Cebimde dinleme cihazı taşımıyorum Rüzgar Bey..."Oturma odasının kapısının yanında durdum. Konuşması bitince içeriye girmek istiyordum. "Tamam yolla sen cihazı çantasına takarız... Tamam dedik ya oğlum... Sinirli falan değilim... Görüşürüz Rüzgar görüşürüz." Konuşma sesi kesildiğinde oturma odasının kapısının önüne geldim ve olduğum yerden Baran'a baktım. Telefonuna bakıyordu. "Cihazı hızlı getirirler umarım..."diye mırıldandım. Sinirli olduğu her halinden belliydi. Kaşlar çatık, yüz asık, ses sert ve sinirli... "Merak etme-" Bakışları beni bulduğunda kaşlarını çatarak sustu. Beni baştan aşağı süzdüğünde gülümsedim. Evet aşırı dikkat çekici ve etkileyici olduğunu farkındaydım. Elimdeki çantadan telefonumu aldım ve çantayı koltuğa koyup balkona doğru ilerlemeye başladım. Balkon kapısında durup Baran'a baktım. "Gel balkonda oturalım. Serin burası."dedim gülümseyerek. Ardından balkona girdim ve koltuğa oturdum. Önümde ki masada duran yarısı yenmiş cips paketinden bir adet cips alıp ağzıma attım. O sırada Baran gelip yanıma oturdu. Zaten azmış olan adamı daha da azdırmıştım değil mi? "Alt üstü bir yemek. Bu şekilde giyinmeni gerektirecek ne var?"diye sordu Baran sinirini hâlâ belli eden o ses tonuyla. Bakışlarım ona kaydığında hâlâ kaşlarının çatık olduğunu gördüm. "Kerim'le yemeğe giderken hep böyle giyinirim. Haddinden fazla şık yerlere gideriz."dedim. Sonra suratım düştü. "O itle çok zaman geçirdim."dedim alaylı bir şekilde gülerek. "s*x yaptın mı onunla?" Baran'ın sorduğu soru karşında güldüm. "Saçmalama. Sadece flört ediyoruz."dedim. Bir de sevişmiş olsaydık herhalde kafayı yerdim. Düşünebiliyor musunuz? s*x yapmış ve hamile kalmış olduğumu? Allah korusun! "Yapmadınız yani?" "Hayır."dedim başımı iki yana sallayarak. Bu nerden çıkmıştı gerçekten?. O sırada telefonuma mesaj geldi. Kerim'dendi. Konum atmıştı. Ve yarım saate orda olmamı söylemişti. "Ne diyor?" "Konum attı. Yarım saate orda olmamı istiyor."dedim ve Baran'a baktım. Bakışları önce gözlerimdeydi. Sonra dudağıma indi, oradan yanaklarıma, burnuma, alnıma... Resmen yüzümü inceliyordu. Yüzümde tekrar tekrar gezdiriyordu gözlerini. Beni güzel buluyor muydu acaba? Şu an beni inceliyor olması gerilmeme neden olmuştu. Yoksa yüzümde tuhaf bir şeyler mi vardı? Başımı balkonun manzarasına doğru çevirdim. Bu sayede onun incelemeside bitmiş oldu. "Her zamanki gibi davranmalısın ona."dedi Baran. Kerim'den bahsettiğini anlamıştım. "Bu oldukça zor olucak..."diye mırıldandım. "O kadar yakınmıydınız ki?"diye sordu. Başımı tekrar ona çevirdim ve gözlerine baktım. O da gözlerime bakıyordu. Koyu yeşil gözleri... "Çok iyi bir arkadaşımdı. O kadar iyi bir arkadaşım ki aile şirketini ben öldükten sonra ona emanet etmeyi kabul ettim, düşün.” Dedim imalar eşliğinde. "Ne olursa olsun neden şirketi yabancı birine bırakmayı kabul edersin ki?" "E kimsem yok çünkü." "Bir tek akraban bile yok mu?"diye sordu kaşlarını kaldırarak. "Normal olarak vardır. Yani olması lazımdır. Ama ben onları akrabadan saymıyorum."dedim ve derin bir iç çektim. "Ben nereliyim biliyor musun?"diye sordum. "Doğu'lu..."diye mırıldandım ve alaylı bir şekilde güldüm. "Yani?"diye sordu. Derin bir nefes aldım. "Bütün Doğu'yu katmıyorum ama yarısından çoğu insan değil. Bahsettiğim şahsiyetlerin neredeyse hepsi erkek zaten."dedim ve omuz silktim. Gözlerimin içine bakıyordu devam etmem için. Derin bir nefes aldım. "Annem 15 yaşına geldiğinde, daha doğrusu genç kız olduğunda 67 yaşında ki bir adama satmışlar onu. O zamanın parasıyla 10.000 tl. O zamanlar bu miktar haddinden fazlaymış..."diye mırıldandım. Bakışlarımı Baran'dan çekip önümdeki masaya çevirdim. "Babam ve annem birbirlerini tanıyor ve seviyormuş.-" Telefon sesiyle cümlem yarım kaldı. Baran'ın telefonu çalıyordu. Cebinden çıkartıp ekrana baktı ardından açtı ve kulağına götürdü. "Geldin mi?... Tamam iniyoruz."Baran telefonu kapatırken oturduğum yerden kalktım. O da kalktı. "Cihazı takalım. Geç kalmadan gidiyim."dedim. "Beklesin it işi ne..."diye söylendi Baran. Gülümsedim ve yanından geçip balkondan çıktım. Çantamı ve ceketimi alıp kapıya ilerledim. Baran'la birlikte kapıdan çıkıp asansöre ilerledik. Asansörün düğmesine bastığımda kapısı açıldı. Önce ben, ardından Baran girdi. 0'a bastığımda kapı kapandı. Bakışlarımı Baran'a çevirdiğimde bana baktığını gördüm. Hızla ona yaklaşıp dudaklarına yapıştım. Üzgünüm ama onu sürekli öpmek istiyordum. Baran başta şaşırsada ardından hemen karşılık verdi ve ellerini kalçama koyup sıktı. Beni kendine doğru bastırdığında onun alt dudağını ısırdım. Boğuk bir ses çıkardığında ondan ayrıldım ve aynadan kendime baktım. Rujum gitmişti. Hemen çantama attığım rujumu alıp sürdüm. Bu sırada Baran da aynadan bana bakıyordu. "Dudaklarını silsene."dedim. Onunda dudaklarında ruj vardı. Aynada kendine bakınca farketti ruj olduğunu. Lakosunun içiyle sildi. Kata geldiğimizde birlikte asansörden indik ve siteden çıktık. Rüzgar ve tanımadığım bir adam bizi bekliyordu. "İyi misin?"diye sordu Rüzgar yanına vardığımızda. "İyiyim."dedim. Yanında ki çocuk elindeki küçük şeyi çantama yerleştirdi. Ardından kulağıma takmam için küçük bir kulaklık verdi. "Ters bir şey olduğunda bizi duymanda gerekir."diye açıklama yaptı tanımadığım adam. Kulaklığı takıp saçımla kapattım. Ardından Derin bir nefes aldım. Baran ve Rüzgar'a baktım. "Görüşürüz."dedim. Onlara arkama dönüp sitenin otoparkına ilerledim. ~ ~ ~ ~ "Kerim Bey birazdan gelir efendim. Siz bir şey arzu eder miydiniz?"diye sordu başımda dikilen garson. "Su rica edebilir miyim?" "Tabiki." Garson yanımdan ayrılırken derin bir nefes aldım. Gerçekten yine kapatmıştı restorantı. Benden ve çalışanlardan başka kimse yoktu. Normalde olsa rahat rahat sohbet ederiz diye düşünürdüm. Ama şu anda onunla baş başa olma düşüncesi miğdemi bulandırıyordu. Ben o adamla vakit geçirecektim. O beni öldürmeyi düşünürken... Sakin ol Rüya. Gelen sudan bir kaç yudum aldım ve kapıya doğru baktım. Gelmişti. Cidden gelmişti. Yapmacık bir gülümsemeyle baktım ona. Bana doğru yaklaşırken karnımda bir şeyler oluyordu. Cidden kusucak mıydım? Kerim yanıma geldiğinde kalkıp ona sarıldım. Bu sarılma.... "Özlemişim seni..."diye mırıldandı beni kendine yapıştırırken. Bu it ailemi öldürtmüştü. Bu düşünce aklımdan gitmiyordu. Suratına bile bakmak gelmiyordu ki içimden... Ondan ayrılırken gülümsedim. "Ortadan kaybolursan özlersin tabii."dedim ve oturdum sandalyeme. Gülerek karşımda ki sandalyeye geçip oturdu. "Her zamanki gibi çok güzelsin..." "Götüm." Diye bir ses geldi kulaklıktan. Bu Baran'ın sesiydi. Gülümsedim. "Sağol."dedim ve bakışlarımı su bardağıma kaydırdım. Ardından bir yudum su içtim. "Görüşmeyeli neler yaptın?"diye sordu Kerim. Adamın yüzüne bakasım yoktu ama bakmalıydım. Bakmalısın Rüya. Bak şuna. Bak. Bakışlarımı Kerim'e kaydırdığımda vücudum ürperdi. Seni geberteceğim... İt herif. "Hem cafe, hem reklam şirketi. Klasik."dedim. Resmen bir haftada hayatım bok olmuştu. “Çok yorucu iş hayatı çok güzelim.”dedi o sırada masaya yemekler gelmeye başladı. “Ben menü ayarladım direk bize…”diye açıklama yaptı bu sırada. “Bu arada kurt gibi açım. Batu’yla bile yarışırım.”dediğinde ikimiz birden güldük. Ama ben ezberlediğim bir senaryo varmış gibi hissediyordum. “Çok heyecanlıyım.”dediğinde Kerim kaşlarımı çattım. “Ne oldu dökül bakalım.”dedim önümdeki salatadan bir parça domates alıp ağzıma atarken. Bir şeyler yiyor olarak görünmeliydim değilmi? “Aahh, ah!”diye iç çekmekle yetindi. Güldüm tekrar. "Sen neler yaptın bari onu anlat.”dedim. Her ne kadar umrumda olmasada. "Seni düşündüm."dedi ve gülümsedi. Kaşlarımı çatarak ona bakmaya başladım. Nasıl öldüreceğini mi düşünmüştü? "Kafası güzel bunun" diye söylendi Rüzgar. "Neden beni düşündün ki?"diye sordum. Sapık mıydı bu adam? "Neler yaşattıysan adama..." Diye söylendi Baran. Bu ne demekti şimdi? "Seni düşünmemek imkansız." "Yürüyor lan bu."dedi Rüzgar. "Anlayamıyorum seni Kerim. Ne geçiyor aklından."dedim gülerek. Yine yavşamaya başlamıştı. Aslında gerçekleri bilmesem bu yavşamasına karşılık verirdim normalde. "Ne geçtiği belli..."diye mırıldandı Baran. Ve derin bir iç çekti. "Çok güzelsin, çok iyisin, harika bir kadınsın. Kendine güvenin tam, ayakların yere sağlam basıyor, ne istediğini biliyorsun..."Gerçekten bu adamı boğmak istiyordum. Bana aşk itirafı yapıyordu. Utanmadan karşıma geçmiş, ailemi öldürdüğü halde bana aşk itirafında bulunuyordu. Bu cesaret nereden geliyordu? Bu adamın kafasında neler oluyordu böyle? "Sana karşı çok güzel duygular besliyorum. Biliyorsun Ortak da olduk. O ortaklığa bir aile olarak devam etsek kötü mü olur?." "Çüş." "Oha amına koyayım." "Kerim-" "Senden hemen bir cevap beklemiyorum tatlım. Biliyorum bu beklemediğin bir şeydi. Ama benim yerime koy kendini. Karşında bu kadar mükemmel bir kadın varken onunla sadece arkadaş kalmak çok zor. Ben hiç senin kadar muhteşem bir kadın görmedim. Görüşmediğimiz günler benim için nasıl zor geçiyor biliyor musun?"diye sordu ve derin bir nefes aldı. Sürekli gözlerime bakması beni rahatsız ediyordu. Şu an dediği hicbirsey umrunda değildi. Bu adam çıldırmıştı. Sadece onun karşısında nefes alamıyor bir haldeydim. Hıçkıra hıçkıra ağlayasım vardı. "Seni istiyorum, hayatımın geri kalanında yanımda ol istiyorum. Bunu düşün olur mu? Emin ol seni mutlu etmek için elimden geleni yaparım. Sen ve ben bir oluruz. Her zaman yanında olacağıma söz veriyorum. Seninle arkadaş kalma taraftarı değilim güzelim... 2 buçuk haftadır yoktum ve... Ah seni nasıl özledim anlatamam... Tam olarak o özlemle anladım sana karşı neler beslediğimi." Dudaklarım aralanmış bir şekilde onu dinliyordum. Şaşkındım. Korkunç şaşkın. Ailemi öldürdüğünü öğrenmemiş olsaydım bile bu yaptığını yine kabul etmezdim. Bu kadar hızlı olmazdı. Flörtten evliliğe, çok saçma. Uzun süre görüşemeyince, ilk fırsatta aşk itirafı yapmak da neyin nesiydi böyle? "Rüya ona daha yakın olman işimize çok yarar. Bundan emin ol. Seni öldürmek gibi bir düşüncesi kalmamış kafasında. Soğuk davranma." Rüzgar'ın dediklerinden sonra gülümseyerek Kerim'e baktım. Doğruydu. Babasını öğrenmek istiyorsam bu çok iyi bir fırsattı. Ama aynı zamanda iğrençti. Gerçekten korkunç iğrençti. "Kerim, yani evet seni tanıyorum ve insan olarak seviyorum..." Seviyordum. "Ama ilişki açısından hiç düşünmedim. Daha doğrusu ciddi bir ilişki konusund hiç düşünmedim."dedim ve omuz silktim. Bakışlarımı ondan çekip önümde boş bir şekilde duran tabağıma baktım. "Yani... bilmiyorum. Deneyebiliriz galiba."dedim bakışlarım tabaktayken. Gerçekten şu an bunu söylediğime inanamıyorum. Bakışlarımı tekrar Kerim'e çevirip gözlerine baktım."Yani senin gibi hemen evlilik düşünemem. Önce karşımdaki adama o gözle bakmam, o gözle incelemem lazım. Anlıyorsun dimi?" Diye sordum kaşlarımı kaldırmış bir şekilde. "Tabiki. Yeterki bana bir şans ver. Kendimi sana kanıtlıyım."dedi Kerim de kocaman sırıtmasıyla... "Şaka gibi."diye söylendi Baran. "Sadece o gözle tanıyalım şu anlık..."diye mırıldandım zoraki bir gülümsemeyle. Bunun üzerine Kerim oturduğu yerden kalktı ve yanıma geldi. Elimden tutup beni kaldırdı. Ardından bana sıkıca sarıldı. Tamam bu hiç güzel bir duygu değildi. O kadar kötü hissediyordum ki... Cidden kusucaktım. Bana sarılması bile sinirimi bozuyordu. Ondan uzaklaşacağım sırada bir şarkı çalmaya başladı. "Bu şarkı senin için..."diye mırıldandı kulağıma doğru. Ardından ellerini hafif bir şekilde belimde tutup dans etmeye başladı. 'Güzel kadın' çalıyordu. Ama ben dans etmek istemiyordum. Her ne kadar istemesem de ona eşlik etmek zorundaydım. Yavaş bir sekilde ona eşlik ettim. Bakışları sürekli suratımdayken ben omzuna bakıyordum. Gerçekten kafayı yiyecektim. İt herif ellerini belime sarmış dans ediyordu benimle. Bu beni öpmeye de kalkardı. Bana bu kadar yakın olması beni deli etmeye başlamıştı. Bu adam annemle babamı öldürmüştü ve şu an elleri belimde benimle romantik bir dans ediyordu. Onları canlı canlı yaktırmıştı... Gözüm dolmaya başladığında bakışlarımı tavana çevirdim. "Ağlıyor musun?"diye sordu Kerim ellerini belimden çekip yüzüme koyarken. Ellerinin yanaklarımda olması daha çok ağlama isteği oluşturuyordu. Bakışlarım ona kaydı. Gözlerine baktığımda benim için endişelendiğini farkediyordum. "Sorun ne?"diye sordu telaşlı bir şekilde. "Bir sorunum yok. Sadece biraz doluyum. Özür dilerim."dedim kısık sesimle. O sırada gözümden yaşlar akmaya başladı. Kerim hızla göz yaşlarımı silip beni göğsüne bastırdı. O böyle yapınca ben daha çok ağlamaya başladım. Deliricektim. Birde beni kendine yaslıyordu ağlamam için. Onu hafifçe itip uzaklaştım. Birde göğsüne mi yatacaktım? "Elimi yüzümü yıkayıp kendime gelmem lazım. Bana biraz izin verir misin?" "Tabiki de. Seninle gelmemi ister misin?"diye sordu. Başımı hayır anlamında sallayıp tuvalet doğru ilerledim. Kadınlar tuvaletine girip kapıyı örttüm. Ardından ağlamaya başladım. Çok dolmuştum... "Rüya iyi misin?" Diye sordu Rüzgar. "Değilim."diye çıkıştım. "O itle sevgili oldum resmen! Annemle babam beni görüyorsa ne kadar üzülürler. Onları öldüren adamın kollarındaydım."diye ekledim ve ağlamaya devam ettim. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. "Bir bahane bul ve çık ordan."dedi Baran. Çıkıyım mı? Daha yemek yiyecektik birde... "Saçmalama lan. Yemek yesinler."dedi Rüzgar da. "Sikerim yemeğini Rüzgar. Rüya çık ordan. Bir şey söyle ve çık." "Dikkat çeker. Yemek yesin. Zaten en zor kısmı bitti." "Seni yan sokakta bekliyorum Rüya. Ordan al beni." "Nereye lan? Baran! Sikicem ama, ne oluyor lan buna?" "Rüzgar?"diye seslendim burnumu çekerken. Neler oluyordu? Kavga mı ediyorlar? "Baran çıktı arabadan. Seni bekliyor. Sen devam edebilirsin. O beklesin orda. Boşver onu."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD